Home » Alevilik » ‘Türkiye’de demokrasi sorununun en temel nedeni Alevi meselesidir’

‘Türkiye’de demokrasi sorununun en temel nedeni Alevi meselesidir’

Sosyal medyada paylaşın

İzzettin Doğan: Türkiye’nin demokrasi anlayışını içselleştirmemsinin en büyük nedeni Alevi meselesidir. Bu kadar büyük bir kitle sürekli olarak dışlanıyor. 

Alevi Çalıştayları, “Cami-Cemevi projesi” gibi Alevi toplumun tepkisini çeken konular nedeniyle Alevilerden tepki alan İzzettin Doğan, CEM TV’de katıldığı programda gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Türkiye’deki siyasi partilerin egemen Sünni anlayışın etkisinde oldukları için Alevi sorunu çözüm üretemediklerini iddia eden Doğan, “Türkiye’de  demokrasi sorununun en temel nedeni Alevi meselesidir.” dedi.

Zafer Arapkirli ve Adnan Bulut’un hazırlayıp sunduğu Seçim Özel programına katılan CEM Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan, 24 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Alevi vatandaşların temel sorunları, AİHM kararları ve siyasi partilerin bu sorunlara yaklaşımını eleştiren Prof. Doğan, yaklaşan seçimler öncesi partilerin seçim programlarına tepki gösterdi.

İşte o açıklamalardan bazı satırbaşları:

PARTİLERİN SEÇİM KAMPANYALARI

Türkiye’de bugün bir siyasal sistemden başka bir siyasal sisteme ray değiştirme durumu mevcut. Bir hoca olarak bu seçimin demokratik bir ortamda gerçekleşmesini arzu ederdim. Yani görüşü düşüncesi ne olursa olsun siyasi parti liderlerinin içerde olmadıkları bir zeminde gerçekleşmesi gerekirdi. Demokrasinin de özelliği budur zaten. Azınlığında çoğunluk kadar haklara sahip olması gerekiyordu.

Dünya konjonktürünü göz önünde bulundurduğumuzda seçim kampanyalarında devlet nasıl olmalıdır seçeneğinin tartışıldığını ben görmüyorum. Globalleşen bir dünyada krizlere girmeden devlet nasıl olmalıdır sorusunun cevabı verilmelidir.

ALEVİLERİN TALEPLERİ

Ben İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine başladığımda yönetime sunduğum bir şartım vardı o da, Roma Hukuku yerine, temel hak ve özgürlükler hukuku ve devletler hukuku olarak bunlar ayrı kürsüler halinde kurulmalıdır dedim.

Türkiye’nin demokrasi anlayışını içselleştirmemsinin en büyük nedeni Alevi meselesidir. Bu kadar büyük bir kitle sürekli olarak dışlanıyor. Alevilerin topluma entegrasyonu sağlanamadı yıllardan beri. Çünkü Aleviliğin İslam anlayışında cebir, şiddet, kin ve nefret yasaktır. Tarih boyunca bakınız yapılan bütün haksızlıklara rağmen hiç bir şekilde çatışma ortamına girmemişlerdir.

Çoğulcu demokrasi daha çok özgürlük tanıyacağı yerde Türkiye’de tam tersi olmuş. Çünkü siyasi iktidarlar çoğunluğu oluşturan Sünni iktidarlara hitap ederek onlara öncelik vermişlerdir tarih boyunca. Vaatlerinde devlet mekanizmalarında Alevileri sürekli dışlayan bir politika izlemişlerdir.

ALEVİ ÇALIŞTAYLARI

Ben bu çalıştaylara katılırken Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının yanlış bir kelime konuşacağını düşünmediğim için katıldım. Bir hoca olarak orada bulunanları özellikle dış güçler konusunda uyardım. Siz Alevileri vali, kaymakam, emniyet müdürü yapmıyorsunuz dedim. Milyonlarca insanı siz kucaklamamakta ısrar ederseniz başka dış güçler pusuda bekliyor bu açığı size karşı kullanmak için.

Bakınız Türkiye’nin din hizmetleri teşkilatına. Bir çaycısı bile Alevi değildir. Devlet Sünni devlet görünümündedir. Benim buna çözümüm Bülent Ecevit döneminde Diyanet İşleri Teşkilatının A’dan Z’ye değiştirilmesi gerektiği oldu. Yeni teşkilat bütün inanç gruplarını eşit şekilde kucaklarsa sorun büyük ölçüde çözülmüş olur dedim. Yani herkesten vergi topluyorsunuz, o vergilerin tamamını Sünni bir teşkilata veriyorsunuz. Üstelik o teşkilatta Laik bir cumhuriyete karşı bir tavır içinde.

Yine Ecevit’le yaptığımız görüşmede kendisi bana Diyanet sizi bünyesinde istemiyor dediğinde devletin memuru mu buna karar verecek diye tepki verdim. O da bana biz bu makamlara oylarla geliyoruz. Bu ülkede yüz binin üzerinde cami var. Bize karşı yapacakları propagandayı biz göze alamayız dedi. Yani demokrasi için mücadele eden Karaoğlan bile böyle söyledi bize. Bu sürünceme bugüne kadar devam etti.

SİYASİ LİDERLER

Saadet partisi ile ilgili olarak Sivas Katliamı döneminde Sayın Karamollaoğlu’nun belediye başkanı olması tatsız bir tesadüf bana göre. Siyasal İslam’ı bence kedisi doğru bir şekilde temsil ediyor. Sayın Erdoğan’la karşılaştırdığımızda aynı özellikte olmalarına rağmen Siyasal İslam konusunda doğru analiz yapan Temel Karamollaoğlu’dur. Düşüncelerini benimsemiyorum tabi ama bir hoca olarak kendi içerisinde çelişkiye düşmemesi bakımında önemli bir noktadır bu.

Selehattin Demirtaş ve HDP’de ise, durum farklı olarak Türkiye’deki imajını yenilemelidir bana göre. HDP biz Türkiye’nin partisiyiz, bu ülkenin kaderini paylaşıyoruz, Türk – Kürt birlikte barış içinde yaşamaya devam edeceğiz demelidirler.

Ben Alevi vatandaşların talepleri ile ilgili umudumu hiç bir zaman yitirmedim. Karamsarlığı hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Kuran’da diyor ki yeryüzünün tamamını sana mescit olarak yarattım. Cami kelimesi yok dikkat edin. İşlerine gelmediği için bu ayetlere kimse dokunmaz. Benim kanaatim İslam’ı doğru yorumlamazlarsa İslam’ın başına birçok kötülük öreceklerdir. Bizim siyasilerin görmediği gerçek budur.

Siyasi partileri kâmil insanları Meclis’e getirmeye teşvik etmeliyiz dost ahbap ilişkileri dışında. Konu Meclis’e kapak atma konusu değil demokrasi konusudur. Bütün siyasi partilerde Aleviliği tanımlama konusu eksik kalıyor. Laiklik konusu sadece eşit mesafede olmak değildir. En büyük yanlış, eşit mesafede kalmak noktasında değil, eşit muamele yapmak zorundasınız. Herkesten eşit şekilde topladığın vergiyi sadece Sünni İslam anlayışına veriyorsun. Musevi, Hıristiyan, Alevi… Soruyorum buradan bu gibi inanç gruplarına ne veriyorsun. Bu ülkede kargaşa yaratmak için bu tutum takınılır bana göre başka hiç bir açıklaması yoktur. Ayrımcılık çok ciddi bir noktadadır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × 2 =