Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Dersim Kongresi Neden Gereklidir?

Diaspora

Dersim Kongresi Neden Gereklidir?

“Bu nedenle böyle bir kongrenin ilk aşamasında içeriği değil, şekli ve toplanma felsefesi önemlidir. Mesele hangi temel üzerinde bu inşanın yapılması gerektiğidir. Siyasi gölgenin olmadığı, tamamen Dersimi olan, Dünya’ya yayılmış Dersimlileri birleştiren bir kongre toplamanın zamanıdır.”

 

Haydar Karataş

Siyaset üstü bir Dersim Kongresi toplanmalıdır, ekonomik, kültürel ve inançsal birliği tartışan ve hemşehrilerimizin hayatın her alanında birbirini destekleyecek bir süreci başlatmayı hedef almalı bu kongre.

Neden 1. Dünya Dersim Kongresi gereklidir?

Bir süreden beridir Thedor Herzl’in günlüklerini okuyorum. Herzl’i aranızda tanıyan kaç kişi var bilmiyorum, ancak Herzl yazar ve aydın olmanın ötesinde, dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudilerin içler acısı durumunu düzeltmek için kafa yoran biriydi. O zamanın gazetelerinde Herzl’le yapılmış söyleşileri, ona tepki duyanların bakış ve eleştirilerini hangi kaygılarla yaptıklarını anlamaya çalışıyorum bu okumalarda.

Herzl’in 1. Dünya Yahudi Kongresi’ni 1897’de  toplarken o günleri günlüklerine şöyle not düşmüştü: Yahudiler gittikleri yerde o halkların içinde entegre olamıyorlardı ve Yahudi olarak kalıyorlardı. Ya da toplumlar onları Yahudi olarak tanımlıyordu. Karl Marks da bu konuda onunla aynı fikirdeydi, dünyanın Yahudilerden kurtulması için Yahudilerin kurtulması gerekir diyerek Herzl’in bu fikrine destek veriyordu.

Herzl tuttuğu günlüklerin birinde şöyle bir örnek veriyordu: ‘… mesela Rusya’dan göç eden bir Rus Avrupa’ya geldiğinde bir kaç kuşak sonra, onun çocukları benim anne babam Rus kökenliydi derken, Yahudiler gittiği yerde Yahudi olarak kalıyorlar…’

Gittiğim okumalarda, dünyanın farklı şehirlerinde bu durumun aynısının Dersimliler için de geçerli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Örneğin Diyarbakır’dan Almanya, İngiltere’ye göç eden biri orada Kürt olduğunu söylemesine karşın, Dersimli gittiği, İstanbul, İzmir ya da Avrupa’nın bir yerine Dersim kimliğini alıp gitmektedir.

Keza siyasal örgütler içinde de durum bundan pek farklı değil, Musa Anter, ‘Dersimli gittiği yerde Dersimlidir,’ derken de bunu söylüyordu.

Osmanlı vilayetlerinde de Dersim Vilayeti, diğer beylik ve etnik gruplardan farklı tutuldu. Kaderi de farklı oldu.

Bu öyle bugünün tartışması   filan da değildir, 1866’da Dersim’e giden Britanya’nın İngiltere başkonsolosu J.C. Toylar, Dersim için: “Kürt desem Kürt değiller, Türk desem değiller, Müslüman desem değil, Hıristiyan hiç değiller…” diyordu. 1741’de giden Polonyalı gezgin Simon ise daha şiddetli belirlemelerde bulundu  ancak Dersim, aklı yaşlı kuşaklardan 1970’lerde aydınlanma hareketiyle tanışan gençlere geçtiğinden bu yana, kendini tanımlayamıyor, Türkiye toplumunda kendini konumlandıramıyor. Toplum büyük siyasi kamplara bölünmüş durumda, siyasal görüş ile toplumsal kimlik acımasızca birbirini ezmektedir.

Toplumun aidat sosyolojisi, siyasal paradigmaların ağır baskısı altındadır. Farklı fikirlere kapalı, kendisi gibi düşünmeyeni ‘hain’ ilan eden ve toplumsal linçe tabii tutan bir yere dönüşmüş, ultra-siyasal bir ‘zehir’ ortaya çıkmış durumda.

Bu parçalanmışlık ve büyük yok olma derin sevgisizlikler, sonu gelmez acılara da yol açmaktadır.

Bu dağılmışlığı ancak dünya çapında toplanacak bir Dersim Kongresi birleştirebilir. İsteyen gene Kürt siyasetinin içinde yer alsın, sol gruplara katılsın, ne bileyim liberal partilere, merkez sağ ve sol partilere girsin, ama kendi kimliğini artık tanımlamalıdır Dersimli. Çocuklarımız gittikleri yerde büyük bir manevi boşluk yaşamaktadırlar.

Dersim artık Dersim’le de sınırlı değil, Dünyanın hiç bir yerinde insanlar başka bir kente göç ettikten sonra o kentin nasıl yönetildiği ile ilgili olmaz. Bir Samsunlu, bir Hakkarili İstanbul’a göç etmişse, geldiği kentin Belediye başkanı ve Milletvekili ile Dersimlinin ilgili olduğu gibi ilgili değildir.

Bu kongre orada seçilenin, aday gösterilenin bütün bu topluluğun hassasiyetini yansıtması gerektiğini siyasetçilere hatırlatarak bu ‘zehri’ sağabilir.

Bunun için 1. Dünya Dersim Kongresi bu dağılmışlık içinde toplanmalıdır. Kim yapar bilmiyorum, ancak her kim yaparsa, şahsi olarak yanında olduğum gibi,  Dersimlileri ve Kızılbaşlığı daha yakından tanımak isteyen pek çok Türkiyeli ve dünyadan aydının desteğini alır. Elbette  siyasetçiden uzak olursa, bu başarılabilir.

Ve elbette, Siyaset üstü bir Dersim Kongresi toplanmalıdır, ekonomik, kültürel ve inançsal birliği tartışan ve hemşehrilerimizin hayatın her alanında birbirini destekleyecek bir süreci başlatmayı hedef almalı bu kongre.

Dersim Halk Ozanı Sılo Qız

Dersim Halk Ozanı Sılo Qız

Ama nasıl bir kongre olmalı, biraz da ona değineyim.

Fikrim şudur:

1. Kongre dört kısımdan oluşmalıdır. a) Ortada divan, b) divanın sağ tarafında Dersim’in on iki inanç ocağı. c)Sol tarafında Rayberler, eski ve yeni Dersim milletvekilleri ile eski ve yeni Belediye başkanları ve sembolik yaşlılar, d) ve Delege kürsüleri olmalıdır.

On iki ocağın her birine bir sandalye ayrılmalı ve üzerine ocağın ismi yazılmalıdır.

Ola ki bazı ocaklar siyasi ortamın baskısı nedeniyle temsilci göndermek istemeyeceklerdir, (kanımca böyle bir halk kongresine hiç bir siyasi örgüt karşı çıkmayacaktır) ancak varsın gelmesin, gelinceye kadar o sandalye boş kalmalıdır. İki yılda bir bu kongrenin toplandığını düşünürsek, gelemeyen o ocak elli yıl sonra gelse dahi onu bekleyen sandalyede yerini rahatlıkla alacaktır. Ben dışlandım hissine kapılmayacaktır.

2. Kongre siyaseti değil, toplumsal varlığı temsil etmeli ve akli süreci tartışmalıdır.

Delegelere gelince, gönlüm silah ve öldürme-ölüm cezasına karşı olanların delege olabilmesidir. Ölüm cezası ve şiddete karşı olmayanlar nasıl ki Dersim’in Cem ve Cemaatinden dışlanıyorlardıysa, dışlanmalıdırlar. Çocuklarımız silahlı gruplara katılabilirler, içimiz ağlayabilir, onlara ağıt yakabiliriz, ancak Alevi inancında ve Dersim kültüründe ölüm cezası yoktu, kavgada birbirini öldürenler bu Cem ve Cemaatlerin dışında tutulurdu, aynen öyle olmalı. Biliyorum çok zor diyeceksiniz, ama Dersim sivilleşmelidir, çağımız şiddet ve öldürme yoluyla hak arama devrini kapatmıştır. Avrupa barbarlığı yasalarındaki ve kilisenin ölüm cezalarını ortadan kaldırmak için yüz yıllarca mücadele etti, Dersim kültüründe ölüm cezası yokken bugün şiddet fikriyatında olması ve siyasal tarafların şiddetle kendini ifade etmesi büyük bir acıdır. Demek ki, siyasi gölge dışında, şiddet fikriyatı da kongrenin dışında tutulmalıdır.

3. Katılımcı delegeler, kişisel fikrini dile getirmelidir. Kongreyi toplayacak irade, Dersimi ve Alevi olan kurumlardan delege çağırmalı, aydınlar, yazarlar, sanatçıları davet ederek, bu bileşenin dördüncü saç ayağını teşkil etmelidir ve Dersim’in gelecekteki akli sürecini tartışmaya açmalıdırlar.

4. Siyasi partilerde aktif görev alan Dersim kökenli milletvekilleri, Gülten Kışanak, Hüseyin Aygün, Erdoğan Toprak, Kamer Genç ve Aysel Tuğluk gibi vekiller ancak dinleyici olarak davet edilmelidir. Aktif siyasetçi kongreyi Tehoder Herzl’in kongresinde olduğu gibi, Kongreyi sadece selamlayabilir. Destek verebilir.  Bu vekillerden böyle bir sivil kongreye destek sunanları halkın gönlü dışında bir karşılığı olmamalıdır. Kendi siyasal bakış açıları dışındaki Dersim’i dinlemelidirler. (bu vekiller kısmı tartışmalıdır elbet)

Öyleyse,

5. Tartışmalar nasıl olmalıdır

Hiç bir delege başka bir delegenin söylediklerine cevap verme hakkına sahip olmamalıdır. Bütün katılımcılar, Dersim’i nasıl tanımladıklarını, gelecekte nasıl bir Dersim istediklerini tarif etmelidirler, yani politik grupların isteğini değil, tamamen  şahsi fikrini, kendi aklındaki Dersim’i tarif etmelidir.

6. Kongrenin Dili: Kongre üç dilde dua ile açılmalıdır.

Böyle bir kongre, Dersim’de konuşulan üç lisanda dua ile açılmalıdır, So Be, Here-Were (Dersim Kürtçesi ve Dersim Zazacası) ve Türkçe yapılmalı. Dersim’deki dil tartışması da böylelikle eski halini alacaktır, Dersimdeki Kızılbaş ocakları, Kurmanci konuşan köye Kurmanci bilen Pir göndermiştir, Kırmançki konuşan köye ise Kırmançki ve Türkçe bilen köye de Türkçe bilen Pir göndermişlerdir. Kongre Dersim’in bu renklerini temsil etmelidir.

Böyle bir kongre Dersimlileri rahatlatmaz mı dersiniz?

Çocuklarımızın ‘biz kimiz’ sorusunu cevaplamaz mı, bu yok olmanın önüne geçmez mi dersiniz?

Biz yazarlar, aydınlar, politikacılar, Dersim çalışmasını yapan kurumlar, dernekler bu kongre ile beraber rahatlamaz mıyız dersiniz? Herkes rahatlar. Kürt ve Türk siyasi partileri içinde yer alan Dersimliler oralara entegre olmak yerine, kendi toplumun derdini yansıtacaklardır, onların ‘siz busunuz’ yerine, Dersim’in sorunlarını anlatacaklardır. Dayatma yerine, kendi kimlikleri ile barışma zamanı başlar, diye düşünüyorum.

 

Böyle bir Kongre Kürt ve Türk siyasetini de rahatlatacaktır. Dersim dünyadaki tek Alevi kenti, Alevilerin Türkiye’deki konumu rahatlar. Gittikçe İslami bir forma doğru giden Türkiye siyaseti bu vesileyle nefes alır, solun ve Türkiye’deki azınlıkların içe kapanmışlığını ve gittikçe katmerleşen islami korku da hafifler.

Dersim artık bizi şöyle öldürdüler diye ağlamayı bırakmalıdır, geleceğe bakarak kendini, çocuklarının geleceğini konumlandırmalı ve toplumsal inşa sürecine girmelidir. Yoksa bugün geç yarın çok geç olabilir.

Nazımın geçtiği Dersimli bazı aydın ve yazarlara bu içerikte bir mektup yazacağım.

Dersim fikriyatı son yıllarda olgunlaştı, şimdi kendini tanımlama sürecine girmiştir.

Tamamen yeni bir dille, inanç ve ocakları baz alarak toplumumuzun içine girdiği travmaya son vermeliyiz.

Bu nedenle böyle bir kongrenin ilk aşamasında içeriği değil, şekli ve toplanma felsefesi önemlidir. Mesele hangi temel üzerinde bu inşanın yapılması gerektiğidir. Siyasi gölgenin olmadığı, tamamen Dersimi olan, Dünya’ya yayılmış Dersimlileri birleştiren bir kongre toplamanın zamanıdır.

Siyasi gruplara mesafeli, bir partinin arka bahçesi olmayan ve Dersimlilerin durumunu tartışacak böyle bir kongreye, doğrusu canı gönülden destek verebilirim.

Yeter ki, dine sarılır gibi politikanın zehrini içen Dersimlilere, Dersim’deki hayatı hatırlatan bir girişim olsun.

 

22 Eylül  2013, Zürih-Rüti

 

 

 

Sosyal medyada paylaşın
        
   
8 Comments

8 Comments

Leave a Reply

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 − nineteen =

More in Diaspora

To Top