<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://dersimnews.com/comments/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dersimnews.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 06:27:41 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına Asme Roj tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-832</link>
		<dc:creator>Asme Roj</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 06:27:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-832</guid>
		<description>Sevgi Yıldız&#039;ın yorumuma dair ifade ettikleri  üzerine yazdığım yorum site tarafından kaldırılmış. Gerekçe ise &#039;&#039;sarf ettiğim söylemlerin hakaret içerdiğidir.&#039;&#039; Fakat siteden kaldırılan yorumumda da ifade ettiğim gibi benim söylem ve ifadelerim tamamen Haydar Karataş&#039;ın yazısının içerisinden alınmış ve KAYPAKKAYA geleneğine dönük sarf ettiği ifadelerdir.Yorumumun kaldırılmasına gerekçe olarak gösterilen hakaret içerdiği söylemi tamamen çarpıtmadır.Yorumum kaldırıldıysa neden Haydar Karataş&#039;ın yazısı kaldırılmıyor ve merak ettiğim birşey daha var Haydar Karataş&#039;ın yazısı burda yayınlanırken neden Halkın Günlüğü gazetesinin yazısı yayımlanmamış.Yukardaki yorumlarda sürekli bir saldırı ve karalama kampanyası başlatılmışçasına sözler sarf ediliyor.HG&#039;nin yazısı yayımlanmıyor ve yapılan karalama, iftira içerikli çirkin yorumlar kaldırılmıyor. Buda birkez daha göstermiştirki çifte standarçılık var işin içinde...

_________________________________________________________

&lt;strong&gt;Editörün Notu:&lt;/strong&gt;
 Sayın okurumuz yorumunuzda kişilere yönelik hakaret içerikli ifadeler kullanmışsınız. 
Bu yorumunuzda da aynı şeye devam etmişsiniz. Aklı evvel sözü hakaret değilde nedir? Bu size son uyarımızdır aynı şekilde devam ederseniz yorumlarınız bir daha yayınlanmayacaktır.

Halkın Günlüğü gazetesinin yazısı yayınlandı. Zahmet edip site içerisinde arama yapsaydınız yazıyı görürdünüz. Araştırmadan ezbere konuşuyorsunuz. 

Yazının linki:  http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgi Yıldız&#8217;ın yorumuma dair ifade ettikleri  üzerine yazdığım yorum site tarafından kaldırılmış. Gerekçe ise &#8221;sarf ettiğim söylemlerin hakaret içerdiğidir.&#8221; Fakat siteden kaldırılan yorumumda da ifade ettiğim gibi benim söylem ve ifadelerim tamamen Haydar Karataş&#8217;ın yazısının içerisinden alınmış ve KAYPAKKAYA geleneğine dönük sarf ettiği ifadelerdir.Yorumumun kaldırılmasına gerekçe olarak gösterilen hakaret içerdiği söylemi tamamen çarpıtmadır.Yorumum kaldırıldıysa neden Haydar Karataş&#8217;ın yazısı kaldırılmıyor ve merak ettiğim birşey daha var Haydar Karataş&#8217;ın yazısı burda yayınlanırken neden Halkın Günlüğü gazetesinin yazısı yayımlanmamış.Yukardaki yorumlarda sürekli bir saldırı ve karalama kampanyası başlatılmışçasına sözler sarf ediliyor.HG&#8217;nin yazısı yayımlanmıyor ve yapılan karalama, iftira içerikli çirkin yorumlar kaldırılmıyor. Buda birkez daha göstermiştirki çifte standarçılık var işin içinde&#8230;</p>
<p>_________________________________________________________</p>
<p><strong>Editörün Notu:</strong><br />
 Sayın okurumuz yorumunuzda kişilere yönelik hakaret içerikli ifadeler kullanmışsınız.<br />
Bu yorumunuzda da aynı şeye devam etmişsiniz. Aklı evvel sözü hakaret değilde nedir? Bu size son uyarımızdır aynı şekilde devam ederseniz yorumlarınız bir daha yayınlanmayacaktır.</p>
<p>Halkın Günlüğü gazetesinin yazısı yayınlandı. Zahmet edip site içerisinde arama yapsaydınız yazıyı görürdünüz. Araştırmadan ezbere konuşuyorsunuz. </p>
<p>Yazının linki:  <a href="http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html" rel="nofollow">http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına işçi partili tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-830</link>
		<dc:creator>işçi partili</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 21:06:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-830</guid>
		<description>herkese selamlar
sizi gaza getiren sizi sistemle yanlış temellerde mücadeleye sürükleyen anlayışlardan uzak durunuz. DEVLETİN kurduğu kürt örgütüyle gene devletle başınız belada oldu kürt partisiylede. ezilen solculuğu dışında hiç bir bilimsel teorisi olmayan hiç bir iddiası olmayan maceracı solcularıda aynı yöntemi uygulayarak dersimi insansızlaştırdılar!!
gelmeyein böyle gazlara türkiyeyi perinçek den başkası birleştiremez. birleştirenler devrimcidir. ayrıştıranlar gericidir.bu her gün ortada.
neden kürtler devlet kuramıyor?? çünki dayanabilecekleri bir gelenk devlet geleneği yok. ayrıca abd nin israilin denetimindeler.
bağımsız devrimci tek seçenek var oda işçi partisi 
bilimsel sosyalizm bağımsız türkiye
gerisi lafı güzaftır. 
dhf li arkadaşlar feodalitenin elverdiği şartlar altıda feodaliteden besleniyorlar.
tek ve gerçek mücadele işçi partisinde
saygılar....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>herkese selamlar<br />
sizi gaza getiren sizi sistemle yanlış temellerde mücadeleye sürükleyen anlayışlardan uzak durunuz. DEVLETİN kurduğu kürt örgütüyle gene devletle başınız belada oldu kürt partisiylede. ezilen solculuğu dışında hiç bir bilimsel teorisi olmayan hiç bir iddiası olmayan maceracı solcularıda aynı yöntemi uygulayarak dersimi insansızlaştırdılar!!<br />
gelmeyein böyle gazlara türkiyeyi perinçek den başkası birleştiremez. birleştirenler devrimcidir. ayrıştıranlar gericidir.bu her gün ortada.<br />
neden kürtler devlet kuramıyor?? çünki dayanabilecekleri bir gelenk devlet geleneği yok. ayrıca abd nin israilin denetimindeler.<br />
bağımsız devrimci tek seçenek var oda işçi partisi<br />
bilimsel sosyalizm bağımsız türkiye<br />
gerisi lafı güzaftır.<br />
dhf li arkadaşlar feodalitenin elverdiği şartlar altıda feodaliteden besleniyorlar.<br />
tek ve gerçek mücadele işçi partisinde<br />
saygılar&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına Dersim tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-829</link>
		<dc:creator>Dersim</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 19:10:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-829</guid>
		<description>Ayşegül hanıma bir kaç söz:
Öncelikle geçmiş dönemde bu harekete destek verdiğiniz için teşekkür etmek lazım(seçimlerde DHF&#039;nin propagandasını yapmaktan sesiniz kısılmış ya) ama bir insan yaptığı şeyleri heybesine sasklayıp günü gelince santaj olarak kullanırım mantığıyla hareket ederse doğru olmaz. Yorumlara, yazılara bakıyorumda Haydar Karataş başta olmak üzere herkes HG&#039;ye ve onun şahsında Kaypakkaya hareketine sayıp, sövüyor, hakaretler düzdürüyor ama HG tamamen siyasi jargonla reformist vb. terimler kullanınca vay efendim sormayın kopan kıyameti. Bu nasıl bir demokrasicilik oyunudur. Ayrıca kimse demokrasi adına kanla-canla yazılmış bir tarihe, geleneğe öyle istediği gibi sayıp-sövemez, herkes yerini, haddini bilmelidir. Eleştiri dediğiniz yapıcı-öğretici olmalıdır. Haydar beyin yazısını sitelerine asıp altıda Kaypakkaya, MKP&#039;ye katil diye yorum yapanlar var. Demokrasi adına, fikir mücadelesi adına bunlara eyvallahmı çekilsin.
Malesef sizin yarattığınız zihniyet bugün ezilen Kürt ulusuna devletten daha düşmanca bir tutum sergiliyor. 
Ayşegül hanım tutturmuş bir zazaca sayfa neden yok HG&#039;de diye...Yaz gönder yayınlanmassa o zaman konuş Demek ki şu an zazaca yayın yapacak olanakları yok...
bir kaç hatırlatma yapıp yorumu noktalayayım:
1-Dersim&#039;de 40 yıldır faşizme karşı savaşan, yüzlerce evladını şehit veren bir gelenekle Dersim halkını karşı karşıya getirmeye çalışmanız nafile ve komik bir çaba. Ama siz denemeye devam edin derim, belki faşizmin yapamadığını siz başarırsınız ve devletten üstün hizmet madalyası alırsınız...
2-DHF tabi ki BDp ve diğer demokrasi güçleriyle ittifak yapacak, yanyana duracak. Yanlışları eleştirmek düşmanlaştığımız anlamına gelmez. Eğer hatalardan dönülmüşse geçmişi deşmek faydasızdır. Tabi sizler Kürt düşmanlığını öyle boyutlandırmışsınız ki 90 yıldır Dersim halkının en büyük düşmanı olan CHP gibi faşist bir partiye destek vermeyi normal görüp, BDP gibi demokratik bir partiyle ittifakı yerden yere vurursunuz...
3-Kaypakkaya geleneğinin yayın evlerinden biri olan Kardelen yayıncılıktan çıkan zazaca eserler:
a-Zazaca Gramer
b-Zazaca sözlük
c-Moriber adlı roman
d-neredeyse her festival döneminde çıakrtılan Zazaca Dersim özel ekleri
e-DHF Dersim örgütlülüğünün birçok çalışmasında kullandığı Zazaca materyaller...
F-Grup Munzur ve diğer çeşitli sanatçılarının albümlerinde ısrarla yer verdikleri zazaca ezgiler
benim ilk elden aklıma gelenler bunlar...DÖn bak bakalım Dersimcilik oyunu oynayan hangi yapı, kurum ya da şahıs Zazacanın yaşaması için böylesi çaba sarfedip, eserler ortaya koymuştur?
Son bir not: Haydar beyler Ayşegül hanımların arkadaşı oluyormuş bundan dolayı eleştiremezmişiz...Bunu öğrendiğimiz iyi oldu valla, nasıl büyük bir gaflet içinde olduğumuzu öğrendik en azından...
Herkese iyi çalışmalar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşegül hanıma bir kaç söz:<br />
Öncelikle geçmiş dönemde bu harekete destek verdiğiniz için teşekkür etmek lazım(seçimlerde DHF&#8217;nin propagandasını yapmaktan sesiniz kısılmış ya) ama bir insan yaptığı şeyleri heybesine sasklayıp günü gelince santaj olarak kullanırım mantığıyla hareket ederse doğru olmaz. Yorumlara, yazılara bakıyorumda Haydar Karataş başta olmak üzere herkes HG&#8217;ye ve onun şahsında Kaypakkaya hareketine sayıp, sövüyor, hakaretler düzdürüyor ama HG tamamen siyasi jargonla reformist vb. terimler kullanınca vay efendim sormayın kopan kıyameti. Bu nasıl bir demokrasicilik oyunudur. Ayrıca kimse demokrasi adına kanla-canla yazılmış bir tarihe, geleneğe öyle istediği gibi sayıp-sövemez, herkes yerini, haddini bilmelidir. Eleştiri dediğiniz yapıcı-öğretici olmalıdır. Haydar beyin yazısını sitelerine asıp altıda Kaypakkaya, MKP&#8217;ye katil diye yorum yapanlar var. Demokrasi adına, fikir mücadelesi adına bunlara eyvallahmı çekilsin.<br />
Malesef sizin yarattığınız zihniyet bugün ezilen Kürt ulusuna devletten daha düşmanca bir tutum sergiliyor.<br />
Ayşegül hanım tutturmuş bir zazaca sayfa neden yok HG&#8217;de diye&#8230;Yaz gönder yayınlanmassa o zaman konuş Demek ki şu an zazaca yayın yapacak olanakları yok&#8230;<br />
bir kaç hatırlatma yapıp yorumu noktalayayım:<br />
1-Dersim&#8217;de 40 yıldır faşizme karşı savaşan, yüzlerce evladını şehit veren bir gelenekle Dersim halkını karşı karşıya getirmeye çalışmanız nafile ve komik bir çaba. Ama siz denemeye devam edin derim, belki faşizmin yapamadığını siz başarırsınız ve devletten üstün hizmet madalyası alırsınız&#8230;<br />
2-DHF tabi ki BDp ve diğer demokrasi güçleriyle ittifak yapacak, yanyana duracak. Yanlışları eleştirmek düşmanlaştığımız anlamına gelmez. Eğer hatalardan dönülmüşse geçmişi deşmek faydasızdır. Tabi sizler Kürt düşmanlığını öyle boyutlandırmışsınız ki 90 yıldır Dersim halkının en büyük düşmanı olan CHP gibi faşist bir partiye destek vermeyi normal görüp, BDP gibi demokratik bir partiyle ittifakı yerden yere vurursunuz&#8230;<br />
3-Kaypakkaya geleneğinin yayın evlerinden biri olan Kardelen yayıncılıktan çıkan zazaca eserler:<br />
a-Zazaca Gramer<br />
b-Zazaca sözlük<br />
c-Moriber adlı roman<br />
d-neredeyse her festival döneminde çıakrtılan Zazaca Dersim özel ekleri<br />
e-DHF Dersim örgütlülüğünün birçok çalışmasında kullandığı Zazaca materyaller&#8230;<br />
F-Grup Munzur ve diğer çeşitli sanatçılarının albümlerinde ısrarla yer verdikleri zazaca ezgiler<br />
benim ilk elden aklıma gelenler bunlar&#8230;DÖn bak bakalım Dersimcilik oyunu oynayan hangi yapı, kurum ya da şahıs Zazacanın yaşaması için böylesi çaba sarfedip, eserler ortaya koymuştur?<br />
Son bir not: Haydar beyler Ayşegül hanımların arkadaşı oluyormuş bundan dolayı eleştiremezmişiz&#8230;Bunu öğrendiğimiz iyi oldu valla, nasıl büyük bir gaflet içinde olduğumuzu öğrendik en azından&#8230;<br />
Herkese iyi çalışmalar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Orbay ve Dersim yazısına Davut Kurun tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim38/kazim-orbay-ve-dersim.html#comment-828</link>
		<dc:creator>Davut Kurun</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 18:33:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2216#comment-828</guid>
		<description>Sayin Koobagire.
ilgi ve uyariniz icin tesekurler.
Kazim Orbayin dogum tarihi 1886 dir, yanlis tuslama  ile 1986 yazilmis, ozür diliyerek duzeltiyorum.
nüfus ile ilgili anket konusunda bir cok sitede kaynak bulabilirsiniz,ornegin, bugün.com.tr,veya samanyoluhaber.com sitelerin de bulabilirsiniz. 
Ancak ben,ek olarak, donemin önemli aktörlerinden org.izzetin Calislar.in kitapliginda cikan ,T.C dahiliye vekaleti, jandarma umum komutanligi imzali, 3.sube 1. kisim 55058 numarali ,300 sayfanin üzerinde ki orijinal raporun, ayni adi tasiyan torunu Izzettin Calislarin raporu . yeni Safak gazetesinde ozetlenerek yayinladigi notlardan almistim. ancak not etmedigim icin gazete tarihi veremiyorum.internet sitelerinde bulmak mümkündürs. slm ve basarilar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayin Koobagire.<br />
ilgi ve uyariniz icin tesekurler.<br />
Kazim Orbayin dogum tarihi 1886 dir, yanlis tuslama  ile 1986 yazilmis, ozür diliyerek duzeltiyorum.<br />
nüfus ile ilgili anket konusunda bir cok sitede kaynak bulabilirsiniz,ornegin, bugün.com.tr,veya samanyoluhaber.com sitelerin de bulabilirsiniz.<br />
Ancak ben,ek olarak, donemin önemli aktörlerinden org.izzetin Calislar.in kitapliginda cikan ,T.C dahiliye vekaleti, jandarma umum komutanligi imzali, 3.sube 1. kisim 55058 numarali ,300 sayfanin üzerinde ki orijinal raporun, ayni adi tasiyan torunu Izzettin Calislarin raporu . yeni Safak gazetesinde ozetlenerek yayinladigi notlardan almistim. ancak not etmedigim icin gazete tarihi veremiyorum.internet sitelerinde bulmak mümkündürs. slm ve basarilar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Stuttgart‘ta Xızır Cemi yazısına ebuzer avesta tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/alevilik/stuttgart%e2%80%98ta-xizir-cemi.html#comment-826</link>
		<dc:creator>ebuzer avesta</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 11:53:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2128#comment-826</guid>
		<description>KADİM  KÜTÜPHANEYİ  ARAYANLAR 



                        

                                gece  herkes  uyurken    çölemerkte

                       kadim  kütüphanenin  olduğu eski  yeri   parmaklarımla  eşiyorum

                        nerde  bu  kalıntılar   , kimler  götürdü  bilgiyi 

                       antik   yunan , bugünkü batı  senin eserindir , senden çevirdiler  

                        kürdistan   neden  bugün   ıssız   ?

                         elemler  içimde  yosunlaşmışım   , yağmur  katreleri içime  damlar

                         kendini  kimseye  anlatamamak 

                        tiyatroda  maskeli  bilinmezi   oynamak  ne  zor  

                          sümeri sen  yarattın  ,  hep  ilkleri  yaptın  aryanın  torunları

                           dünyaya  hep  örneklik    ettin  

                            şimdilerde  egemen  mantığın  seni  küçümsemesi  nedendir 

                             kılıç  bakiyesi  ,  yeniyetme  küstahlar  kürde kefen  biçmekte 

                             milladdan  sonra onuncu  asırdan  sonra  buralara  gelenler 

                                onbin  yıldan  beridir  burada  olanlara  aklınca  hava  atar 

                                  olurmu  ,  vicdan  nasıl  dayanır  ?

                               kadim  kütüphenin  kalıntılarında  buldum  sembolü

                               uzay  , güneş  arka  fonlu uzayın ortasındaki  güneşin  içinde

                                sarı -  kırmızı  -  yeşil renkli pergelin içinde  ters  gülün 

                              üstünde  dikkatli  bakılınca  bir  düz  ok , birde  su  terazisi  

                               birinin  üstünde  avestadan  bir  kelam  , diğerinin  üstünde  kurandan  bir  ayet 

                                bu   işaretli  bayrağı , armayı  nerde  görürsen   gel  

                                 orda   umutsuzlara  merhem  ,  gurabaya -  yoksullara  şifa  

                                   zalıma   karşı  başkaldırı   vardır 

                                   peşinhükümleri  ,  cehaleti  arkana  bırak  

                                   katıl  bilgeler  ,  aydınlar  ,  peygamberler  ocağına 

                                   orda  yalnız  sömürü  ,  ard  niyet  olmaz

                                      tersine  herşeye  beraber  karar  verme  var

                                  hürriyet  ,  dayanışma  ,  soylular  var !

                                    sakın  sanayi ,  fransız  devriminden  sonraki  

                                   fikirlerle   paralel   koşturmayın  , hele  oryantalist  hiç değil 

                                      bu  aydınlanma  namus  için ,  toprak  altlarına  gömülmüş

                                       ecdadın  tekrar  sahneye  konması  içindir  

                                öyle  dar , ezber  görüşlerinizle  anlayamazsınız

                                    gerçek  zorunamı  gider  ergün  yıldırım sosyoloğu

                                kürtler  dün  gelenlere  parya olmayacak  , büyükleriniz  gibi 

                                    bu  halkı cahıl  bıraktırıp  köle  pazarlarında  satamayacaksınız 

                                ne  etmişsiniz  bu  halk  için  allah  aşkına  şakıyın 

                                  kendi  çıkarınıza  çok  şey  eklediniz  

                                   fakat  kürt  uyanmıştır  ,  belki  bende  etkili  olamayacam 

                                   sizlerin  jopunuz ,  egemenleriniz , ardınız  var 

                                    ama  gerçeğide  söylemek  farzdır  

                                   herşeyi   bildiğini  sanan  aklı  evveller bütün  kürtler  

                                   sizleri  tasvip  etmez sanırsam vede 

                             sirkinizde  tüccarlarınıza  palyaço  olmaz  herhalde  !

                               



                                            

                                             ebuzer     AVESTA     21   . 2  . 2012</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>KADİM  KÜTÜPHANEYİ  ARAYANLAR </p>
<p>                                gece  herkes  uyurken    çölemerkte</p>
<p>                       kadim  kütüphanenin  olduğu eski  yeri   parmaklarımla  eşiyorum</p>
<p>                        nerde  bu  kalıntılar   , kimler  götürdü  bilgiyi </p>
<p>                       antik   yunan , bugünkü batı  senin eserindir , senden çevirdiler  </p>
<p>                        kürdistan   neden  bugün   ıssız   ?</p>
<p>                         elemler  içimde  yosunlaşmışım   , yağmur  katreleri içime  damlar</p>
<p>                         kendini  kimseye  anlatamamak </p>
<p>                        tiyatroda  maskeli  bilinmezi   oynamak  ne  zor  </p>
<p>                          sümeri sen  yarattın  ,  hep  ilkleri  yaptın  aryanın  torunları</p>
<p>                           dünyaya  hep  örneklik    ettin  </p>
<p>                            şimdilerde  egemen  mantığın  seni  küçümsemesi  nedendir </p>
<p>                             kılıç  bakiyesi  ,  yeniyetme  küstahlar  kürde kefen  biçmekte </p>
<p>                             milladdan  sonra onuncu  asırdan  sonra  buralara  gelenler </p>
<p>                                onbin  yıldan  beridir  burada  olanlara  aklınca  hava  atar </p>
<p>                                  olurmu  ,  vicdan  nasıl  dayanır  ?</p>
<p>                               kadim  kütüphenin  kalıntılarında  buldum  sembolü</p>
<p>                               uzay  , güneş  arka  fonlu uzayın ortasındaki  güneşin  içinde</p>
<p>                                sarı &#8211;  kırmızı  &#8211;  yeşil renkli pergelin içinde  ters  gülün </p>
<p>                              üstünde  dikkatli  bakılınca  bir  düz  ok , birde  su  terazisi  </p>
<p>                               birinin  üstünde  avestadan  bir  kelam  , diğerinin  üstünde  kurandan  bir  ayet </p>
<p>                                bu   işaretli  bayrağı , armayı  nerde  görürsen   gel  </p>
<p>                                 orda   umutsuzlara  merhem  ,  gurabaya &#8211;  yoksullara  şifa  </p>
<p>                                   zalıma   karşı  başkaldırı   vardır </p>
<p>                                   peşinhükümleri  ,  cehaleti  arkana  bırak  </p>
<p>                                   katıl  bilgeler  ,  aydınlar  ,  peygamberler  ocağına </p>
<p>                                   orda  yalnız  sömürü  ,  ard  niyet  olmaz</p>
<p>                                      tersine  herşeye  beraber  karar  verme  var</p>
<p>                                  hürriyet  ,  dayanışma  ,  soylular  var !</p>
<p>                                    sakın  sanayi ,  fransız  devriminden  sonraki  </p>
<p>                                   fikirlerle   paralel   koşturmayın  , hele  oryantalist  hiç değil </p>
<p>                                      bu  aydınlanma  namus  için ,  toprak  altlarına  gömülmüş</p>
<p>                                       ecdadın  tekrar  sahneye  konması  içindir  </p>
<p>                                öyle  dar , ezber  görüşlerinizle  anlayamazsınız</p>
<p>                                    gerçek  zorunamı  gider  ergün  yıldırım sosyoloğu</p>
<p>                                kürtler  dün  gelenlere  parya olmayacak  , büyükleriniz  gibi </p>
<p>                                    bu  halkı cahıl  bıraktırıp  köle  pazarlarında  satamayacaksınız </p>
<p>                                ne  etmişsiniz  bu  halk  için  allah  aşkına  şakıyın </p>
<p>                                  kendi  çıkarınıza  çok  şey  eklediniz  </p>
<p>                                   fakat  kürt  uyanmıştır  ,  belki  bende  etkili  olamayacam </p>
<p>                                   sizlerin  jopunuz ,  egemenleriniz , ardınız  var </p>
<p>                                    ama  gerçeğide  söylemek  farzdır  </p>
<p>                                   herşeyi   bildiğini  sanan  aklı  evveller bütün  kürtler  </p>
<p>                                   sizleri  tasvip  etmez sanırsam vede </p>
<p>                             sirkinizde  tüccarlarınıza  palyaço  olmaz  herhalde  !</p>
<p>                                             ebuzer     AVESTA     21   . 2  . 2012</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına faruk tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-822</link>
		<dc:creator>faruk</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 22:49:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-822</guid>
		<description>ayse gul hanim bence siz biraz olaylara duygusal yaklasiyorsunuz ve bundan hareketle bir taraftan hakaret ettiyimizi soyluyorsunuz ,diyertaraftan her cumleniz hakaret icermektedir burdan bakarak sizin gercekten ozgur fikirlerin tartismasindan yana oldugunuz anlami cikmiyor biliyormusunuz.diline doladiginiz belediye secimlerine gelince elbette biz yinede murat kurun ve tasidigi anlayisin devamini yurutuyoruz.yanliz sizden farkli bir mantikla biz devrimci demokratik kurumlara karsi dusmanlik beslemeyiz .elestiri hakkimizi saki tutarak onlarla dusman karsisinda mucadelenin her alaninda birlikte hareket ederiz elstiri bir baskasini,veya bir kurumu yermek icin yapilmaz .onu gelistirmek veya yanlisindan dundurmek icin yapilir.bizde bu mantikla hareket ettik ve etmeyede devam edecez.eylemde birlik ajite ve propagandada serbestlik ilkesi budur.biz BDP,nin O,gunku tavrini bugunde elestiriyoruz ve kurumlar arasi tartismalar sokaga dokulemeyecek kadar onemlidir.bunu analyacaginizi umuyorum.ayrica haydar arkadasi elestirmek cokta vahim bir durum deyil eyer bazi elestirileri hakaret olarak veya demokrat olmamakla suclar ve tavir almaya kalkarsaniz ,sitede hadini asip bukadar bedel odeyen bir kuruma katil deme aczinde bulunanlara bir cift sozunuz olmaliydi .demokratlik benden yanaysan demokrat deyilsen tehditci olursun gibi olmaz Gercek adelet dogruyu tarafsiz olarak tavir takinmaktan gecer.Son bir sey daha soyliyeyim,sizi temin ederimki bu celik aldigi suyu hic unutmayacaktir.dostuna herzaman dost dusmaninada herzaman dusman gibi davranmayi bilmistir zaman zaman yanlislar yapsada kanla yazilan tarihe ihant etmez.cok inisler cikisar yasadi nice yari yolda birakanlar gordu ,Yenilikcilik adina ortaya cikip cok sey soyleyenler hic birsey olmadiklarini tarih onlarada bizede sizede gosterdi cevrenize bakarsaniz nekadar cok olduklarini sizde goreceksiniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ayse gul hanim bence siz biraz olaylara duygusal yaklasiyorsunuz ve bundan hareketle bir taraftan hakaret ettiyimizi soyluyorsunuz ,diyertaraftan her cumleniz hakaret icermektedir burdan bakarak sizin gercekten ozgur fikirlerin tartismasindan yana oldugunuz anlami cikmiyor biliyormusunuz.diline doladiginiz belediye secimlerine gelince elbette biz yinede murat kurun ve tasidigi anlayisin devamini yurutuyoruz.yanliz sizden farkli bir mantikla biz devrimci demokratik kurumlara karsi dusmanlik beslemeyiz .elestiri hakkimizi saki tutarak onlarla dusman karsisinda mucadelenin her alaninda birlikte hareket ederiz elstiri bir baskasini,veya bir kurumu yermek icin yapilmaz .onu gelistirmek veya yanlisindan dundurmek icin yapilir.bizde bu mantikla hareket ettik ve etmeyede devam edecez.eylemde birlik ajite ve propagandada serbestlik ilkesi budur.biz BDP,nin O,gunku tavrini bugunde elestiriyoruz ve kurumlar arasi tartismalar sokaga dokulemeyecek kadar onemlidir.bunu analyacaginizi umuyorum.ayrica haydar arkadasi elestirmek cokta vahim bir durum deyil eyer bazi elestirileri hakaret olarak veya demokrat olmamakla suclar ve tavir almaya kalkarsaniz ,sitede hadini asip bukadar bedel odeyen bir kuruma katil deme aczinde bulunanlara bir cift sozunuz olmaliydi .demokratlik benden yanaysan demokrat deyilsen tehditci olursun gibi olmaz Gercek adelet dogruyu tarafsiz olarak tavir takinmaktan gecer.Son bir sey daha soyliyeyim,sizi temin ederimki bu celik aldigi suyu hic unutmayacaktir.dostuna herzaman dost dusmaninada herzaman dusman gibi davranmayi bilmistir zaman zaman yanlislar yapsada kanla yazilan tarihe ihant etmez.cok inisler cikisar yasadi nice yari yolda birakanlar gordu ,Yenilikcilik adina ortaya cikip cok sey soyleyenler hic birsey olmadiklarini tarih onlarada bizede sizede gosterdi cevrenize bakarsaniz nekadar cok olduklarini sizde goreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Servan Barihas &#8211; Xızır (Video) yazısına Kalmem K. tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/galeri/servan-barihas-xizir-video.html#comment-821</link>
		<dc:creator>Kalmem K.</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 22:12:45 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2240#comment-821</guid>
		<description>Pir Şêrvan, 
sıma serva na helmê welati, serva na diağe welati zof berxudar vê, pil u khal vê! Haqê hard u asmeni, Xızırê serê deryayi sımade hast vo, sımade her waxt na rawa wese ra olvaz vo! 
Zon u kulture ma cıla zerrê mao, sıma destra ke yeno, tenena jêde Video, tenena jêde kasetu, deyısu, gulvengu cod keme, omıd keme. Zof selam, wes u war bımanê!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pir Şêrvan,<br />
sıma serva na helmê welati, serva na diağe welati zof berxudar vê, pil u khal vê! Haqê hard u asmeni, Xızırê serê deryayi sımade hast vo, sımade her waxt na rawa wese ra olvaz vo!<br />
Zon u kulture ma cıla zerrê mao, sıma destra ke yeno, tenena jêde Video, tenena jêde kasetu, deyısu, gulvengu cod keme, omıd keme. Zof selam, wes u war bımanê!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Kazım Orbay ve Dersim yazısına Koobağıre tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim38/kazim-orbay-ve-dersim.html#comment-820</link>
		<dc:creator>Koobağıre</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 21:12:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2216#comment-820</guid>
		<description>DAVUT  KURUN -Fransa yaşiyormuş ve iyi bir yazı. Ancak sayın Davut Kurun, bu yazıda bahs edilen Orbayın doğum tarihini yanlış yazmış. 2. 1.540.000 kişiyle yapılan anket ve beliritlen bir sürü tarihi olayların kaynağını belirmemış. Googleye verdim her hangi bir kaynağa rastlamadım. Sayın yazar bu gibi belgelerin kaynağını belirtmesi lazım ki yazılar daha da itibarlı hale gelsin.
Saygılarla selamlar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DAVUT  KURUN -Fransa yaşiyormuş ve iyi bir yazı. Ancak sayın Davut Kurun, bu yazıda bahs edilen Orbayın doğum tarihini yanlış yazmış. 2. 1.540.000 kişiyle yapılan anket ve beliritlen bir sürü tarihi olayların kaynağını belirmemış. Googleye verdim her hangi bir kaynağa rastlamadım. Sayın yazar bu gibi belgelerin kaynağını belirtmesi lazım ki yazılar daha da itibarlı hale gelsin.<br />
Saygılarla selamlar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>BDP&#8217;nin Dersim&#8217;e Bakış Açısı Değişiyor mu? yazısına dostmtd tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/manset/bdpnin-dersime-bakis-acisi-degisiyor-mu.html#comment-819</link>
		<dc:creator>dostmtd</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 18:35:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2182#comment-819</guid>
		<description>Editorden ricam yayınlanmasıdır,Saygılarımla MTD Mamıke Tunceli Dersim
BDP gerek meclisde gerekse meclis dışında,düşüncelerini ve halklara bakışını net bi şekilde belirtmiş ve ispatlamıştır,buğün 10 binlere varan yönetici parti üyesi ve seçmeni tek bi çakı tırnak makası üzerinde yakalanmadığı halde çezaevlerindedir.Kendi çalan ve oynayan şakşakçıların kimlerin olduğunu Öncelikle DERSİM halkı bilir,kimse DERSİM halkı adına fikir yürütüp saygısızlık yapmasın.....
Konferensa katılanları kürtçü ve DERSİM kimliğini inkarla suçlanılması,Biz binlerce öldürülen ecdadımızı,o tarihlerde(38)sadece kendi dilinde ağlayabilen göge avuçlarını kendi diliyle ettği duaalarla açan,halkımızın katline ortak,o tarihte ecdadımız kürt kimliğinden dolayı katl ve sürgün edildiğini hatırlatır,bu zulme kürt kimliğine olan kini ve düşmanlığı nerden geldiği belli olmayan yorumcuları saygı ve sevgiye davet ediyor,aksi durum ve düşünce katilleri aklamaktadır,,,,,bir daha bir daha düşünüp yorum yapmalarını diliyorum,,Bir DERSİM li ve 38 mağduru olarak,sevgilerimle....</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Editorden ricam yayınlanmasıdır,Saygılarımla MTD Mamıke Tunceli Dersim<br />
BDP gerek meclisde gerekse meclis dışında,düşüncelerini ve halklara bakışını net bi şekilde belirtmiş ve ispatlamıştır,buğün 10 binlere varan yönetici parti üyesi ve seçmeni tek bi çakı tırnak makası üzerinde yakalanmadığı halde çezaevlerindedir.Kendi çalan ve oynayan şakşakçıların kimlerin olduğunu Öncelikle DERSİM halkı bilir,kimse DERSİM halkı adına fikir yürütüp saygısızlık yapmasın&#8230;..<br />
Konferensa katılanları kürtçü ve DERSİM kimliğini inkarla suçlanılması,Biz binlerce öldürülen ecdadımızı,o tarihlerde(38)sadece kendi dilinde ağlayabilen göge avuçlarını kendi diliyle ettği duaalarla açan,halkımızın katline ortak,o tarihte ecdadımız kürt kimliğinden dolayı katl ve sürgün edildiğini hatırlatır,bu zulme kürt kimliğine olan kini ve düşmanlığı nerden geldiği belli olmayan yorumcuları saygı ve sevgiye davet ediyor,aksi durum ve düşünce katilleri aklamaktadır,,,,,bir daha bir daha düşünüp yorum yapmalarını diliyorum,,Bir DERSİM li ve 38 mağduru olarak,sevgilerimle&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına Ayşegül tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-818</link>
		<dc:creator>Ayşegül</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 14:52:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-818</guid>
		<description>Çevremde bu makaleyi okumayan insan neredeyse kalmamış gibi. Halkın Günlüğü okurları belediye seçimlerinde takınılan bağımsız tutuma sahip çıkmak yerine, BDP&#039;nin Kürtçü bakış açısına hızla sarılmış vaziyetteler.
Arkadaş BDP sizce Dersim konusunda ne hangi noktaya geldi, Şeraffettin Halis fikrimizi değiştirmeliyiz dedikten bu yana çok şey değişti, Selahattin Demirtaş sizce neden özür diledi. Bence yarı yolda kalıyorsunuz, BDP dersim siyasetini değiştiriyor, bu durumda Karataş&#039;a saldıran bu tutumunuz sizi zor duruma düşürmeyecek mi? 
Ayıp, bir taraftan demokratlık, eleştirye tahamül diyeceksiniz, diğer taraftan saldırı ve hakarette bulunacaksınız. Haydar Karataş&#039;ın kitaplarını yazılarını okuyan biriyim ve kendisi de arkadaşım olur. 
HG&#039;ye yapılan bu iki makale şunu göstermiştir, grup halinde düşünen, grup halinde saldırıya geçen bir ruh hali, tek başına, fikirleri dışında hiç bir savunusu, arkasında kuvveti olmayan bir yazarın duvarına toslamıştır. sizin gözünüzde kale görünümde olan fikirleriniz, fiske vuruşuya yıkılmış. 
Karataş&#039;a saldırmak birşey ifade etmiyor, siz ona saldırdıkça, dersim kimliğini inkar ettiğiniz sonucu çıkar ve kaybedersiniz. 
Avrupa&#039;da organize ettiğiniz o konsere bağımsız Dersim kimliğini savunan tek bir kişi davet ettiniz mi? Aysel Tuğluk. Bu halk bağımsız belediye seçimlerinde Tuğluk gillerin sefaletini ortaya çıkarmadı mı? 
Bu politikanın altında kalırsınız, bilmiş olun. Dersim artık eski Dersim değil, belediye seçimlerinde yaptığınız gibi, sizden Murat Kur tavrı bekliyoruz, BDP&#039;ye bel bağlamayan, insanları, tabanı dinleyen bir tutum. 
Ben hiç bir çevreye yakın kendimi hissetmiyorum, ama o belediye seçiminde avazım çıktığı kadar bağırdım, heyecanlandım, biz de geliyoruz dedim. Demek ki kandırmışsınız bizi, göreceğiz. Karataş benim, bizim gibi düşünenlerin sesi kulağı oldu, o Karataş&#039;a değil, bize saldırın! Bizi linç edin. Bir sonraki sayıda zazaca sayfayı istiyorum, Kürtçe sayfanın hemen yanında. Sizde onur varsa siz de isteyin. Murat Kur seçilsin diye sesim kısıldı, benim kısılan sesimi BDP ile pazarlık masasına yatıramazsınız? bence susun, konuştukça, arkadaşıma saldırdıkça batıyorsunuz. siz yerinize derginiz düşünüyor ve yeterince rezillik var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çevremde bu makaleyi okumayan insan neredeyse kalmamış gibi. Halkın Günlüğü okurları belediye seçimlerinde takınılan bağımsız tutuma sahip çıkmak yerine, BDP&#8217;nin Kürtçü bakış açısına hızla sarılmış vaziyetteler.<br />
Arkadaş BDP sizce Dersim konusunda ne hangi noktaya geldi, Şeraffettin Halis fikrimizi değiştirmeliyiz dedikten bu yana çok şey değişti, Selahattin Demirtaş sizce neden özür diledi. Bence yarı yolda kalıyorsunuz, BDP dersim siyasetini değiştiriyor, bu durumda Karataş&#8217;a saldıran bu tutumunuz sizi zor duruma düşürmeyecek mi?<br />
Ayıp, bir taraftan demokratlık, eleştirye tahamül diyeceksiniz, diğer taraftan saldırı ve hakarette bulunacaksınız. Haydar Karataş&#8217;ın kitaplarını yazılarını okuyan biriyim ve kendisi de arkadaşım olur.<br />
HG&#8217;ye yapılan bu iki makale şunu göstermiştir, grup halinde düşünen, grup halinde saldırıya geçen bir ruh hali, tek başına, fikirleri dışında hiç bir savunusu, arkasında kuvveti olmayan bir yazarın duvarına toslamıştır. sizin gözünüzde kale görünümde olan fikirleriniz, fiske vuruşuya yıkılmış.<br />
Karataş&#8217;a saldırmak birşey ifade etmiyor, siz ona saldırdıkça, dersim kimliğini inkar ettiğiniz sonucu çıkar ve kaybedersiniz.<br />
Avrupa&#8217;da organize ettiğiniz o konsere bağımsız Dersim kimliğini savunan tek bir kişi davet ettiniz mi? Aysel Tuğluk. Bu halk bağımsız belediye seçimlerinde Tuğluk gillerin sefaletini ortaya çıkarmadı mı?<br />
Bu politikanın altında kalırsınız, bilmiş olun. Dersim artık eski Dersim değil, belediye seçimlerinde yaptığınız gibi, sizden Murat Kur tavrı bekliyoruz, BDP&#8217;ye bel bağlamayan, insanları, tabanı dinleyen bir tutum.<br />
Ben hiç bir çevreye yakın kendimi hissetmiyorum, ama o belediye seçiminde avazım çıktığı kadar bağırdım, heyecanlandım, biz de geliyoruz dedim. Demek ki kandırmışsınız bizi, göreceğiz. Karataş benim, bizim gibi düşünenlerin sesi kulağı oldu, o Karataş&#8217;a değil, bize saldırın! Bizi linç edin. Bir sonraki sayıda zazaca sayfayı istiyorum, Kürtçe sayfanın hemen yanında. Sizde onur varsa siz de isteyin. Murat Kur seçilsin diye sesim kısıldı, benim kısılan sesimi BDP ile pazarlık masasına yatıramazsınız? bence susun, konuştukça, arkadaşıma saldırdıkça batıyorsunuz. siz yerinize derginiz düşünüyor ve yeterince rezillik var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>&#8216;Dindar Nesil&#8217;den Aleviler Endişeli yazısına ebuzer avesta tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/alevilik/dindar-nesilden-aleviler-endiseli.html#comment-817</link>
		<dc:creator>ebuzer avesta</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 13:05:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2150#comment-817</guid>
		<description>EBUZER  ZERDEŞTE   KARŞIN   VEHABİ   SUUD  , GÜLEN  HANEFİMİ    HANGİSİ   KÜRTLER  GAZALİYİ , NİZAMİYEYİ   AŞMALI  ,  GELİŞMELİ  ,  ÖNYARGI  ,  KÖLELİK  POMPAYANLARIN  , TAŞERONLARIN   MASKELERİNİ   DÜŞÜRMELİ  .  ESKİDEN  OLDUĞU   GİBİ   ZERDEŞT   EBUZERİ   YÜCELTMELİ  ESKİ  AYDINLIK  GÜNLERE  EVRİLMELİ .  BUNUDA  AYDINLANMIŞLAR   ANLAR   SANIRIM  YOKSAM  EZBERCİ  NAKİLCİLERE  NE  KADAR  SÖZLERİM  ETKİ  EDER  KUŞKULU  DEĞİLİM  DEĞİLSEM   YALAN  OLUR    ....   ülkede   atölyeden   çıkmışcasına  tek renk  sürülmekte  ya  hanefi   onunda  gülen  ekolü  -  sanki  diğer  cematlar  üvey  evlat  herneyse  -   vede  turani  olacaksın   . Dünya  bugünlere  kadar  nasıl  birikimler  üzerinde  yükseldi  . Farklı  nedenlerde   var   fakat  beni  enterese  eden  sistemin  bir  görüşü  kıble  belletmesi     başka  islami ekollerde   var  selefilik  ,   akılcılık  gibi  . Fakat   ne  yazıkki  islam  aleminde  ya   suud  vehabi   yada  gülen  ekolü  desteklenmekte  . Kürt  düşünür  ali  şeriatinin  ebuzer  yani  öze  dönüş  aliye ,  hüseyine  dönüş  yolunun  takipçileri   kısıtlı  . Ha  sakın  iran  şiasını  unuttu  sanmayın   bugünkü  iran  ali  şeriatinin  hayal  ettiği  iran  değil  . Baskıcı  ,  otoriter  , rüşvetten  kirlenmiş  ,  masum  imamlarmış   -  bizim  dedelerde  masum  ya  ironik -   velayeti   fakinin  ayakları  altında  yozlaşmıştır  ,  petrol  gelirlerine  yapışmışlar  ,  bilgi  - akıl  toprağa  gömülmüş  ,  demokrasi  zaten  yok  , söylesen bunları   hemen  amerikancı  damgası  vururlar  . Ali  şeriati  olsun  abdülkerim  suruş   gibi  bilge  aydınlar  aliye dönüş    gerçek  diriliş  derken  büyük  pencereden   bakıyorlardı - yürekleri   saf  idealistti    -  bende  naçizane  bunların  fikirlerini  ,  kitaplarını  okuyorum  herkes  biryerlere  çekiyor  . İkiside bizler   gibi   iranın o   muaazam    geçmişiyle  kopuk  olmasını  eleştirir  , tamam  başta   şaha  karşı  mollara  güvendiler  sonra  diğer  muhalifler  gibi  dışlandılar  -  bizim  ülkenin  geçmişine  ne  kadar  benziyor   . Hayyamı  , sadi  ,  hafız  , hasan  sabbah  ,  nesimi  , firdevsi  ,  mevlana   gibi  birçok  bilgeyle  iletişim   koparılmış  herşeyi  mollar  başarmış  aynen  bizim  ülkede  olduğu  gibi  herşeyi  gülen  hanefi -  turani  cemaatı  etmiş  ne  kadar  benziyor  .  Özellikle  zerdüştlüğe  çok  önem  verir  ikiside  tekrar  canlandırılmasını  ,  insanlığa  büyük  kaynak  olabileceğini  söylerler  . Gelelim  asıl  konuya  bu  ülkede  sadece  sünnilikmi  olacak  devlet  zaten  pompalıyor  ,  sahip  çıkıyor   başka  öğretileri  sapkın  ilan  etmiş  . Bizim  kürt  dindarlarda  gazali  felsefesini  kısmen  aşamamış  , aşırı  önyargılı  olmuşlar  - tabi  sistem  hep  faydalanmış  - , yeni  , ayrık  fikirler  zaten  yeşeremiyor  . Et  meselesini  aşamadılar  murdarmı  ,  günahmı  ?  Hanefiler  hep  kullandılar  zaten özellikle   nizamiye   medreselerinden   beri  . Söylenecek  söz  çok  bu  yönde  işte  yaram  bizim  kürtlerin  çevrelerine  geniş  ,  evrensel  bakmaları  , zerdüştlüğü  bilmelerini  , araştırmalarını  umardım  . Öyle  resmilerin  ,  diyanetin ,bazı   molların dediği  değil  kürtler  haramzadeliği - mankurtluğu   bırakmalı  ,  dedikodulara  , çirkef   sözlere  mahal  vermemeli  . Acaba  ne  kadar  başarılı  oluruz  fakat  kürtlerin  öze  dönüş  yani  eskiden  olduğu  gibi  dirilmeleri  şart  . Ne  kadar  etkili  olur  bu  sözler gidişata  etki  edermi  bilemem  yinede  3 - 5  kişiye  ifade  edebilmişsem  kendimi  .Sonuçta    Kürdistanda  büyük  düşünen  ,  aydın ,  evreni  bilen  teolog  felsefecilerin  çıkmasını  dünyaya  şamar  atmasını  beklemek  çokmu ?  Önyargılar  ,  çamurlamalar  ,  cahılların ellerinde saldırmalar  olmamalı  şafiliğin  , medreselerin  , bunlardan  çıkan  değerli  insanları  görmezden  geldiğim  sanılmasın  biryerlere  oturtmayın  hemen . 



                   

                

                      Baştan   söylüyorum sakın benide  zerdüştlük   aryan , pers   propagandası  ediyor , ırkçılık ,  bidat  ,  şirk   ediyor  diye  küçük   bilinen  argümanlarla  suçlamasın  bazıları  baştan  söyleyim  pergel  metaforu  kıblem  , önyargılı  değilim ,  hergörüşe  saygım   var  . Şia  mahreçli  siteleride  ,  muhalif  sunni  siteleride , farklı  görüşleride    takip  ederim  ,  önyargılı  olmamalı  oralardada  çok  kaliteli  ,  insani  tartışmalar  var ,  faydalanıyorum zaten hepsini   aynı  gibi  görmek   cehallettendir   . İhsan  eliaçık  ,  eren  erdem  ,  kenan  çamurcu  ,  cihan  aktaş  ,  ahmet  özcan  gibi  burda  adını  hatırlayamadığım  birçok  kimse  var  . Vahabi  ,  gülen  olsun , diğerlerinide  izlemeli ,  hepsinden  çok  dine  , herşeye  hakim  olunmalıki  gerçekler  açığa  çıka  bizleri  önyargılı  eleştiren  özellikle  dostun  gülü  yaralar  sözünde anlatıldığı  gibi - bizim  gazaliyi , nizamimülk   medresesini  aşamamış  kürtlerimiz  -  sonra   akp  nin  müfit  yüksel  ,  mehmet  metineri  dini  ençok  bilirmiş  . Kişilerle  uğraşmayı  sevmedim  felsefelerle  ,  görüşlerle  tartıştım  bizim  kürtler  bilmelidirki  bu  zatlar  eskide  aga  beylerinin   ettiği    gibi  kürtleri  köleleştirmek  peşindeler  , cahil  kalmaları  , gazaliyi  aşamamaları geçmişte  yakınlarının , egemenlerin  değirmenlerine nasıl  un  taşımışsa bugünde  tezgah   öyle  yürüsün    . Fakat  farklı  olsa  kürtler  bunların  maskelerini  indirse ,  aslında  kendimizdede  hatalar  var  hep  karşıtları  suçlamak  değil  . Zaten  sistem  ,  devlet  sırtımıza  binmiş  kendimizi  ifade  edemiyoruz  bide  provokasyonlar  , dinsel  mekanlara  saldırılar  -  kısmen  derinlerin  işidir  -  , dedikodulara  neden  oluyor  . Kürtlerin  iyi ,  geniş  ölçmesi  şart  bütün  kürtlere  hitap  etmesi  ,  önyargılı  olmaması  gerek  . Üç -  beş  oyum  var  ,  tabanım  var  hayır  ben  kürdistana  ,  bölgeye  ,  dünyaya  hakikat  ışığını  yayacam ,  büyük  amaçların  yolcusu  olmalı  . Birikimleri  üst  üste  kondurarak  ,  tecrübelerle  , basit  ayak  oyunlarına  evrilmeden  ,  başkalarına  benzemeyerek  . Kendi  yolunu  bulacaktır  nehir  sonra  okyanuslarla  bulaşacaktır  . Büyük  düşüncelerden  tarafım  , geçmişte  hatalar  olabilir  , dersler  çıkarılmalı  ,  temizlik  ,  saflık  ilke  edinilmeli . Önyargılı  ,  beyinleri  yıkanmış  kürtlere  ulaşılmalı  , hemhal  olunmalı  ,  büyük  düşüncelerin  ,  hakikatın  yolcusu  olduğumuz  anlatılmalı  ,  kazanmalıyız  . Bunları zaten  anlayan ,  gelişmiş  kürt  yapar  , ne  kadar  kendimizi  ifade  edebildik  ,  umarım  az -  çok  bişeyler  zihinlerde  canlandırmışızdır  . Aynen  karşılıklı  konuşarak  ,  bütünleşerek  ,  fikir  alış -  verişinde  bulunarak  ,  bütün  kürtleri  sonra  bütün  evreni  kazanarak  kürdün  geçmişte  dünyaya  yaydığı  bilgelik  ,  aydınlık  nurlarını  tekrar  canlandırmalı  . Yanlış  ,  farklı  yerlere  çekilmek  istemem  burda  ulusçuluk  ettiğim  sanılmasın  herkese  saygım  var  burda  ezilenden  yana  olmak  var   filistin  için  ,  mazlumlar  için  ,  hakları  gasp  edilenler  kim  olursa  olsun  önyargısız  yanlarında  olmak  var  . Burda  kavga  etmek  ,  birilerine  zorla  bişey  kabul  ettirmek  yok  . Devletin ,  sistemin  ettiği  zulmler  ,  acılar  çoktur  ne  olur  kürtler  ,  ezilenler  akp  nin  ardına  takılmayın  ali  şeriati  ,  abdülkerim  suruşun  , musa  anter  ,  ismail  beşikçi nin  önerdiği  mazlumdan  yana  olmak  yani  aliye  -  ebuzere  dönüş  yolunda  buluşalım  . Vehabi  ,  gülen  yönü  sömürüdür  ,  işbirliğidir  ,  özelleştirmedir  ,  petrol -  siyaset  ağalığıdır  ,  amerikan - sionist  dolarıdır , nato   copudur  . Kürt  halkı  mazlum , onurlu  halktır  gülen  cemaatinin , akp nin  kuyruğuna  takılmayacak ,  birkaç  memurusluğa  ,  kömüre  ,  çaya  ecdadına   ihanet  etmeyecek  . Anlayın  yaraları  biz  dine  karşı  değiliz  dedikodulara  inanmayın  neyi  istiyoz  hakiki  yolu  istemek  suçmu ?  Yada  zerdeşti  , diğer  kürt  bilgelerini  , aydınlarını  yüceltmek  suçmu  ?  Bunu  türkler  ,  başka  uluslar  yapınca  ses  çıkarmayanlar  beni  neden  ırkçılıkla  suçlar  lütfen  doğruları  maskelemeyelim  ,  kürtleri  ,  işçileri  falan  kandırmayalım  . Müfit  yüksel  , diğerleri  filan  sadece  dini  bildiğini  sanıp   ukala  tavırları   bırakmazlar   gerçi  tarih  mutlaka  hak  verecektir  . Mazlumlar  için  verdiğimiz  çaba  bunlar  gibi  cebe  , villalara  yatırım  değil  belki  zerdeşt  gibi  açlıktan  ölecem  ama  şerefimle  ölecem  vede  tarihe  alçaklıklarınızı  anlatarak  ölecem ,  maskeleri  düşürerek  ,  saptırmalarınıza  ,  hilelerinize  yanıt  vererek  muhammed  s.a.v  ın  kuzeni  ali a.s gibi  ebuzer  gibi  , hamza  , zerdeşt gibi  çarpışarak  , namusumla    ölecem  vicdansız , sömürgeciler . Aslında  birçok kimse   tanırdı bizleri   eskiden  şimdilerde  bakmayın  hilelere  ,  resmi  palavralara  yukarı   doğru   güneşe  bakın  güneşe  ama   kalp  gözünüzle  ezoterik   bilimsel  bakın   engin  olanlar  kırmızı  , yeşil  ,  sarı  renki  pergelin  içinde   ters  gül  ,  gülün  içinde  yakından çok  yakından  baktıkça  hissedilen  ok  ,  okun  içindede  avestadan  bir  kelam  , diğer  tarafındada  kurandan  bir  ayet   evet  bilgeler  ,  kendi  çeperini  kıranlar  bu  sembolü  nerede  görürsünüz  gelin  oraya  orada  dostluk ,  sevgi  ,  şefkat  ,  özveri  ,  ilim  ,  bilgelik  , sevda , paylaşım  vardır  . Diğerlerinde   olan   sömürmek  ,  cahil  bıraktırıp   sağmak  ,  yolmak  ,  sahte  mürşitlik  ,  hocalık ,  pirlik  ,  gavslık  ,  kutupluk  .....   falan   yoktur   orada   toparlanıp    gerçeği   beraber  yaratmak   var  ,  dinlemek  ,  bir  olmak   var  , aydın  ,   ilerici  karekterler olmak    var   .   Fakat  beyinlerinize  pompalanmış  sözlerden  ,  ezberlerden  sıyrılacağınıza  inanıyorsanız  açın  eşiği  , yoksam  yakalanırsınız  , elenirsiniz , gelmeyin  umutları   yıkmayın  . Egemenler  ,  sömürenler  yanlış  ,  farklı  belletebilir ,  zaten  yanlış   aktarmışlar  yine  üstüne  basa  basa tekrar  söylüyorum  ebuzer  zerdeştin  yolu  onların  atttığı  iftiralara  benzemez  . Yaşamalı  ,  bilmeli  ,  yetkinleşmeli  ,  gelişmeli  , araştırmalı  ,  okumalı , sonra   yorum  yapmalı  ,  kıyaslamalı      .........





                                                                       20 . 2  . 2012        zerdeşt   EBUZER</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>EBUZER  ZERDEŞTE   KARŞIN   VEHABİ   SUUD  , GÜLEN  HANEFİMİ    HANGİSİ   KÜRTLER  GAZALİYİ , NİZAMİYEYİ   AŞMALI  ,  GELİŞMELİ  ,  ÖNYARGI  ,  KÖLELİK  POMPAYANLARIN  , TAŞERONLARIN   MASKELERİNİ   DÜŞÜRMELİ  .  ESKİDEN  OLDUĞU   GİBİ   ZERDEŞT   EBUZERİ   YÜCELTMELİ  ESKİ  AYDINLIK  GÜNLERE  EVRİLMELİ .  BUNUDA  AYDINLANMIŞLAR   ANLAR   SANIRIM  YOKSAM  EZBERCİ  NAKİLCİLERE  NE  KADAR  SÖZLERİM  ETKİ  EDER  KUŞKULU  DEĞİLİM  DEĞİLSEM   YALAN  OLUR    &#8230;.   ülkede   atölyeden   çıkmışcasına  tek renk  sürülmekte  ya  hanefi   onunda  gülen  ekolü  &#8211;  sanki  diğer  cematlar  üvey  evlat  herneyse  &#8211;   vede  turani  olacaksın   . Dünya  bugünlere  kadar  nasıl  birikimler  üzerinde  yükseldi  . Farklı  nedenlerde   var   fakat  beni  enterese  eden  sistemin  bir  görüşü  kıble  belletmesi     başka  islami ekollerde   var  selefilik  ,   akılcılık  gibi  . Fakat   ne  yazıkki  islam  aleminde  ya   suud  vehabi   yada  gülen  ekolü  desteklenmekte  . Kürt  düşünür  ali  şeriatinin  ebuzer  yani  öze  dönüş  aliye ,  hüseyine  dönüş  yolunun  takipçileri   kısıtlı  . Ha  sakın  iran  şiasını  unuttu  sanmayın   bugünkü  iran  ali  şeriatinin  hayal  ettiği  iran  değil  . Baskıcı  ,  otoriter  , rüşvetten  kirlenmiş  ,  masum  imamlarmış   &#8211;  bizim  dedelerde  masum  ya  ironik &#8211;   velayeti   fakinin  ayakları  altında  yozlaşmıştır  ,  petrol  gelirlerine  yapışmışlar  ,  bilgi  &#8211; akıl  toprağa  gömülmüş  ,  demokrasi  zaten  yok  , söylesen bunları   hemen  amerikancı  damgası  vururlar  . Ali  şeriati  olsun  abdülkerim  suruş   gibi  bilge  aydınlar  aliye dönüş    gerçek  diriliş  derken  büyük  pencereden   bakıyorlardı &#8211; yürekleri   saf  idealistti    &#8211;  bende  naçizane  bunların  fikirlerini  ,  kitaplarını  okuyorum  herkes  biryerlere  çekiyor  . İkiside bizler   gibi   iranın o   muaazam    geçmişiyle  kopuk  olmasını  eleştirir  , tamam  başta   şaha  karşı  mollara  güvendiler  sonra  diğer  muhalifler  gibi  dışlandılar  &#8211;  bizim  ülkenin  geçmişine  ne  kadar  benziyor   . Hayyamı  , sadi  ,  hafız  , hasan  sabbah  ,  nesimi  , firdevsi  ,  mevlana   gibi  birçok  bilgeyle  iletişim   koparılmış  herşeyi  mollar  başarmış  aynen  bizim  ülkede  olduğu  gibi  herşeyi  gülen  hanefi &#8211;  turani  cemaatı  etmiş  ne  kadar  benziyor  .  Özellikle  zerdüştlüğe  çok  önem  verir  ikiside  tekrar  canlandırılmasını  ,  insanlığa  büyük  kaynak  olabileceğini  söylerler  . Gelelim  asıl  konuya  bu  ülkede  sadece  sünnilikmi  olacak  devlet  zaten  pompalıyor  ,  sahip  çıkıyor   başka  öğretileri  sapkın  ilan  etmiş  . Bizim  kürt  dindarlarda  gazali  felsefesini  kısmen  aşamamış  , aşırı  önyargılı  olmuşlar  &#8211; tabi  sistem  hep  faydalanmış  &#8211; , yeni  , ayrık  fikirler  zaten  yeşeremiyor  . Et  meselesini  aşamadılar  murdarmı  ,  günahmı  ?  Hanefiler  hep  kullandılar  zaten özellikle   nizamiye   medreselerinden   beri  . Söylenecek  söz  çok  bu  yönde  işte  yaram  bizim  kürtlerin  çevrelerine  geniş  ,  evrensel  bakmaları  , zerdüştlüğü  bilmelerini  , araştırmalarını  umardım  . Öyle  resmilerin  ,  diyanetin ,bazı   molların dediği  değil  kürtler  haramzadeliği &#8211; mankurtluğu   bırakmalı  ,  dedikodulara  , çirkef   sözlere  mahal  vermemeli  . Acaba  ne  kadar  başarılı  oluruz  fakat  kürtlerin  öze  dönüş  yani  eskiden  olduğu  gibi  dirilmeleri  şart  . Ne  kadar  etkili  olur  bu  sözler gidişata  etki  edermi  bilemem  yinede  3 &#8211; 5  kişiye  ifade  edebilmişsem  kendimi  .Sonuçta    Kürdistanda  büyük  düşünen  ,  aydın ,  evreni  bilen  teolog  felsefecilerin  çıkmasını  dünyaya  şamar  atmasını  beklemek  çokmu ?  Önyargılar  ,  çamurlamalar  ,  cahılların ellerinde saldırmalar  olmamalı  şafiliğin  , medreselerin  , bunlardan  çıkan  değerli  insanları  görmezden  geldiğim  sanılmasın  biryerlere  oturtmayın  hemen . </p>
<p>                      Baştan   söylüyorum sakın benide  zerdüştlük   aryan , pers   propagandası  ediyor , ırkçılık ,  bidat  ,  şirk   ediyor  diye  küçük   bilinen  argümanlarla  suçlamasın  bazıları  baştan  söyleyim  pergel  metaforu  kıblem  , önyargılı  değilim ,  hergörüşe  saygım   var  . Şia  mahreçli  siteleride  ,  muhalif  sunni  siteleride , farklı  görüşleride    takip  ederim  ,  önyargılı  olmamalı  oralardada  çok  kaliteli  ,  insani  tartışmalar  var ,  faydalanıyorum zaten hepsini   aynı  gibi  görmek   cehallettendir   . İhsan  eliaçık  ,  eren  erdem  ,  kenan  çamurcu  ,  cihan  aktaş  ,  ahmet  özcan  gibi  burda  adını  hatırlayamadığım  birçok  kimse  var  . Vahabi  ,  gülen  olsun , diğerlerinide  izlemeli ,  hepsinden  çok  dine  , herşeye  hakim  olunmalıki  gerçekler  açığa  çıka  bizleri  önyargılı  eleştiren  özellikle  dostun  gülü  yaralar  sözünde anlatıldığı  gibi &#8211; bizim  gazaliyi , nizamimülk   medresesini  aşamamış  kürtlerimiz  &#8211;  sonra   akp  nin  müfit  yüksel  ,  mehmet  metineri  dini  ençok  bilirmiş  . Kişilerle  uğraşmayı  sevmedim  felsefelerle  ,  görüşlerle  tartıştım  bizim  kürtler  bilmelidirki  bu  zatlar  eskide  aga  beylerinin   ettiği    gibi  kürtleri  köleleştirmek  peşindeler  , cahil  kalmaları  , gazaliyi  aşamamaları geçmişte  yakınlarının , egemenlerin  değirmenlerine nasıl  un  taşımışsa bugünde  tezgah   öyle  yürüsün    . Fakat  farklı  olsa  kürtler  bunların  maskelerini  indirse ,  aslında  kendimizdede  hatalar  var  hep  karşıtları  suçlamak  değil  . Zaten  sistem  ,  devlet  sırtımıza  binmiş  kendimizi  ifade  edemiyoruz  bide  provokasyonlar  , dinsel  mekanlara  saldırılar  &#8211;  kısmen  derinlerin  işidir  &#8211;  , dedikodulara  neden  oluyor  . Kürtlerin  iyi ,  geniş  ölçmesi  şart  bütün  kürtlere  hitap  etmesi  ,  önyargılı  olmaması  gerek  . Üç &#8211;  beş  oyum  var  ,  tabanım  var  hayır  ben  kürdistana  ,  bölgeye  ,  dünyaya  hakikat  ışığını  yayacam ,  büyük  amaçların  yolcusu  olmalı  . Birikimleri  üst  üste  kondurarak  ,  tecrübelerle  , basit  ayak  oyunlarına  evrilmeden  ,  başkalarına  benzemeyerek  . Kendi  yolunu  bulacaktır  nehir  sonra  okyanuslarla  bulaşacaktır  . Büyük  düşüncelerden  tarafım  , geçmişte  hatalar  olabilir  , dersler  çıkarılmalı  ,  temizlik  ,  saflık  ilke  edinilmeli . Önyargılı  ,  beyinleri  yıkanmış  kürtlere  ulaşılmalı  , hemhal  olunmalı  ,  büyük  düşüncelerin  ,  hakikatın  yolcusu  olduğumuz  anlatılmalı  ,  kazanmalıyız  . Bunları zaten  anlayan ,  gelişmiş  kürt  yapar  , ne  kadar  kendimizi  ifade  edebildik  ,  umarım  az &#8211;  çok  bişeyler  zihinlerde  canlandırmışızdır  . Aynen  karşılıklı  konuşarak  ,  bütünleşerek  ,  fikir  alış &#8211;  verişinde  bulunarak  ,  bütün  kürtleri  sonra  bütün  evreni  kazanarak  kürdün  geçmişte  dünyaya  yaydığı  bilgelik  ,  aydınlık  nurlarını  tekrar  canlandırmalı  . Yanlış  ,  farklı  yerlere  çekilmek  istemem  burda  ulusçuluk  ettiğim  sanılmasın  herkese  saygım  var  burda  ezilenden  yana  olmak  var   filistin  için  ,  mazlumlar  için  ,  hakları  gasp  edilenler  kim  olursa  olsun  önyargısız  yanlarında  olmak  var  . Burda  kavga  etmek  ,  birilerine  zorla  bişey  kabul  ettirmek  yok  . Devletin ,  sistemin  ettiği  zulmler  ,  acılar  çoktur  ne  olur  kürtler  ,  ezilenler  akp  nin  ardına  takılmayın  ali  şeriati  ,  abdülkerim  suruşun  , musa  anter  ,  ismail  beşikçi nin  önerdiği  mazlumdan  yana  olmak  yani  aliye  &#8211;  ebuzere  dönüş  yolunda  buluşalım  . Vehabi  ,  gülen  yönü  sömürüdür  ,  işbirliğidir  ,  özelleştirmedir  ,  petrol &#8211;  siyaset  ağalığıdır  ,  amerikan &#8211; sionist  dolarıdır , nato   copudur  . Kürt  halkı  mazlum , onurlu  halktır  gülen  cemaatinin , akp nin  kuyruğuna  takılmayacak ,  birkaç  memurusluğa  ,  kömüre  ,  çaya  ecdadına   ihanet  etmeyecek  . Anlayın  yaraları  biz  dine  karşı  değiliz  dedikodulara  inanmayın  neyi  istiyoz  hakiki  yolu  istemek  suçmu ?  Yada  zerdeşti  , diğer  kürt  bilgelerini  , aydınlarını  yüceltmek  suçmu  ?  Bunu  türkler  ,  başka  uluslar  yapınca  ses  çıkarmayanlar  beni  neden  ırkçılıkla  suçlar  lütfen  doğruları  maskelemeyelim  ,  kürtleri  ,  işçileri  falan  kandırmayalım  . Müfit  yüksel  , diğerleri  filan  sadece  dini  bildiğini  sanıp   ukala  tavırları   bırakmazlar   gerçi  tarih  mutlaka  hak  verecektir  . Mazlumlar  için  verdiğimiz  çaba  bunlar  gibi  cebe  , villalara  yatırım  değil  belki  zerdeşt  gibi  açlıktan  ölecem  ama  şerefimle  ölecem  vede  tarihe  alçaklıklarınızı  anlatarak  ölecem ,  maskeleri  düşürerek  ,  saptırmalarınıza  ,  hilelerinize  yanıt  vererek  muhammed  s.a.v  ın  kuzeni  ali a.s gibi  ebuzer  gibi  , hamza  , zerdeşt gibi  çarpışarak  , namusumla    ölecem  vicdansız , sömürgeciler . Aslında  birçok kimse   tanırdı bizleri   eskiden  şimdilerde  bakmayın  hilelere  ,  resmi  palavralara  yukarı   doğru   güneşe  bakın  güneşe  ama   kalp  gözünüzle  ezoterik   bilimsel  bakın   engin  olanlar  kırmızı  , yeşil  ,  sarı  renki  pergelin  içinde   ters  gül  ,  gülün  içinde  yakından çok  yakından  baktıkça  hissedilen  ok  ,  okun  içindede  avestadan  bir  kelam  , diğer  tarafındada  kurandan  bir  ayet   evet  bilgeler  ,  kendi  çeperini  kıranlar  bu  sembolü  nerede  görürsünüz  gelin  oraya  orada  dostluk ,  sevgi  ,  şefkat  ,  özveri  ,  ilim  ,  bilgelik  , sevda , paylaşım  vardır  . Diğerlerinde   olan   sömürmek  ,  cahil  bıraktırıp   sağmak  ,  yolmak  ,  sahte  mürşitlik  ,  hocalık ,  pirlik  ,  gavslık  ,  kutupluk  &#8230;..   falan   yoktur   orada   toparlanıp    gerçeği   beraber  yaratmak   var  ,  dinlemek  ,  bir  olmak   var  , aydın  ,   ilerici  karekterler olmak    var   .   Fakat  beyinlerinize  pompalanmış  sözlerden  ,  ezberlerden  sıyrılacağınıza  inanıyorsanız  açın  eşiği  , yoksam  yakalanırsınız  , elenirsiniz , gelmeyin  umutları   yıkmayın  . Egemenler  ,  sömürenler  yanlış  ,  farklı  belletebilir ,  zaten  yanlış   aktarmışlar  yine  üstüne  basa  basa tekrar  söylüyorum  ebuzer  zerdeştin  yolu  onların  atttığı  iftiralara  benzemez  . Yaşamalı  ,  bilmeli  ,  yetkinleşmeli  ,  gelişmeli  , araştırmalı  ,  okumalı , sonra   yorum  yapmalı  ,  kıyaslamalı      &#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>                                                                       20 . 2  . 2012        zerdeşt   EBUZER</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Xızır (Xeylas) Orucu Perşembe Günü Bitiyor yazısına cemal süreyya tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/alevilik/xizir-xeylas-orucu-persembe-gunu-bitiyor.html#comment-815</link>
		<dc:creator>cemal süreyya</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 10:20:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2156#comment-815</guid>
		<description>Yalnızlık Sözleri&quot; / Ahmet ÖZCAN  
 
 

Zaman mı? değil zaman/

akan zaman değil mesafelerdir: 

Biz yeni bir hayatın acemileriyiz/

Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor/ 

Şiirimiz aşkımız yeniden/ 

Son kötü günleri yaşıyoruz belki/ 

İlk güzel günleri de yaşarız belki/ 

kekre bir şey var bu havada/ 

Geçmişle gelecek arasında/ 

Acıyla sevinç arasında/

öfkeyle bağış arasında/

(...)  Biz kırıldık daha da kırılırız. 

Kimse dokunamaz bizim 

suçsuzluğumuza...”

 

Cemal Süreyya

 

Sevgili Dr. Ali Şeriati,

 

Senin 1980’li yılların başlarında tanışmıştık. İran devriminin rüzgarı ile gelen tercüme furyası, önce senin kitaplarını getirmişti. Sonradan, devrimin gerçek ideoloğu olduğunu öğrendik. Ama İrandan gelen haberler, senin kitaplarının mollalar tarafından yasaklandığını, fikirlerinle karşı sistematik bir ambargo uygulandığını söylüyordu. Doğu felsefesinin deposu olan, hikmetin ve şiirin ülkesi İran, Şehinşah’lık rejimini yıkmış ama yerine Mollaşahlık düzeni kurmuştu. İslami devrim olmuştu ama Ali Şeriatı yasaklanmıştı. Şah rejimine karşı bir ömür kalemi ve yüreğiyle mücadele veren, onbinlerce genci ‘Hüseyniye İrşad’ denilen sivil okullarda bilinçlendiren, defalarca hapsedilen, sürgün edilen, aç, işsiz bırakılan, hasta çocuğunu dahi tedavi ettiremeyen, ama yine de yılmadan yorulmadan yazan, konuşan ve 1977 yılında sürgün gittiği Londra’da İngiliz istihbaratının yardımıyla İran ajanlarınca şehid edilen o büyük öğretmen, Sosyolog Doktor Ali Şeriati, ‘İslam devrimi’nden sonra yasaklanmıştı. Neden acaba?

 

Biz ise , Ali Şeriati’yi yeni keşfetmiştik. 12 Eylül rejiminden demokrasiye geçiliyordu ve İran devriminin etkisini sınırlamak için sağcı-sünni bir İslamcılık pompalanıyordu buralarda. ‘devlet mi korkuyordu, Amerika mı, İsrail mi, İngiltere mi, en çok hangisi korkmuştu bilemiyorum ama,  devrimin ihracına karşı bulabildikleri tek silah, ruhsuz bir yeşil kuşak Müslümanlığıydı. Biz o zamanlar buna Amerikancı İslam diyorduk.

 

Ali Şeriati ismi, tıpkı İranın Şii mollaları gibi, bizim Sünnici mollaları da rahatsız etmişti. Tek bir cümlesini dahi okumadan, Ali Şeriati hakkında olmadık iftiralar atılıyordu. Şeriati şiiydi, gizli marksistti-ne demekse-, sapık fikirleri vardı, Allah, peygamber, Kur’an ve İslam hakkında itikat dışı yorumlar yapıyor, gençlerin kafasını karıştırıyordu, vb..İlginçti, İran’daki dinci molla rejimi ile Türkiye’deki laikçi molla rejimi, aynı kişiden korkuyor, aynı nedenlerle kaygılanıyor ve neredeyse aynı iftiralarla saldırıyordu. Acaba neden?

 

Biz her şeye rağmen okuyorduk Ali Şeriati’yi. ‘İnsanın Dört Zindanı’, ‘Biz ve İkbal’, ‘Dua’, Medeniyet ve Modernizm’, ‘Marksizm ve diğer Batı düşünceleri’, ‘Kevir’, ‘Ali şiası Safevi Şiası’, İslam-Bilim’, ‘Ne yapmalı?’, ‘Öze Dönüş’, ‘Dine karşı Din’, ‘Fatıma Fatımadır’, ‘Ebuzer’, ‘Dinler Tarihi’… Beynimiz allak bullak oluyor, bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyordu. Şeriati, bir deprem etkisi yaratıyordu:

 

“Tarih, sınıf mücadelesi ve efendi köle kavgasıydı. Ezenler ve ezilenler, Habil-Kabil çatışmasıyla başlayan bir mücadelenin taraflarıydı. İnsan, beşer yanından gelen kötülükle, Allahın ruhundan gelen iyiliğin çatıştığı ve bu çatışmada İlahi yanın kazanması ile insanlaşabilecek bir türdü. varolan insan, olması gereken insan değildi. Dört zindan içinde yani, doğa, tarih, toplum ve insanın kendi zindanı içinde yaşıyorduk. Doğadan, tarihten, toplumdan, bilim ve akıl ile kurtulabilirdik. Ancak, kendi zindanımızdan, beşer yanımızdan, zaaflarımız, bencilliğimiz, ihtiras ve yıkıcı tutkularımızdan ancak ve sadece aşk ile kurtulabilirdik. Aşk, varlığın özüydü ve bütün peygamberler, çöl, çobanlık ve hicret ile, bu aşkı tazelemeye gelmişlerdi. Gerçek din buydu: İnsanı özgürleştirmek.. Ancak, zer (altın, mülkiyet), zor (iktidar ve güç) ve tezvir (sahte tanrılar ve sahte din)den oluşan beşer düzenleri, insanı köleleştirmiş, kullaştırmış ve özne olmaktan çıkartmıştı. İslam, İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın, Buddhanın, Zerdüşt’ün, Sokrat’ın, Mani’nin, aşk ve özgürlük mesajının en son halkasıydı ve özü buydu! Mevlana, ‘Biz Kuranın özünü aldık, kabuğunu köpeklere attık’ demişti. Ali Şeriati, işte bu özün peşindeydi ve İslam olarak bildiğimiz her şeyi yeniden öğrenmeye ve anlamlandırmaya çağırıyordu.

 

Marks’tan, Sartre’den, Alexis Carrell’den, L.Massignon’dan, Franz Fanon’dan, Mahavera’dan, Tagore’den, Pascal’dan bahsediyordu. Yunan mitolojisinden örnekler veriyor, Upanişadlar’dan, Vedalar’dan alıntılar yapıyordu. Konfiçyus’u, Lao Tse’yi, Eflatun’u, Aristo’yu, Descartes’i, Hegel’i anlatıyordu. Atman’ı, Samsarayı, Brahmanı, diyalektiği, monadı, aşkı, aklı, bilimi, felsefeyi, ahlakı, estetiği, sanatı arka arkaya sıralıyor, konuşuyor, konuşuyor, konuşuyordu.. Başımız dönüyor, yüreklerimiz kanat çırpıyor, aklımız zorlanıyordu.

 

Bizde olmayan, yada çok az bulunan bir tarzı vardı Şeriati’nin. Hz. Ali’den yola çıkıp, Promethe’ye, Fatıma’dan başlayıp Meryem’e, oradan Kybele’ye, İsa’dan Buddha’ya, Hindistan’dan Atina’ya, Paris’ten Afrika’ya, Mekke’den Meşhed’e, Çölden kente, devrimden aşka atlıyor, şiirden, müzikten, resimden, heykelden, sınıflardan, sömürüden, bahsediyordu. ‘Aydın’, diyordu Şeriati, ‘peygamberi bir misyonu vardır, dava ve eylem adamı olmak zorundadır. Toplumu bilinçlendirmeli, yol göstermeli, öncü olmalıdır.’ Aydın, aykırı olmalıdır, yalnız ve yabancı, halkla iç içe ama halkın bir adım önünde..’

 

Ali Şeriati, niteliksel bir bilinç düzeyiydi. O düzeyde sağcılık, solculuk, İslamcılık, milliyetçilik anlamsızlaşıyor, insan, varoluş, tarih, adalet, özgürlük ve arayış evrensel bir anlam kazanıyordu. Bir Müslümana da, ateiste de, Hristiyana da, Budist’e de konuşuyor, ortak, evrensel ve insana ait bir dil kullanıyordu. Kurumsal dinleri, dogmalaşmış ideolojileri, bütün yerleşik kurumları ve kuralları sorguluyor, her şeye yukardan ve derinden bakmanın özgüvenini kazandırıyordu. 

 

Sonuçta, İran’da ve Türkiye’de Ali Şeriati’nin bu kadar çok ve benzer düşmanının olması tesadüf değildi. Hepsinin ayakları altındaki halıyı çekiyor, hepsinin kullaştırdığı insan tipini özgürleştirip bilinçlendiriyordu. Ali Şeriati okuyanlarla okumayanlar arasında her zaman düzey, zeka ve bilinç farkı oldu. Şeriati okumayanlar, ‘yeşil kuşak islamcılığına’ kolay yem oldular. Çünkü, dertleri, davaları, düzeyleri, hep güdük kalmıştı. Geleneksel dini literatürle, alışıldık ezberlerle ve bir yığın tabuyla, ne dünyayı anlamak ne de anlamlı bir gelecek tasarlamak mümkün olmuyordu. Belki de bu nedenle, ‘yeşil kuşak İslamcılığı’, yerel ve genel iktidarlardan, toplumsal servetten ve statü ve ün dağılımından istediği her payı fazlasıyla aldı ama, hiç bir zaman muktedir olamadı, olamazdı da..

 

Sevgili ‘Doktor’,

 

Özel notların ve yayınlamadığın makalelerinden oluşan ‘Yalnızlık Sözleri’nden, senin iç dünyana giriyor, daha yakında tanıyoruz. Meğer sen, seni okuyan ve sevenlerle aynı kumaştan, aynı dertten, aynı aşktan yaratılmışsın. Yazdıkların, konuştukların, başka aydınlar gibi bir rol ve misyon gereği değil, samimi, içten ve doğal  patlamalardan ibaretmiş. İşte en çok bu yanını sevdim. Zira, biz şarklı insanlar, çoğu zaman yüceltmeleri severiz, insanlara kolayca erişilmez ve üstün nitelikler vehmeder, ün, şan ve statülere büyük önem veririz. Bu nedenle de aydınlarımızı, bilginlerimizi göklere çıkartır, sonrada en küçük bir insani hataları karşısında büyü bozumuna uğrayıp, bilgi ve düşünceye de küsecek tarzda dumurlar yaşarız. Aydınlarımızda maalesef bu vehmedilen konumlara uygun bir rolü oynamaya soyunur, kendileri olmayan bir kişiliğin sahte elbisesi ile dolaşmaya başlarlar. Bu oyun, bizim buralarda kişiliklerin fikir ve eylemlerin önüne geçmesini sağlar ve bir süre sonra neye inandığımızı unutup, kime bağlandığımızı konuşmaya başlarız. 

 

Senin özü sözü bir kişiliğin ve hayatın, zaaflarını, şüphelerini, tereddütlerini itiraf eden samimiyetin, o saf ve doğal iç dünyan, beni gerçekten etkiledi. Bir an için, ülkemizde beş on tane Ali Şeriati ayarında aydın olduğunu düşledim.. Vazgeçtim, bir tane olduğunu hayal ettim. Ne bileyim, tek nedenle mutlak dönüşümlere inanmam ama bir tane Ali Şeriati çıkarmış olsaydı bu ülke, inan çok şey farklı olurdu diye düşündüm. En azından, son otuz kırk yıllık muazzam İslamcı enerjiden bambaşka ve daha ileri bir şeyler çıkardı. Milyonlarca insanın alınteri, emeği, gözyaşı, bileziği, küpesi, harçlığı, umudu, duası, yeşil kuşağa yem olmazdı belki, Avrupacılık, İsrailcilik, Amerikancılık, İngilizciliğe dümen kırmazdı. Ya da irtica öcüsüne malzeme yapılıp toplumun bir kesimini korkutmaz, batının fincancı katırlarını ürkütmezdi. Dini bir köylü ideolojisi ve sistemden pay talep eden yeni sınıfların malzemesi yapmaz ve tüm topluma ve insanlığa hayatın her alanında ileri ve kaliteli yaşam felsefesi ve etiği sunacak bir birikime dönüşürdü.. Daha modern, daha doğal bir Müslümanlık ve daha demokratik bir ülke için mücadele eden bir çok akım ve siyasetin anası olurdu İslamcılık. Hatta, sol ve milliyetçi çevreler dahi, bu düzey ve nitelikten beslenir, emek ve eşitlik kavgası ile vatan ve bağımsızlık kavgası, bir biriyle çatışan değil, bir birini bütünleyen ve geliştiren tatlı bir rekabetin konusu olabilirdi.İnsanlar, etnik yada mezhebi kimlikleri üzerinden konuşmaktan utanır, bu ilkel dil yerine, insanın dilini, hayatın ve özgürlüğün ortak dilini üreten bir konuşma üslubu kazanabilirdi. Keşke, bir Ali Şeriati’miz olsaydı. Bu zihinsel devrim ve seviyeyi ateşleyecek çapta... Keşke..

 

Sonra bu düşümden uyandım. İyi ki olmamış dedim, sevgili doktor. İyi ki senin gibiler henüz çıkmamış. Eğer çıksaydı, biz de boğmaya çalışır, olmadık iftiralarla sürgün ederdik.  Senin kadar kitleleri, özellikle gençliği etkileyen bir yazarımız olsaydı, devlet de boş durmaz, ‘bu memlekete Ali Şeriati lazımsa, onu da ben yaparım’ der ve illaki zindanlarda çürütürdü. Ya da ‘arkasında acaba kim var?’ der ve mutlaka bir yabancı parmağı bulurdu. Alimlerimiz tekfir eder, aydınlarımız kıskanır, örgütlerimiz, cemaatlerimiz önce yanlarına çekip şişinmek ister, olmayınca düşman kesilip karalamaya başlardı. Kitaplarına, fikirlerine bu kadar düşman olanlar, eğer burada yaşasaydın sana neler yapmazdı..

 

Ali Şeraiti, Franz Fanon, J.P. Sartre, K. Marks, Hegel, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, M.Akif Ersoy, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Sezai Karakoç, Cemal Süreya..Bu çapta aydınların çıkabildiği toplumlar, tabii ki bir üst düzeyi gösterir. Ama bundan daha önemlisi, bu çapta aydınları korumak ve yaşatabilmektir. Biz henüz bu aşamaya gelemedik. Henüz bilgi, felsefe ve sanata dönük kuşkularımızı atamadık. Belki de, toplumsal bilinçaltımız, henüz güvenlik ve beslenme ihtiyacını doyurup, uygarlık yaratma eylemine geçemedi. Bu nedenle, her farklı sese önce, elimizden ne almaya çalışıyor, diye bakıyoruz, sonra eğer bundan eminsek, peki karın doyuruyor mu? diye yaklaşıyoruz. Nihayet, elimizden bir şey almayan, ezberlerimizi bozmayan, kafa konforlarımızı rahatsız etmeyen, sahte kamplaşmalarda  bir mevki kapmış, sonrada bundan ekmek yemeye başlayan bir sürü aydınımız oluyor. Ali Şeriati’ler de tabii ki, bizim toplumlarımıza birkaç gömlek fazla geliyor.

 

Sevgili Doktor, sonuçta seni sadece biz okuduk ve sen sadece bizimle konuştun. Biz, Allah’tan başka sahibi olmayanlarız. Kimseye eyvallah etmeyen, kimseye biat etmeyen, bütün dogmalara, tabulara saldıran, kimsenin bir yerlere oturtamadığı bir garip kuşağız. Bizi sadece bizden olanlar anlar. Bizim konuşmalarımız da yalnızlık senfonisidir. Sessizdir, derindir, manalıdır. Biz, gözlerimizden tanırız birbirimizi, göz bebeklerimizdeki hüzünden, yorgunluktan tanışırız. Bir demli çayın buğusudur şifremiz, yada bir sigara dumanının kavisi. Nedensiz dalıp gitmelerdir muhabbetimizin en koyu anları.. İç çekişlerimizle kurarız en uzun cümleleri.. Ne mutluluğun resmini yapabilen bir ressam, ne hayatı kendimize yontabilen bir heykeltıraş değiliz. Alış verişi bilmeyiz, tek ticaretimiz, gençliğimizi verip belirsiz bir geleceği satın almışlığımızdır. Geleceğin, yaşadıklarımızın tekrarı olacağının da farkındayızdır. Zira, her şeyi yaşamış, kavgayı, sevdayı, öfkeyi tatmışızdır. Bize, ‘ölüm gelir, çitlembikler, sarmaşıklarla’, çünkü ne yaşamdan ne ölümden bir beklentimiz kalmamıştır. Yolumuz, hedefimizdir ve yürürüz sadece, öyle mahsun ve öyle onurlu. Kardelen, bizim çiçeğimizdir, kartal, bizim kuşumuz. Her akıntıya karşı durur, her şeye yukardan bakarız. Özgürlüktür önce ve sadece, imanımızın özü. En çok yılandan korkarız, fırsatçı ve hainden..Çöl ve denizdir, tabiatımız. İki sonsuzluk arasında yaşamaya çalışırız. Ne saray takarız ne malikane.. Ne devlet sever bizi ne de ‘kiliseler’. Bir bitimsiz yalnızlıktır yolumuz, bir sonsuz özgürlüktür menzili.. Hem vatan deriz, hem özgürlük, hem akıl deriz, hem aşk. Hem halk deriz hem yalnızlık..Hem doğudur ülkemiz, hem batı.. Hem Muhammed’dir önderimiz, hem İsa, Hem Spartaküstür yüreğimiz, hem Ali... Hem Che Guevara’dır kahramanımız, hem Malcolm X, hem İzzetbegoviç’tir, hem Dudayev… Biz bütün şiirlerden tek bir şiir, bütün bestelerden tek bir senfoni yapar, hayatı tek bir film karesine sığdırırız. Ne Amerika anlar bizi, ne Patagonya.

 

Biz sadece birbirimize tutunur, birlikte yanarız. Ateşimiz suyumuzu yakar, nefesimiz ateşi.

 

Seni daima okuyacağız doktor, daima okutacağız. Seni, biz tanıttık bu toprağın yüreğine, biz dalgalandıracağız o put kıran sancağını. Çocuklarımız, ‘Üstad Ali Şeriati’, diyecek, Ali Şeriati okudum da adam oldum diyecek.  Ve seni okumayan ve okutmayanlar, o cehaletin, bağnazlığın, zeka özürlü esnafları, düştükleri çukurun derinliğiyle övünenler, onlar bir gün çocuklarının ellerindeki Ali Şeriati kitaplarını görünce yıkılacaklar. Ali Şeraiti, onların azraili olacak..

 

Sevgili Doktor, kalem tutan ellerinden öper, şehid kanından süzülen bereket için sana sonsuz teşekkür ederiz. Hüda’nın rahmeti üzerinden eksik olmasın. Hoşça kal.

 

Kaynak: YARIN Dergisi / Açık Mektuplara Açık Cevaplar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık Sözleri&#8221; / Ahmet ÖZCAN  </p>
<p>Zaman mı? değil zaman/</p>
<p>akan zaman değil mesafelerdir: </p>
<p>Biz yeni bir hayatın acemileriyiz/</p>
<p>Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor/ </p>
<p>Şiirimiz aşkımız yeniden/ </p>
<p>Son kötü günleri yaşıyoruz belki/ </p>
<p>İlk güzel günleri de yaşarız belki/ </p>
<p>kekre bir şey var bu havada/ </p>
<p>Geçmişle gelecek arasında/ </p>
<p>Acıyla sevinç arasında/</p>
<p>öfkeyle bağış arasında/</p>
<p>(&#8230;)  Biz kırıldık daha da kırılırız. </p>
<p>Kimse dokunamaz bizim </p>
<p>suçsuzluğumuza&#8230;”</p>
<p>Cemal Süreyya</p>
<p>Sevgili Dr. Ali Şeriati,</p>
<p>Senin 1980’li yılların başlarında tanışmıştık. İran devriminin rüzgarı ile gelen tercüme furyası, önce senin kitaplarını getirmişti. Sonradan, devrimin gerçek ideoloğu olduğunu öğrendik. Ama İrandan gelen haberler, senin kitaplarının mollalar tarafından yasaklandığını, fikirlerinle karşı sistematik bir ambargo uygulandığını söylüyordu. Doğu felsefesinin deposu olan, hikmetin ve şiirin ülkesi İran, Şehinşah’lık rejimini yıkmış ama yerine Mollaşahlık düzeni kurmuştu. İslami devrim olmuştu ama Ali Şeriatı yasaklanmıştı. Şah rejimine karşı bir ömür kalemi ve yüreğiyle mücadele veren, onbinlerce genci ‘Hüseyniye İrşad’ denilen sivil okullarda bilinçlendiren, defalarca hapsedilen, sürgün edilen, aç, işsiz bırakılan, hasta çocuğunu dahi tedavi ettiremeyen, ama yine de yılmadan yorulmadan yazan, konuşan ve 1977 yılında sürgün gittiği Londra’da İngiliz istihbaratının yardımıyla İran ajanlarınca şehid edilen o büyük öğretmen, Sosyolog Doktor Ali Şeriati, ‘İslam devrimi’nden sonra yasaklanmıştı. Neden acaba?</p>
<p>Biz ise , Ali Şeriati’yi yeni keşfetmiştik. 12 Eylül rejiminden demokrasiye geçiliyordu ve İran devriminin etkisini sınırlamak için sağcı-sünni bir İslamcılık pompalanıyordu buralarda. ‘devlet mi korkuyordu, Amerika mı, İsrail mi, İngiltere mi, en çok hangisi korkmuştu bilemiyorum ama,  devrimin ihracına karşı bulabildikleri tek silah, ruhsuz bir yeşil kuşak Müslümanlığıydı. Biz o zamanlar buna Amerikancı İslam diyorduk.</p>
<p>Ali Şeriati ismi, tıpkı İranın Şii mollaları gibi, bizim Sünnici mollaları da rahatsız etmişti. Tek bir cümlesini dahi okumadan, Ali Şeriati hakkında olmadık iftiralar atılıyordu. Şeriati şiiydi, gizli marksistti-ne demekse-, sapık fikirleri vardı, Allah, peygamber, Kur’an ve İslam hakkında itikat dışı yorumlar yapıyor, gençlerin kafasını karıştırıyordu, vb..İlginçti, İran’daki dinci molla rejimi ile Türkiye’deki laikçi molla rejimi, aynı kişiden korkuyor, aynı nedenlerle kaygılanıyor ve neredeyse aynı iftiralarla saldırıyordu. Acaba neden?</p>
<p>Biz her şeye rağmen okuyorduk Ali Şeriati’yi. ‘İnsanın Dört Zindanı’, ‘Biz ve İkbal’, ‘Dua’, Medeniyet ve Modernizm’, ‘Marksizm ve diğer Batı düşünceleri’, ‘Kevir’, ‘Ali şiası Safevi Şiası’, İslam-Bilim’, ‘Ne yapmalı?’, ‘Öze Dönüş’, ‘Dine karşı Din’, ‘Fatıma Fatımadır’, ‘Ebuzer’, ‘Dinler Tarihi’… Beynimiz allak bullak oluyor, bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyordu. Şeriati, bir deprem etkisi yaratıyordu:</p>
<p>“Tarih, sınıf mücadelesi ve efendi köle kavgasıydı. Ezenler ve ezilenler, Habil-Kabil çatışmasıyla başlayan bir mücadelenin taraflarıydı. İnsan, beşer yanından gelen kötülükle, Allahın ruhundan gelen iyiliğin çatıştığı ve bu çatışmada İlahi yanın kazanması ile insanlaşabilecek bir türdü. varolan insan, olması gereken insan değildi. Dört zindan içinde yani, doğa, tarih, toplum ve insanın kendi zindanı içinde yaşıyorduk. Doğadan, tarihten, toplumdan, bilim ve akıl ile kurtulabilirdik. Ancak, kendi zindanımızdan, beşer yanımızdan, zaaflarımız, bencilliğimiz, ihtiras ve yıkıcı tutkularımızdan ancak ve sadece aşk ile kurtulabilirdik. Aşk, varlığın özüydü ve bütün peygamberler, çöl, çobanlık ve hicret ile, bu aşkı tazelemeye gelmişlerdi. Gerçek din buydu: İnsanı özgürleştirmek.. Ancak, zer (altın, mülkiyet), zor (iktidar ve güç) ve tezvir (sahte tanrılar ve sahte din)den oluşan beşer düzenleri, insanı köleleştirmiş, kullaştırmış ve özne olmaktan çıkartmıştı. İslam, İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın, Buddhanın, Zerdüşt’ün, Sokrat’ın, Mani’nin, aşk ve özgürlük mesajının en son halkasıydı ve özü buydu! Mevlana, ‘Biz Kuranın özünü aldık, kabuğunu köpeklere attık’ demişti. Ali Şeriati, işte bu özün peşindeydi ve İslam olarak bildiğimiz her şeyi yeniden öğrenmeye ve anlamlandırmaya çağırıyordu.</p>
<p>Marks’tan, Sartre’den, Alexis Carrell’den, L.Massignon’dan, Franz Fanon’dan, Mahavera’dan, Tagore’den, Pascal’dan bahsediyordu. Yunan mitolojisinden örnekler veriyor, Upanişadlar’dan, Vedalar’dan alıntılar yapıyordu. Konfiçyus’u, Lao Tse’yi, Eflatun’u, Aristo’yu, Descartes’i, Hegel’i anlatıyordu. Atman’ı, Samsarayı, Brahmanı, diyalektiği, monadı, aşkı, aklı, bilimi, felsefeyi, ahlakı, estetiği, sanatı arka arkaya sıralıyor, konuşuyor, konuşuyor, konuşuyordu.. Başımız dönüyor, yüreklerimiz kanat çırpıyor, aklımız zorlanıyordu.</p>
<p>Bizde olmayan, yada çok az bulunan bir tarzı vardı Şeriati’nin. Hz. Ali’den yola çıkıp, Promethe’ye, Fatıma’dan başlayıp Meryem’e, oradan Kybele’ye, İsa’dan Buddha’ya, Hindistan’dan Atina’ya, Paris’ten Afrika’ya, Mekke’den Meşhed’e, Çölden kente, devrimden aşka atlıyor, şiirden, müzikten, resimden, heykelden, sınıflardan, sömürüden, bahsediyordu. ‘Aydın’, diyordu Şeriati, ‘peygamberi bir misyonu vardır, dava ve eylem adamı olmak zorundadır. Toplumu bilinçlendirmeli, yol göstermeli, öncü olmalıdır.’ Aydın, aykırı olmalıdır, yalnız ve yabancı, halkla iç içe ama halkın bir adım önünde..’</p>
<p>Ali Şeriati, niteliksel bir bilinç düzeyiydi. O düzeyde sağcılık, solculuk, İslamcılık, milliyetçilik anlamsızlaşıyor, insan, varoluş, tarih, adalet, özgürlük ve arayış evrensel bir anlam kazanıyordu. Bir Müslümana da, ateiste de, Hristiyana da, Budist’e de konuşuyor, ortak, evrensel ve insana ait bir dil kullanıyordu. Kurumsal dinleri, dogmalaşmış ideolojileri, bütün yerleşik kurumları ve kuralları sorguluyor, her şeye yukardan ve derinden bakmanın özgüvenini kazandırıyordu. </p>
<p>Sonuçta, İran’da ve Türkiye’de Ali Şeriati’nin bu kadar çok ve benzer düşmanının olması tesadüf değildi. Hepsinin ayakları altındaki halıyı çekiyor, hepsinin kullaştırdığı insan tipini özgürleştirip bilinçlendiriyordu. Ali Şeriati okuyanlarla okumayanlar arasında her zaman düzey, zeka ve bilinç farkı oldu. Şeriati okumayanlar, ‘yeşil kuşak islamcılığına’ kolay yem oldular. Çünkü, dertleri, davaları, düzeyleri, hep güdük kalmıştı. Geleneksel dini literatürle, alışıldık ezberlerle ve bir yığın tabuyla, ne dünyayı anlamak ne de anlamlı bir gelecek tasarlamak mümkün olmuyordu. Belki de bu nedenle, ‘yeşil kuşak İslamcılığı’, yerel ve genel iktidarlardan, toplumsal servetten ve statü ve ün dağılımından istediği her payı fazlasıyla aldı ama, hiç bir zaman muktedir olamadı, olamazdı da..</p>
<p>Sevgili ‘Doktor’,</p>
<p>Özel notların ve yayınlamadığın makalelerinden oluşan ‘Yalnızlık Sözleri’nden, senin iç dünyana giriyor, daha yakında tanıyoruz. Meğer sen, seni okuyan ve sevenlerle aynı kumaştan, aynı dertten, aynı aşktan yaratılmışsın. Yazdıkların, konuştukların, başka aydınlar gibi bir rol ve misyon gereği değil, samimi, içten ve doğal  patlamalardan ibaretmiş. İşte en çok bu yanını sevdim. Zira, biz şarklı insanlar, çoğu zaman yüceltmeleri severiz, insanlara kolayca erişilmez ve üstün nitelikler vehmeder, ün, şan ve statülere büyük önem veririz. Bu nedenle de aydınlarımızı, bilginlerimizi göklere çıkartır, sonrada en küçük bir insani hataları karşısında büyü bozumuna uğrayıp, bilgi ve düşünceye de küsecek tarzda dumurlar yaşarız. Aydınlarımızda maalesef bu vehmedilen konumlara uygun bir rolü oynamaya soyunur, kendileri olmayan bir kişiliğin sahte elbisesi ile dolaşmaya başlarlar. Bu oyun, bizim buralarda kişiliklerin fikir ve eylemlerin önüne geçmesini sağlar ve bir süre sonra neye inandığımızı unutup, kime bağlandığımızı konuşmaya başlarız. </p>
<p>Senin özü sözü bir kişiliğin ve hayatın, zaaflarını, şüphelerini, tereddütlerini itiraf eden samimiyetin, o saf ve doğal iç dünyan, beni gerçekten etkiledi. Bir an için, ülkemizde beş on tane Ali Şeriati ayarında aydın olduğunu düşledim.. Vazgeçtim, bir tane olduğunu hayal ettim. Ne bileyim, tek nedenle mutlak dönüşümlere inanmam ama bir tane Ali Şeriati çıkarmış olsaydı bu ülke, inan çok şey farklı olurdu diye düşündüm. En azından, son otuz kırk yıllık muazzam İslamcı enerjiden bambaşka ve daha ileri bir şeyler çıkardı. Milyonlarca insanın alınteri, emeği, gözyaşı, bileziği, küpesi, harçlığı, umudu, duası, yeşil kuşağa yem olmazdı belki, Avrupacılık, İsrailcilik, Amerikancılık, İngilizciliğe dümen kırmazdı. Ya da irtica öcüsüne malzeme yapılıp toplumun bir kesimini korkutmaz, batının fincancı katırlarını ürkütmezdi. Dini bir köylü ideolojisi ve sistemden pay talep eden yeni sınıfların malzemesi yapmaz ve tüm topluma ve insanlığa hayatın her alanında ileri ve kaliteli yaşam felsefesi ve etiği sunacak bir birikime dönüşürdü.. Daha modern, daha doğal bir Müslümanlık ve daha demokratik bir ülke için mücadele eden bir çok akım ve siyasetin anası olurdu İslamcılık. Hatta, sol ve milliyetçi çevreler dahi, bu düzey ve nitelikten beslenir, emek ve eşitlik kavgası ile vatan ve bağımsızlık kavgası, bir biriyle çatışan değil, bir birini bütünleyen ve geliştiren tatlı bir rekabetin konusu olabilirdi.İnsanlar, etnik yada mezhebi kimlikleri üzerinden konuşmaktan utanır, bu ilkel dil yerine, insanın dilini, hayatın ve özgürlüğün ortak dilini üreten bir konuşma üslubu kazanabilirdi. Keşke, bir Ali Şeriati’miz olsaydı. Bu zihinsel devrim ve seviyeyi ateşleyecek çapta&#8230; Keşke..</p>
<p>Sonra bu düşümden uyandım. İyi ki olmamış dedim, sevgili doktor. İyi ki senin gibiler henüz çıkmamış. Eğer çıksaydı, biz de boğmaya çalışır, olmadık iftiralarla sürgün ederdik.  Senin kadar kitleleri, özellikle gençliği etkileyen bir yazarımız olsaydı, devlet de boş durmaz, ‘bu memlekete Ali Şeriati lazımsa, onu da ben yaparım’ der ve illaki zindanlarda çürütürdü. Ya da ‘arkasında acaba kim var?’ der ve mutlaka bir yabancı parmağı bulurdu. Alimlerimiz tekfir eder, aydınlarımız kıskanır, örgütlerimiz, cemaatlerimiz önce yanlarına çekip şişinmek ister, olmayınca düşman kesilip karalamaya başlardı. Kitaplarına, fikirlerine bu kadar düşman olanlar, eğer burada yaşasaydın sana neler yapmazdı..</p>
<p>Ali Şeraiti, Franz Fanon, J.P. Sartre, K. Marks, Hegel, Cemil Meriç, Nurettin Topçu, M.Akif Ersoy, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Sezai Karakoç, Cemal Süreya..Bu çapta aydınların çıkabildiği toplumlar, tabii ki bir üst düzeyi gösterir. Ama bundan daha önemlisi, bu çapta aydınları korumak ve yaşatabilmektir. Biz henüz bu aşamaya gelemedik. Henüz bilgi, felsefe ve sanata dönük kuşkularımızı atamadık. Belki de, toplumsal bilinçaltımız, henüz güvenlik ve beslenme ihtiyacını doyurup, uygarlık yaratma eylemine geçemedi. Bu nedenle, her farklı sese önce, elimizden ne almaya çalışıyor, diye bakıyoruz, sonra eğer bundan eminsek, peki karın doyuruyor mu? diye yaklaşıyoruz. Nihayet, elimizden bir şey almayan, ezberlerimizi bozmayan, kafa konforlarımızı rahatsız etmeyen, sahte kamplaşmalarda  bir mevki kapmış, sonrada bundan ekmek yemeye başlayan bir sürü aydınımız oluyor. Ali Şeriati’ler de tabii ki, bizim toplumlarımıza birkaç gömlek fazla geliyor.</p>
<p>Sevgili Doktor, sonuçta seni sadece biz okuduk ve sen sadece bizimle konuştun. Biz, Allah’tan başka sahibi olmayanlarız. Kimseye eyvallah etmeyen, kimseye biat etmeyen, bütün dogmalara, tabulara saldıran, kimsenin bir yerlere oturtamadığı bir garip kuşağız. Bizi sadece bizden olanlar anlar. Bizim konuşmalarımız da yalnızlık senfonisidir. Sessizdir, derindir, manalıdır. Biz, gözlerimizden tanırız birbirimizi, göz bebeklerimizdeki hüzünden, yorgunluktan tanışırız. Bir demli çayın buğusudur şifremiz, yada bir sigara dumanının kavisi. Nedensiz dalıp gitmelerdir muhabbetimizin en koyu anları.. İç çekişlerimizle kurarız en uzun cümleleri.. Ne mutluluğun resmini yapabilen bir ressam, ne hayatı kendimize yontabilen bir heykeltıraş değiliz. Alış verişi bilmeyiz, tek ticaretimiz, gençliğimizi verip belirsiz bir geleceği satın almışlığımızdır. Geleceğin, yaşadıklarımızın tekrarı olacağının da farkındayızdır. Zira, her şeyi yaşamış, kavgayı, sevdayı, öfkeyi tatmışızdır. Bize, ‘ölüm gelir, çitlembikler, sarmaşıklarla’, çünkü ne yaşamdan ne ölümden bir beklentimiz kalmamıştır. Yolumuz, hedefimizdir ve yürürüz sadece, öyle mahsun ve öyle onurlu. Kardelen, bizim çiçeğimizdir, kartal, bizim kuşumuz. Her akıntıya karşı durur, her şeye yukardan bakarız. Özgürlüktür önce ve sadece, imanımızın özü. En çok yılandan korkarız, fırsatçı ve hainden..Çöl ve denizdir, tabiatımız. İki sonsuzluk arasında yaşamaya çalışırız. Ne saray takarız ne malikane.. Ne devlet sever bizi ne de ‘kiliseler’. Bir bitimsiz yalnızlıktır yolumuz, bir sonsuz özgürlüktür menzili.. Hem vatan deriz, hem özgürlük, hem akıl deriz, hem aşk. Hem halk deriz hem yalnızlık..Hem doğudur ülkemiz, hem batı.. Hem Muhammed’dir önderimiz, hem İsa, Hem Spartaküstür yüreğimiz, hem Ali&#8230; Hem Che Guevara’dır kahramanımız, hem Malcolm X, hem İzzetbegoviç’tir, hem Dudayev… Biz bütün şiirlerden tek bir şiir, bütün bestelerden tek bir senfoni yapar, hayatı tek bir film karesine sığdırırız. Ne Amerika anlar bizi, ne Patagonya.</p>
<p>Biz sadece birbirimize tutunur, birlikte yanarız. Ateşimiz suyumuzu yakar, nefesimiz ateşi.</p>
<p>Seni daima okuyacağız doktor, daima okutacağız. Seni, biz tanıttık bu toprağın yüreğine, biz dalgalandıracağız o put kıran sancağını. Çocuklarımız, ‘Üstad Ali Şeriati’, diyecek, Ali Şeriati okudum da adam oldum diyecek.  Ve seni okumayan ve okutmayanlar, o cehaletin, bağnazlığın, zeka özürlü esnafları, düştükleri çukurun derinliğiyle övünenler, onlar bir gün çocuklarının ellerindeki Ali Şeriati kitaplarını görünce yıkılacaklar. Ali Şeraiti, onların azraili olacak..</p>
<p>Sevgili Doktor, kalem tutan ellerinden öper, şehid kanından süzülen bereket için sana sonsuz teşekkür ederiz. Hüda’nın rahmeti üzerinden eksik olmasın. Hoşça kal.</p>
<p>Kaynak: YARIN Dergisi / Açık Mektuplara Açık Cevaplar</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına Asme Roj tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-814</link>
		<dc:creator>Asme Roj</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 09:25:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-814</guid>
		<description>Editörün Notu:

Sayın okurumuz yorumunuz hakaret içerdiğinden yayınlanmamıştır. Lütfen yorum yaparken hakaret içeren ifadeler kullanmayınınız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Editörün Notu:</p>
<p>Sayın okurumuz yorumunuz hakaret içerdiğinden yayınlanmamıştır. Lütfen yorum yaparken hakaret içeren ifadeler kullanmayınınız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına Usar tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-813</link>
		<dc:creator>Usar</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 19:58:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-813</guid>
		<description>Site yönetiminden ricamdır, Halkın Günlügü&#039;nün ilgili yazısını da buraya asınız lütfen.

Bir meselede ayrım değil, ayrışım noktası bir niteliğe işaret eder. Bu makaleyi iki kategoriye ayırmalı. Haydar Karataşı biz eski günlerden nezaketli biri olarak biliriz ve en azından böyle gösterir kendini. Fakat bu makalede epey bir nezaketsizlik de yapmıştır. Kısa tutarak özetlenirse: Halkın Günlüğü gazetesinde çıkan yazının kim tarafından yazıldığını ima ederken, kendisini merkezi olarak muhatap aldırma-alındığı rolü yapmaktadır ki bu etik değildir. İkincisi, hareketin bir dönem kadrosu olup şimdi bir biçimde bırakıp kenarda duran insanlar üzerinden çirkef bir yöntemle şimdi saflarda olan kadrolarda böyle olacaktır gibi iğrenç bir göndermede bulunmuştur ki, bir dönem kendisinin de aynı hareketin kadrosu olduğunu, hatta bu hareketi yumuşak bulup daha radikal bir grup kurmaya kalktığını, ama aynı şekilde kendisinin de bu döküldüler dedikleinden biri olduğunu unutmaktadır. Yani sınıf savaşı zor bir süreçtir ve insanların dökülmesi tıpkı Haydarın da dökülmesi gibi normaldir. 

Bir fikri doğru ya da yanlış bulursunuz ama yapmanız gereken bu fikirle münakaşa etmektir, etik olan budur. Ama haydar bunu yapmıyor, örgüte, kadrolara hatta nerdeyse yazıyı yazanın kim oludğuna kadar sataşmalar yapıyor. Bu etik değildir herşeyden önce. Üstelik kimsenin haydarı merkezi olarak ciddiye aldığı falan da yoktur ve gazetede yayınlanan yazı sadece haydarı değil, aynı koronun farklı enstrumanlarını da hedef almıştır ve haklı eleştirilerdir. Dolayısıyla çokça gocunduğu reformist vb kavramları öyle cömertçe üzerine alınıp algınganlık göstermesinin fazla bir geregi yoktur. Ama doğrusu, Halkın Günlüğünün eleştirilerinin tam isabet ettiği de anlaşılıyor.

Öte yandan, yukarıda bir iki yorumcu da söylemiş, Haydar ve onun gibilerinin kurduğu denklem şudur: Eğer isyan var derseniz, devletin katliamı meşrudur, meşrulaşır. Bu aptalca bir denklemdir kimse kusura bakmasın. Çok basit bir soru bile isyan olup olmadığını açığa çıkarır. Yüz sene civarı bir süre, bu devletin Dersimin ıslahı için çıkardığı onlarca yüzlerce rapor var, sahi bu devlet neyi ıslah etmek istiyordu? Bütün bunları geçelim, 1924 te sadece Koçan aşiretinin püskürttüğü devlet saldırısı işkali gibi 1937-38 katliam saldırılarından önce bunun gibi kaç sefer yapılmıştır Dersime? Peki madem sorun yoktu, sağır İsmetin raporlarını da mı okumadınız, bu devlet neyi ıslah etmek istiyordu? İnancı, kimliği varlığı mutemadiyen saldırı altında olan bir topluluğun isyan etmesi direnmesi kadar meşru ne olabilir? Ve en üst seviyede isyan bile olsa katliamın insanlık suçu oludğunu, meşru olmadığını söylemek neden yanlış olsun?

Anlaşılması gereken önemli bir konu var ve bunu en iyi bilenlerden birisi de Haydardır. Bizim eleştiri üstü bişeyimiz sözkonusu olamaz ve eleştiri niteliği taşıyan bütün yaklaşımları da saygıyla karşılar gerekli önemi veririz. Ama özellikle belli bir tarhten beri, kombine bir şekillde işini gücünü bırakıp başta hareketimize ve ulusal harekete karşı saldırmayı iş edinmiş kesim ve kimselere, sistematik şekilde sürdürülen bu saldırılara dikkat çekmemiz neden zorunuza gidiyor? Siz ağzınıza geleni söyleme hakkını kendinizde bulurken, istediğiniz örgütü ve hatta kadrolarını ajan, karanlık, şu bu diye itham ederken sorun gömüyorsunuz da, birilerinin sizin bu çirkin saldırılarınıza cevap vermesi ve eleştirmesi karşısında neden hemen ciyaklıyorsunuz, vay tehdit ediliyoruz, yok böyle yapıyorlar, yok bizi bilmem ne diye itham ediyorlar diye niye basıyorsunuz yaygarayı? 

Kimin ne oludğu ortadadır. Kimin ne dediği de, fikirlerle münakaşa ediniz, bunun bir yararı olabilir. Aksi halde bu sataşmaların kimseye bir yararı yoktur.

_______________________________________________________________________________

EDİTÖRÜN NOTU:
&lt;strong&gt;
Sayın okurumuz; Halkın Günlüğü&#039;nün cevabı da sitemizde yayınlanmıştır.
Bakınız yazının linki: http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html&lt;/strong&gt;

</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Site yönetiminden ricamdır, Halkın Günlügü&#8217;nün ilgili yazısını da buraya asınız lütfen.</p>
<p>Bir meselede ayrım değil, ayrışım noktası bir niteliğe işaret eder. Bu makaleyi iki kategoriye ayırmalı. Haydar Karataşı biz eski günlerden nezaketli biri olarak biliriz ve en azından böyle gösterir kendini. Fakat bu makalede epey bir nezaketsizlik de yapmıştır. Kısa tutarak özetlenirse: Halkın Günlüğü gazetesinde çıkan yazının kim tarafından yazıldığını ima ederken, kendisini merkezi olarak muhatap aldırma-alındığı rolü yapmaktadır ki bu etik değildir. İkincisi, hareketin bir dönem kadrosu olup şimdi bir biçimde bırakıp kenarda duran insanlar üzerinden çirkef bir yöntemle şimdi saflarda olan kadrolarda böyle olacaktır gibi iğrenç bir göndermede bulunmuştur ki, bir dönem kendisinin de aynı hareketin kadrosu olduğunu, hatta bu hareketi yumuşak bulup daha radikal bir grup kurmaya kalktığını, ama aynı şekilde kendisinin de bu döküldüler dedikleinden biri olduğunu unutmaktadır. Yani sınıf savaşı zor bir süreçtir ve insanların dökülmesi tıpkı Haydarın da dökülmesi gibi normaldir. </p>
<p>Bir fikri doğru ya da yanlış bulursunuz ama yapmanız gereken bu fikirle münakaşa etmektir, etik olan budur. Ama haydar bunu yapmıyor, örgüte, kadrolara hatta nerdeyse yazıyı yazanın kim oludğuna kadar sataşmalar yapıyor. Bu etik değildir herşeyden önce. Üstelik kimsenin haydarı merkezi olarak ciddiye aldığı falan da yoktur ve gazetede yayınlanan yazı sadece haydarı değil, aynı koronun farklı enstrumanlarını da hedef almıştır ve haklı eleştirilerdir. Dolayısıyla çokça gocunduğu reformist vb kavramları öyle cömertçe üzerine alınıp algınganlık göstermesinin fazla bir geregi yoktur. Ama doğrusu, Halkın Günlüğünün eleştirilerinin tam isabet ettiği de anlaşılıyor.</p>
<p>Öte yandan, yukarıda bir iki yorumcu da söylemiş, Haydar ve onun gibilerinin kurduğu denklem şudur: Eğer isyan var derseniz, devletin katliamı meşrudur, meşrulaşır. Bu aptalca bir denklemdir kimse kusura bakmasın. Çok basit bir soru bile isyan olup olmadığını açığa çıkarır. Yüz sene civarı bir süre, bu devletin Dersimin ıslahı için çıkardığı onlarca yüzlerce rapor var, sahi bu devlet neyi ıslah etmek istiyordu? Bütün bunları geçelim, 1924 te sadece Koçan aşiretinin püskürttüğü devlet saldırısı işkali gibi 1937-38 katliam saldırılarından önce bunun gibi kaç sefer yapılmıştır Dersime? Peki madem sorun yoktu, sağır İsmetin raporlarını da mı okumadınız, bu devlet neyi ıslah etmek istiyordu? İnancı, kimliği varlığı mutemadiyen saldırı altında olan bir topluluğun isyan etmesi direnmesi kadar meşru ne olabilir? Ve en üst seviyede isyan bile olsa katliamın insanlık suçu oludğunu, meşru olmadığını söylemek neden yanlış olsun?</p>
<p>Anlaşılması gereken önemli bir konu var ve bunu en iyi bilenlerden birisi de Haydardır. Bizim eleştiri üstü bişeyimiz sözkonusu olamaz ve eleştiri niteliği taşıyan bütün yaklaşımları da saygıyla karşılar gerekli önemi veririz. Ama özellikle belli bir tarhten beri, kombine bir şekillde işini gücünü bırakıp başta hareketimize ve ulusal harekete karşı saldırmayı iş edinmiş kesim ve kimselere, sistematik şekilde sürdürülen bu saldırılara dikkat çekmemiz neden zorunuza gidiyor? Siz ağzınıza geleni söyleme hakkını kendinizde bulurken, istediğiniz örgütü ve hatta kadrolarını ajan, karanlık, şu bu diye itham ederken sorun gömüyorsunuz da, birilerinin sizin bu çirkin saldırılarınıza cevap vermesi ve eleştirmesi karşısında neden hemen ciyaklıyorsunuz, vay tehdit ediliyoruz, yok böyle yapıyorlar, yok bizi bilmem ne diye itham ediyorlar diye niye basıyorsunuz yaygarayı? </p>
<p>Kimin ne oludğu ortadadır. Kimin ne dediği de, fikirlerle münakaşa ediniz, bunun bir yararı olabilir. Aksi halde bu sataşmaların kimseye bir yararı yoktur.</p>
<p>_______________________________________________________________________________</p>
<p>EDİTÖRÜN NOTU:<br />
<strong><br />
Sayın okurumuz; Halkın Günlüğü&#8217;nün cevabı da sitemizde yayınlanmıştır.<br />
Bakınız yazının linki: <a href="http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html" rel="nofollow">http://dersimnews.com/manset/halkin-gunlugunden-karatasa-cevap.html</a></strong></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkın Günlüğü Kültürel Soykırım’ın Neresinde Durur! yazısına derej tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://dersimnews.com/dersim/diaspora/halkin-gunlugu-kulturel-soykirim%e2%80%99in-neresinde-durur.html#comment-812</link>
		<dc:creator>derej</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 18:57:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://dersimnews.com/?p=2166#comment-812</guid>
		<description>ya senay hanim tarihsel gercekler karsisinda neden utananlimki ,yazının con cümlesinden anlasilacagi üzere ne kadar cok aydinlandik,&quot;Taraftarı olduğunuz örgüt ve çevrelerden Zazaca ve Kürtçe dillerinin eşit düzeyde yer almasını talep edin.&quot; al iste her sey burda gizli,niyet aydinlanma.Onlar size kürt diyor,sizde kalkin biz kürt degiliz türküz yada zazayiz,yok biz aleviyiz kizilbasiz,ama hangi asiretensin dise size sorsalar adinizdan önce sölersiniz ))</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ya senay hanim tarihsel gercekler karsisinda neden utananlimki ,yazının con cümlesinden anlasilacagi üzere ne kadar cok aydinlandik,&#8221;Taraftarı olduğunuz örgüt ve çevrelerden Zazaca ve Kürtçe dillerinin eşit düzeyde yer almasını talep edin.&#8221; al iste her sey burda gizli,niyet aydinlanma.Onlar size kürt diyor,sizde kalkin biz kürt degiliz türküz yada zazayiz,yok biz aleviyiz kizilbasiz,ama hangi asiretensin dise size sorsalar adinizdan önce sölersiniz ))</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

