Home » Dersim » Haydar Karataş yazdı: Neden ‘Dersim’de Şiddete Hayır Yürüyüşü’?

Haydar Karataş yazdı: Neden ‘Dersim’de Şiddete Hayır Yürüyüşü’?

Şiddete karşı şiddetsizlik dilini bulmalıyız. Dersim’i yeniden inşa edebilmek için şiddetin kendisini, şiddetin dilini terk etmek lazım…

 

Haydar KARATAŞ

Dersim’e üç ‘insanlık anıtı’ dikilmelidir derim şiddete karşı
Anıtlardan biri 38 devlet katliamını temsil etmeli
İkinci anıt devlet tarafından öldürülen devrimcileri temsil etmelidir
Ve üçüncü anıt, şiddet örgütlerinin Dersim’de öldürdüğü sivil insanları temsil etmelidir…

İsimleri bir bir yazılmalıdır. Öyle ki, gelecek kuşaklar, torunlarımız önünden geçerken yaptıklarımız karşısında utançtan başlarını öne eğmelidirler.

Dersim’de bugün şiddete karşı yapılan yürüyüşü destekliyorum.

Son bir yılda Dersim’de üç sivil insan şiddet grupları tarafından öldürülmüştür.

1. Ali Doğan Firik, uzun yıllar hapis yatmıştı. Gebze Cezaevinde baba oğul yatarlardı (oğlu Zeynel 24 yıl yattı) fakir bir adamdı, hapishanede dahi çıkarsam Munzur dağında çoban olarak yaşamayı düşünüyorum derdi. Yurtdışına çıkabilirdi, ama o çobanlığı seçti. Söylediklerine göre şehre indiğinde içip gezen sarhoş bir adammış. İçmesin de ne yapsın.
Bana göre eğer bir insan içiyorsa derdi vardır, derdine ilaç bulmayan insanın ağrı kesicisidir içki.
Ali Doğan Firik’i laylondan çadırında öldürdüler. Bir sol örgütün bu ölümü üstlendiği söylendi. Hala inanmıyorum. Olur mu? Hiç olur mu?

Ali Doğan Frik, çobanlık yapıyordu.  16 Temmuz 2015’de Hozat Buzlupınar yaylasında TİKKO tarafından öldürüldü.

2. Erkan Doğan, Erkan’ı Deşt yatılı okulundan tanırdım. Bir alt sınıftaydı. Ölümü üzerine kardeşi ve annesi ile konuştum. Erkan kaçırıldı, öldürüldü. Bir bildiri yayınlandı, sanki iddialarında haklı olsalar insan öldürme hakları varmış gibi delillendirmeye çalıştılar, oysa Erkan bizi ihbar etti dedikleri gün o bölgede dahi olmadığı ortaya çıktı. Tunceli il merkezinde İstanbul’dan gelen ağabeyi ile tavla oynuyordu, gece geç saatte eve giderler. Bu kadar uzaktan aileye, olayın tanıklarını aradım, işin özü bir aşk cinayeti çıktı! Erkan 1994 yılında boşaltılan köyünü yeniden inşa etmeye çalışıyordu. Yaşlı annesini sırtına alıp köyüne geri gitmişti. Arıcılık yapardı.

Erkan Doğan, TİKKO tarafından 21 Temmuz 2016’da Dersim Merkeze bağlı Okurlar köyü yakınlarında öldürüldü.

Erkan Doğan’ın öldürülmesinde dört Dersimli kadın isyan etti. Leyla Gündüzkanat, Deniz Karakaş, Neval Tuğrul ve Nare Kızıl.

Dersim’de şiddeti kadınlar durdurur inancındaydım, ama erkek kavgasında kadın dahi erkekleşiyor o topraklarda. Bir süre sonra erkekler gibi konuşur oluyor, annelik duygusunu,  kadınlığı, zerafeti yerle bir ediyor oradaki şiddet.

Dersim’de üç insanlık anıtımız olmalı… 
38 anıtı, devletin katlettiği çoluk çocuk,
İkinci anıt, gene devletin öldürdüğü genç devrimciler,
ve üçüncü anıt şiddet gruplarının öldürdüğü mazlumlara atfedilmeli…

Şiddete karşı şiddetsizlik dilini bulmalıyız. Dersim’i yeniden inşa edebilmek için şiddetin kendisini, şiddetin dilini terk etmek lazım…

Ve 3. cinayet, henüz 24 yaşında olan Necmettin Öğretmen, kimin yaptığı belirsiz, ancak bu genç adamın “tek suçu” anne babasını görmek için yolunun Dersim’den geçiyor olması! Bir yolcu. Bu genç adamı kaçırıp öldürürler, cenazeyi Dersimlilerin kutsal gördüğü nehre attılar. Sanırım yaptıkları utancı su alıp götürsün diye düşündüler…

 

Necmettin Yılmaz, 19 Haziran 2017’de PKK tarafından Pülümür Vadisi’nde öldürüldü. Cesedi Pülümür Çayı’na atıldı.

DERSİM’DE ŞİDDETE HAYIR DEMELİYİZ

Dersim’de şiddete hayır demek için belki çeyrek asır gecikilmiştir, ama her şeye rağmen denenmelidir.

Son bir not:
Dersim’de şiddete hayır dendiğinde, hemen “ama devlet şiddeti ne olacak,” derler. Kardeşlerim devletler şiddet örgütüdürler. Devlet bizi tutuklayıp işkence ediyor, sürüyor, hapse atıyor. Kitaplarımızı yasaklıyor. Devletin şiddetine karşı dururken insan kalmayı unutursan olmaz. İnsanlık biter.

Bu şiddet yenilmelidir. Çobanlar, yolcular, fukara köylüler öldürülmemelidir…

Dersim’de öldürülen siviller için bir anıt yapılmalıdır. bunu Erkan Doğan’ın ailesine önerdim, masraflarını da üstlendim, ama aile korktu.

Ölen öldürülen her insanın adının yazıldığı bir anıt yapmalıyız. Belki o anıtı gören yeni kuşaklar, devlete karşı gelmede ölçünün ne olduğunu hatırlar, böyle utanılacak şeyler bir daha yapmazlar.

Dersim’de üç insanlık anıtımız olmalı…
38 anıtı, devletin katlettiği çoluk çocuk,
İkinci anıt, gene devletin öldürdüğü genç devrimciler,
ve üçüncü anıt şiddet gruplarının öldürdüğü mazlumlara atfedilmeli…

 

Dersimnews.com'u sosyal medyada takip edin
Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − 2 =