Connect with us
Sitemiz yenilendi!

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Dersimlilerin Yeni Anayasa’dan Beklentileri

Diaspora

Dersimlilerin Yeni Anayasa’dan Beklentileri

Dersim Dialog Grubu,  “Dersimlilerin Yeni Anayasa ile İlgili Görüş ve Beklentileri” başlıklı raporunu Meclis Anayasa Komisyonu Başkanlığına gönderdi.

Dersimnews.com/İstanbul– Mısletê Dêsımi (Dersim Dialog Grubu) tarafından hazırlanan raporda Dersimlilerin Yeni Anayasa’dan beklentilerine yer verildi. Dersim Dialog Grubu’nun Yeni Anayasa çalışmalarına ilişkin görüşlerinin yer aldığı rapor 17 Nisan’da Meclis Anayasa Komisyonu Başkanlığı’na gönderildi.

İşte o rapor:

Dersimlilerin Yeni Anayasa ile İlgili Görüş ve Beklentileri

Giriş

Türkiye kamuoyunda yeni bir anayasa yoğunlukla tartışılıyor. Tarihsel sorumluluğun bir gereği ve Anadolu topraklarının kadim-, yerleşik halklarından olduğumuz bilinci ve gerçeğinden hareketle, Avrupa’da yaşayan biz Dersimliler de yeni anayasanın yapılması sürecine katkıda bulunmak istiyoruz. Bu amaçla 02-04 Mart 2012 tarihinde Almanya’nın Rüdesheim şehrinde bir araya gelerek, aşağıda belirtilen ilke ve konuların yeni anayasada dikkate alınmasını talep ediyoruz.

Bir toplumsal sözleşme olarak yeni anayasa

Bir toplumsal sözleşme olarak yeni anayasa toplumsal iradeyi hedefleyen bir doğrultuda, tüm kesimlerin görüşü alınarak, üzerinde uzlaştığı bir şekilde yapılmalıdır.

Türkiye toplumu, kendi kaderini ve geleceğini inşa etmek için yeni, sivil bir toplumsal sözleşme yapma kararlılığını sergiliyor. Siyasi, ekonomik, kültürel ve politik alanda ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğimiz bu tarihsel dönemde, yeni anayasa ile, geçmişte yaşanan Dersim 1937/38 Soykırımı gibi acılardan, toplumu ayrıştırıcı, ötekileştirici etnik veya dini ideoloji ve doktrinlerden uzak; özgür, eşitlikçi bir geleceğin inşasına girişilmelidir.

Anadolu’da, Anadolu ve Mezopotamya’nın yerleşik halklarının inanç, mezhep ve kültürel farklılıkları tehdit olarak değil, bir imkan olarak görülmeli ve fırsata dönüştürülmelidir. Bundan dolayı yeni anayasa, toplumun çok kimlikli, çok kültürlü, çok dilli, çok inançlı bir toplum olduğu gerçeğini benimsemeli ve özellikle dinlere, sosyal ve kültürel gruplara, etnik kimliklere, ideolojilere eşit mesafede durmalıdır. Devletin yapısı, tekçi zihniyetten arındırılmalı, içindeki tüm farklılıkları barındıran ve anayasal güvenceye kavuşturan bir yapıya dönüştürülmelidir.

Yeni Anayasa ile, eşitlik temelinde barış ve kardeşlik egemen kılınmalı. Mevcut anayasada olduğu gibi, bir tarafın lehine değişmez maddeler olmamalı, hiçbir kutsiyet, değiştirilmez dogma veya ötekileştirici, dışlayıcı kavrama ve yaklaşıma yer verilmemelidir. Ayrımcılığa tabi tutulmaksızın her bir yurttaşın devletin işleyişine katılımı sağlanmalı. Irk, din, dil, renk, cinsiyet, sosyal, kültürel, ideolojik ve doktrin farklılıkları göz ardı etmeden eşitlik ilkesi çerçevesinde gerek bireyin, gerek topluluklarının özgürlüklerini kullanma hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

Yeni toplumsal sözleşme eşitlikçi, çoğulcu, katılımcı ve insanı merkeze koyan bir anayasa olmalı, Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi evrensel hukuk ilkelerine aykırı hükümler içermemelidir.

Çağımızda demokrasi, çoğunluk kararlarının sınırsız bir şekilde uygulandığı bir sistem olmaktan ziyade, azınlık hak ve hürriyetlerinin tanınıp garanti altına alındığı ve bu azınlık haklarının alınacak olan çoğunluk kararlarının sınırlarını belirleyici unsurları biçiminde görüldüğü bir anlayış olarak tanımlanmaktadır. Demokrasinin “çoğunluğun tahakkümü” olmadığı ilkesinden hareketle, yeni anayasada din, dil, ırk, cinsiyet gözetilmeden her insan eşit haklara sahip kılınmalıdır. Kamu otoritesine karşı fertlerin hukukunun korunmasına özen gösterilmelidir. Demokratik siyaset dışında hiçbir odağın, zümrenin veya vesayet yapısının siyasal alanı belirlemesine imkan tanınmamalıdır.

Devletin siyasal yapısı

Devlet üniter, merkeziyetçi yapıdan tam federal bir düzene geçmelidir. Federatif devlet yapısı tercih edilerek, demokratik katılım yerelden itibaren, her bir farklılığın kendini kurucu ve değerli olarak göreceği biçimde inşa edilmelidir. Bu bağlamda, yerinden yönetim ilkesi esas alınmalı, merkezi idareye son verilmelidir.

“Başkanlık” veya “Yarı Başkanlık Sistemi” yerine parlamenter sistem muhafaza edilmelidir. Cumhurbaşkanı önceden olduğu gibi meclis tarafından seçilmelidir. Siyasi partilerin kapatılması engellenmeli, seçim barajı düşürülmelidir. Hiçbir demokratik hukuk devletinde yeri olmayan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Diyanet İşleri Başkanlığı (D.İ.B.) gibi kurumlara yeni anayasada yer verilmemelidir.

Devlet üniter yapıdan tam bir federal sisteme geçiş sürecinde, federal kurum ve kuruluşlar oluşturuluncaya kadar, yarı federal yapı olan ve kültürel, sosyal, etnik farkllılıkları esas alan “bölgesel özerkliği” tercih etmeli.

Bu bağlamda federatif yapı içerisinde Dersim’e, tarihsel coğrafi sınırlarıyla özerk bir eyalet statüsü tanınmalıdır

Vatandaşlık ve kimlik tanımı

Özellikle birlikte yaşama bilincini yok eden “etnik temelli“ vatandaşlık tanımına yeni anayasada yer verilmemelidir. Yeni anayasada, Türk, Zaza, Kürt, Ermeni ve diğer etnik kimliklere vurgu yerine anayasal vatandaşlık esas alınarak bütün vatandaşlar devlet nezdinde eşit olmalı ve bu anayasal güvence altına alınmalıdır. Eşitlik ve sosyal adalet temel ilke olarak benimsenmelidir.

Mevcut Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türkiye devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadesi, aidiyet ve kimlik vurgusu yapılmadan, farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, eşit yurttaşlık esasına dayalı anayasal vatandaşlık” olarak su şekilde değiştirilmelidir: Anadolu/Cumhuriyet sınırları içinde doğan, ya da vatandaşlığa geçen herkes devletin eşit ve saygın vatandaşıdır”.

Anadilde eğitim

Federatif bir yapı içerisinde federal devletin resmi dili olmamalı,  özerk bölgelerin resmi dili veya dilleri olmalıdır.

Anadilde eğitim, her vatandaşın doğuştan gelen temel ve doğal hakkıdır. Daha kaliteli öğretim yapmak ve toplumsal barışı ve kaynaşmayı sağlamak için, okul çağına gelen çocuklara Zazaca ve Kürtçe gibi kendi anadillerinde, anaokullarından başlayarak ilk, orta ve yüksek öğretim kurumları da dahil olmak üzere, tüm eğitim kurumlarında eğitim ve öğretim imkanı tanınmalı, anayasada dillerin tam hak eşitliği garanti altına alınmalıdır.

Bu bağlamda eğitimin yapılandırılmasında bölgesel gereklilikler göz önünde bulundurularak, gerekli altyapı oluşturulmalı ve iki veya çok dilli eğitimin önü açılmalıdır. Çok dilli eğitim sadece farklı etnik kökenli çocuklar için değil, Türk çocukları için de bir kazanç olarak görülmeli ve eğitim sistemi de buna göre şekillendirilmelidir. Herkes kendi anadiliyle eğitim görebilmeli ve bunun yanında Anadolu’da konuşulan diğer dillerden birini de okulda zorunlu, yanısıra Arapça, Farsça da dahil  dünya dillerinden birini seçmeli olarak öğrenmelidir.

Bu bağlamda devlet, hukuksal pozitif ayrımcılık ilkesi çerçevesinde, etnik dillerde yaşanan asimilasyonu durdurmak ve bu dilleri koruyup gelişmelerini sağlamak için tedbirler almalıdır. Bunun için, öncelikle dil öğretiminin önündeki tüm engeller ve kısıtlamalar kaldırılmalı, anadil öğretmenleri yetiştirilmelidir. Üniversitelerde talep edilen tüm dillerde akademik çalışma imkanları tanınmalı, lisans ve lisans üstü programlar açılmalı, araştırma merkezleri ve enstitüler kurulmalıdır.

Dersim’in en yaygın ve Anadolu’nun da en çok konuşulan üçüncü dili Zazaca, yaşanan Dersim 1937/38 Soykırımı ve sonrasındaki asimilasyon politikaları sonucu, UNESCO’nun da işaret ettiği gibi, kaybolma tehdidi altındadır. Özellikle kaybolma sınırına gelmiş Zazaca anayasal güvenceye kavuşturulmalı ve anadil olarak konuşulduğu bölgelerde, bu dilin korunması ve gelişmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Zazaca’da tam gün radyo ve televizyon yayını yapılmalı, Zazaca yayın yapan basın yayın organları desteklenmelidir. Bunun dışında, yıllardır asimilasyon politikaları altında gelişmesi engellenen Dersim’in diğer dili olan Kürtçe’nin geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Din ve vicdan özgürlüğü

Yaşadığımız sorunların temelinde anayasada yazılı olan laiklik ile din ve vicdan özgürlüğünün yeterince hayata geçirilmemiş olması yatmaktadır. Demokratik hukuk devleti ve laiklik bütün inanç gruplarının ve yaşam biçimlerinin teminatıdır. Yeni anayasal düzende bu temel hak, tüm yurttaşlar için gerçek anlamda hayata geçirilmelidir. Devlet, laik yapısı gereği tüm din ve inanç gruplarına tarafsız davranmalı, eşitlikçi ve azınlığın hakkını güvenceye alan bir mesafede olmalıdır. Laiklik bütün din ve mezheplerin gerçek anlamda ve eşit koşullar altında hayat bulmalarının teminatı olmalıdır. Din ve vicdan hürriyeti devletin müdahale alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Bu anlamda:

Devlet, dinsel çoğulculuğa saygı göstermeli, değişik din ve inanç mensubu bireylerin ibadetlerini yapabilmesi için gerekli olan kurumsal yapıların oluşturulmasına imkân verecek hukuki bir yapı oluşturup, bunun gereği olarak da dini kurumların önündeki tüzel kişilik oluşturma yolundaki engelleri kaldırmalıdır.

Anadolu mozaiğinin bir parçası ve Dersim kültürünün özünü oluşturan Alevi kimliği yasal olarak tanınmalı, cemevleri (Alevi dergâhları) Alevi vatandaşların ibadethanesi olarak kabullenilmeli, diğer mezhep ve inanç gruplarının kendi içinde örgütlenmelerini sağlayacak  yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu dini grupların özerkliklerini sağlayıp koruyabilmeleri için gerekli kurumsal yapıları oluşturmalarına imkan verilmelidir.

Ulusal çapta olmasa da bölgesel anlamda, örneğin Dersim’de Xızır (Hızır) Orucu, Oniki İmamlar Orucu (Muharrem Orucu), Hawtemal ve Gağan ritüelleri gibi, bir inancın çoğunluk tarafından yaşatıldığı bölgelerde, o inancın özel günü/günleri resmi tatil olarak tanınmalıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı mevcut anayasal statüsü ile, devletin laiklik ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde dinler üzerindeki müdahalesini,  kontrolünü getirmekte, farklı inanç ve mezhepler üzerinde baskı ve dejenerasyon sağlamaktadır. Din, kişinin kendi seçimine bırakılmalıdır. Bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalıdır. Ancak bu anlamda devletin laiklik ilkesi şekilsel olmaktan öte bir anlam ve içerik kazanarak gerçek anlam ve pratik bir içeriğe kavuşmuş olacaktır.

Devlet, laiklik ve eşitlik ilkesi ile vergi adaleti gereği, inançlar karşısında tarafsızlığını korumalıdır. Bunun için devlet, mecburi kılmadan vatandaşından aldığı vergiler üzerinden oluşturduğu kamu kaynaklarından farklı inanç gruplarına din hizmetleri için eşit faydalanma hakkı tanımalıdır.

 

Devlet, çocukları ve gençleri belirli ideolojiler, inançlar ve yaşam tarzları doğrultusunda biçimlendirme yetkisine sahip olmamalı. Hiçbir koşulda ayrımcı, dışlayıcı, sorgulama imkânı bulunmayan doktrinleri dayatıcı bir politika takip etmemeli. Hiç kimseye veya gruba kendi kültür veya inançları dışındaki kültür veya inançları zorunlu olarak öğretilmeyeceği konusu anayasada yer almalı ve bunun gereği olarak zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.

Güçler Ayrılığı İlkesi

Yeni anayasa ile ‘Güçler Ayrılığı İlkesi’ temelinde yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığı tam garanti altına alınmalıdır. Bu anayasal kurumların yetkileri anayasada açık bir şekilde belirtilip sınırlandırılmalıdır. Yargı işleyişinde ve hiyerarşisinde siyasi otoritenin belirleyiciliği anayasanın güçler ayrılığı ilkesi doğrultusunda engellenmelidir. Cumhurbaşkanı da dahil olmak suretiyle hiçbir siyasi otoritenin başta yargı ve üniversite  olmak üzere özerk kurumlar üzerinde atama yetkisi olmamalıdır.

Yargı adaletsizliğini ortadan kaldırıcı, özellikle davalarda tutukluluk ve yargılama sürelerini kısaltıcı tedbirler alınmalı, objektif ve tarafsız yargılanmalara engel teşkil eden eski adıyla Devlet Güvenlik Mahkemeleri, yeni adıyla  Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kaldırılmalıdır.

Sonuç

Biz Dersimliler, yeni anayasanın Anadolu’da yeni bir tarihi süreci başlatacak bir toplumsal sözleşme olmasını umut ediyoruz. Devletin daha eşitlikçi, daha çoğulcu ve daha özgürlükçü bir temelde yenilenmesinin tüm toplum için hayati önem taşıdığına inanıyoruz.  Bu nedenle, taleplerimizin temelinde imtiyazlar değil, hayatın her alanında gerçek, fiili eşitlik arzusu yer almaktadır. Dolayısıyla önerilerimizin de sadece bizler için değil, Anadolu’da yaşayan tüm yurttaşlar için çözüm teşkil edeceğini düşünüyoruz.

Mısletê Dêsımi / Dersim Dialog Grubu

 

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × one =

More in Diaspora

To Top