Home » Dersim » Dersim’in En Önemli Sorunu Nedir?

Dersim’in En Önemli Sorunu Nedir?

Sosyal medyada paylaşın

Dersim’in En Önemli Sorunu Nedir?   anketinin sonuçları ve değerlendirme raporunu yayınlıyoruz. İşte anket sonuçları ve analizi.

Geçen ay yaptığımız ilk anketimizde “Dersim’in en önemli sorunu nedir?” sorusunu siteyi ziyaret eden okurlarımıza yönelttik. Ankete katılımı yüksek olması bizi mutlu etmiştir. Anketimize 2218 kişi katıldı. Ankete katılanlar yalnızca bir defa oy kullanabilmektedir. Anket sistemi IP numarasını baz aldığı için bir bilgisayardan sadece bir kez oy verilmektedir. Dolayısıyla mükerrer oy kullanılması engellenmiştir.

Dersimnews.com dünyanın 72 ülkesinden ve Türkiye’nin tüm şehirlerinden ziyaret edilmektedir. Her ülkeden ve her şehirden ziyaretçilerimiz var. Her ne kadar daha çok Dersimliler takip ediyor olsa da Dersimli olmayan farklı kimlik ve inançtaki insanlarda Dersimnews.com’u takip etmektedir.

Ankete sitemizi ziyaret eden farklı kesimlerden insanlar da katılmıştır.  Dersim’in en önemli sorunu nedir? Anketine katılan tüm okurlarımıza teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki anketlere de sitemizi ziyaret eden her okurun katılması dileğimizdir.

Anket sonuçları ve analizi sosyolog  Sn. Kızılca Yürür tarafından değerlendirildi ve raporlaştırıldı. Dersimnews.com’da hazırlayacağımız anketlerin analizi  Sosyolog Kızılca Yürür tarafından yapılacaktır.  Sn. Kızılca Yürür’e okurlarımızın huzurunda bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Bu anketler ve analizleri gerek  Türkiye’de gerekse Avrupa’daki üniversitelerde Dersim’le ilgili akademik çalışmalar yapan öğrenciler ve akademisyenler içinde iyi bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Dersim’le ilgili anket çalışması yapmak isteyen öğrenciler, akademisyenler ve akademik çevreler anketlerini Dersimnews.com üzerinden yapabilirler. Bu konuda yardım almak isteyenler bizimle iletişime geçebilirler.

Dersimnews.com’un geçen ay başlattığı anket çalışması bundan sonra 15 günde bir düzenli olarak yapılacaktır.  Şuan sitemizde devam eden “Dersimlilerin Dersim 38’den dolayı devletten talebi ne olmalı?” anketine katılabilirsiniz.

Editor
Dersimnews.com

_____________________________________________________________________________________

Dersimnews.com Kasım Ayı Anketi

Dersim’in en önemli sorunu nedir?  ANKETİNİN DEĞERLENDİRME RAPORU

Dersimnews.com  haber sitesinde geçen ay düzenlediğimiz anketin sorusu, “Dersim’in en önemli sorunu nedir?” idi. Sunulan cevap  seçenekleri:
a) Barajlar sorunu
b) Göç
c) işsizlik
d) Bölgede devam eden çatışma ortamı şeklindeydi.

Barajlar sorunu seçeneği, 1261 oy alarak, %56,85lik bir oranla, başı çeken cevap oldu. Ankete katılanların, ikinci en büyük sorun alanı olarak tanımladığı seçenek, 569 oy alan ve %25,65lik bir oranla ikinci olan, Bölgede devam eden çatışma ortamı seçeneğiydi. İşsizlik şıkkı 237 oyla %10,69luk bir oran alırken, göç seçeneği sadece 151 kişi tarafından işaretlendi ve %6,81 ile, en önemsiz sorun olarak tanımlanmış oldu.

Anket sonuçları, bize siteyi ziyaret edenlerin Dersim’in sorunları konusundaki fikirleri hakkında neyi gösteriyor? Öncelikle, siteyi ziyaret eden ve anket sorularını cevaplayan herkes, Dersim’in sorunları konusunda iyi bilgi sahibi olmayabilir.

Siteyi ziyaret etmesi ve anketi cevaplaması, katılımcı kişinin Dersim’e ilgi duyan, haberdar olmak ve hatta, fikrini belirtmek isteyen biri olduğuna işaret eder. Ancak, Dersim’e ilgili herkesten, sorunları da yakından tanımasını bekleyemeyiz. Anket sonuçları da bize, katılımcıların Dersim’e ilişkin “dışarıda” yani Dersim’deki yaşamın ötesinde en çok dile getirilen ve yüksek sesle haykırılan sorun olan, barajlar sorununu seçtiğini gösteriyor. Yani katılımcılar, kendilerine anlatılanı burada yeniden yansıtmaktadır. Burada, katılımcıların Dersim’in sorunlarına ilişkin görüşlerinin, kendilerine  en fazla ve en yüksek sesle söylenenle kısıtlı olduğu sonucunu, en azından göz önünde bulundurmalıyız.

NEDEN BARAJLAR SORUNU?

Dersim’de yapımı tamamlanan ve faaliyete geçen Uzunçayır barajı, şüphesiz, Dersimlilerin varlığından utanç duyduğu, günlük yaşamı, hem iklimde yaptığı değişiklikle, hem koku ve pislik üretmesiyle rahatsız eden bir yapıdır. Mercan Çayı üstünde işlemekte olan baraj, Pülümür Çayına yapılması planlanan yapılar ve Peri Suyunda hâlihazırda yapılmış 2 baraja ilaveten şantiyesi kurulmuş olan Pembelik Barajı, ürkütücü tehditler olarak durmaktadır.

Munzur ve Peri gibi güçlü, coşkulu suların özgürlüğüne kelepçe vuran, Mercan Çayını beton yataklara hapseden ve şimdi Pülümür Çayının da şirket eline geçmesine yol açacak baraj projelerine halkın tepki duyması doğal ve elzemdir. Baraj projelerinin etkilerinin sadece doğal yaşamı kurutmak ve doğanın dengesini altüst etmekle kalmayacağını da biliyoruz. Vadilerin birbirinden kopması, insanların yerinden yurdundan edilmesi, enerji üretimi bahanesiyle, bölgenin devasa taşocakları, maden ocakları ve sanayi işletmelerine açılacak bir el değmişliğe boğulması,  Dersim’de binlerce yıldır süre giden, dağların ve suların ardında kendine has, uyumlu ve dengeli bir dünya yaratmış halkların ortak kültürünün de sonu olacaktır.

Ancak, Dersim’in sorunlarının kökenine bakıldığında, baraj inşaatlarının bu sorunların temelinde yatan, en önemli mesele olduğunu söylemek mümkün müdür?

Barajlarla gelen saldırı, sorunların kökeninde yatan neden midir, yoksa sorunların bir sonucu mudur? Anlaşıldığı kadarıyla, soruları yanıtlayanlar, konuya bu etki-tepki zincirinden bakmamıştır. Dersim topraklarının sahipsizce saldırılara açık olmasına yol açan kitlesel göç dalgaları, 38 ve 93-94 gibi, bu göç dalgalarının en büyüklerinin kökeninde yatan şiddet, çatışma ve zorlamalar, barajların yapılabilmesinin de temel nedenlerinden biri olmamış mıdır? Bölgede hüküm süren işsizlik, bu göçün geri döndürülememesine yol açmamış mıdır?

Çoğu zorla toprağından göç ettirilen, köy boşaltmaları, orman yangınları, mera yasaklarıyla geri dönmeleri imkansız kılınan insanlar, Dersim dışında hayatını kurmak zorunda kalmıştır ve bu esnada, Dersim sahipsiz, şirket ve devlet talanına açık hale gelmiştir. Bu talanın şu anda en belirgin göstergesi, yapılması planlanan ve binbir zorla bir kısmı da yapılan barajlardır. Ama talanın, yani sorunun esas nedeni, barajlardan ziyade, Dersim’e halkın sahip çıkmasını imkansız kılan göçlerdir. Göçlerin bitmesi için, Dersim’de yaşanabilir bir hayat kurulabilmesi, iş, okul ve her türlü kültürel, sosyal hizmetin iyi verilebildiği ve işletilebildiği bir ortam oluşturulabilmesi gerekir. İşte insanların toprağına geri göç edebilmesi için aşılması gereken bir sorun olan işsizlik de, bu noktada karşımıza mevcut bir mesele olarak çıkmaktadır. Toplamda en düşük oyları alan göç ve işsizlik, belki ortak iki başlık olarak da düşünülebilir ve barajların yapılmasını mümkün kılan insansızlaştırmaya yol açtıkları için, bir sonuç değil, bir neden olarak karşımıza çıkar. İnsanların, göç seçeneğinden ziyade, işsizlik seçeneğini işaretlemesi, aslında göçün geri döndürülebilir olduğunu, ama Dersim’in çalışmak ve yaşamak için uygun bir yer haline gelmesi gerektiğini söyler niteliktedir.


SORUNLARIN KÖKENİNDE ÇATIŞMA ORTAMI VAR

Gelelim ikinci en çok oy alan seçenek olan, sürekli çatışma ortamı şıkkına. İnsanların topraklarına geri dönememesi, işsizliğin ortadan kalkmasına yol açacak yatırımların, girişimlerin gerçekleştirilememesi, barajlara karşı sözde değil, fiiliyatta kararlı ve tek vücut bir direnişin sergilenememesi, bu seçeneğe bağlıdır. Çatışma ortamı, köylerde yaşamın yeniden canlanmasını önlemekte, devletin ve şirketlerin meraları, ormanları, dağları insanlara kapatmasına, ele geçirmesine olanak tanımaktadır

Yukarıda sayılan barajlar, göç ve işsizlik sorunlarının tümünün kökeninde, Dersim’in 38’den beri sürekli olarak ve 93 sonrası şiddetlenerek maruz kaldığı şiddet ve çatışma ortamı vardır.

Süre giden şiddet hükümranlığı, halkın tepkilerini ve düşüncelerini de korkuyla boyamakta, insanlar özgürce kendilerini ifade edecekleri, iletişim kuracakları ve tepki gösterecekleri ilişkileri, örgütlenmeleri kuramamaktadır. Bu nedenle, işsizlik sorunu gibi ekonomik örgütlenme gerektiren, göç sonucu yaşanan kültür ve bilgi kaybının aşılması için kültürel örgütlenme gerektiren, baraj sorunu gibi siyasi örgütlenme gerektiren alanlarda, Dersim halkının gösterebileceği gerçek direnç ve güç gösterilememektedir.  Anket sorularını cevaplayanların sadece %25,65inin bu şıkkı seçmesi de, bu açıdan düşündürücüdür. Çatışma ortamı gibi, tüm diğer sorunların kökeninde yatan bir mesele, neden baraj sorunundan açık ara daha önemsiz görülmektedir?

Kanımızca, bu durum bize, insanların Dersim’in sorunları hakkında kendi bilgi ve gözlemlerinden ziyade, kendilerine anlatılanlara inandığını göstermektedir. Dersim’de barajlara karşı, neredeyse 10 yıldır mitingler yapılmakta, festivalde bu konuda paneller düzenlenmektedir. Konu sıcak ve   canlı tutulmaktadır. Gerçi halka yönelik ciddi bir bilgilendirme faaliyeti olmasa da, nokta atışı tarzında kitle gösterileriyle, Dersim’de en fazla işlenen güncel mesele, barajlar sorunu haline gelmiştir. İnsanlar da, neden-sonuç bağları içinde barajlar meselesini değerlendirmek yerine, kendilerine en yakıcı sorun gibi sürekli sunulan bu seçeneği işaretlemiştir.

Anket sonuçları bize, Dersim’in sorunlarının içine oturduğu neden-sonuç ilişkisi ağlarının daha iyi analiz edilmesi, sorunlar arasındaki ilişkilerin daha net tanımlanması ve tartışılması, böylece çözümlere yaklaşırken, kuvvetlerin daha mantıklı harcanması için, daha fazla kafa yorulması ve çaba harcanması gerektiğini göstermektedir.      

  KIZILCA YÜRÜR

[polldaddy poll=5743290]

 

12 Responses to Dersim’in En Önemli Sorunu Nedir?

  1. Ahmet Berkant Cevapla

    18/12/2011 at 15:31

    Sayin Dersim News ve Sosyolog Arkadaslara.

    Siz Dersimi bu türk cocuksu anketlerle anlamaya calisiyorsaniz akliniza sasarim.

    Arkadaslar yaptiginiz anket aslinsa sizlerin Dersim hakikarinden ne denli kopuk oldugunuzun bir ifadesi.

    Desimin en öncelikli sorunu nedir diye cok yerinde bir soru sormus ve belli cerceve icersinde ise kendinizce cevaplar uyarlamissiniz.

    Arkadasin,arkadasin Dersimin en büyük sorunu nedir bilmiyorsunuz cünki Dersimi anlamiyorsunuz hani sitenizde dahi sahip cikamadiginiz,üsendiginiz,yazacak kapasitenizin olmadigi ve ölüme terk edilmesi icin tc denen fasistin beyinlerinize kurdugu dilimizi kimligimizi bogdurttugu sizler ve can cekisen Kirmanciki(Zazaki-Dimilki) dir.

    Analiz kelimesini siz yanlis anliyorsun Hastanede bir hastan bana gelip Doktor verdiginiz ilacin bana bir faydasi dokunmuyor dedi.
    Bende “Bey Efendi siz ilaci nasil aliyorsunuz diye sorunca yüzü biraz kizararak “Anal” dedi. Gülme tuttu ama gülmemek icin kendimi zor tutuyordum ve dedimki “Beyefendi bu ilac Analgesic(Analgetikum) normal bir biraz su ile normal Agizdan almaniz gerekiyor. Adam epeyce bir mahcup olmustu.

    Sizin ANALiz de buna benzemis.

    Ma xatire Haq sane, tene biwane, Zone Xore Wayir vejiye, Kamiya Xore, Zagone(Kulture) Xore wayir vejiye, temam?

    De xatir ve Sima

    • Kalmem K. Cevapla

      06/01/2012 at 11:43

      Olvazê hewli,
      Yukarda yorum yapan sayın Ahmet Berkant bey mutlaka bir Dersimlidir. Onun Dersim sorunları çözümünde ne kadar yardımcı olup olmadığı anlaşılmıyor. Zazaca´nın ölümünü acil sebep olarak görüyor. Bu son derece doğrudur. Ama kendisi bu önemli soruna değinirken ne somut önerilerini bulunuyor ne de ciddi oluşunu gösteriyor. Alay ediyor. Belden aşağı konuşuyor (Anal: makat/ANAL,iz vgb.), seviyesinde kalıyor. Çok Önemli bir konuda kendisinin ciddi olmadığını gösteriyor.

      Ben sizlere, DersimNewslilere, candan başarılar diliyorum. Sizin sayenizde sözümüz gönlümüze gömülüp kalmıyor, sayfanızda dile getirebiliyoruz. Sağolunuz. Bexudar vê, pil u khal vê!

  2. Remzi Dengiz Cevapla

    21/12/2011 at 08:25

    Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ile yüzlesmek istiyorsa bütün Karakutulari acmalidir ve bunu Dersimli Arastirmacilarla birlikte bir Komisyon düzeyinde incelemeye almalidir, yapilanlar Devlet düzeyinde özüre kadar dönüsmelidir

  3. asterey Cevapla

    22/12/2011 at 07:04

    Mawe xer ,

    Dersim bölgesinin en derin sorunu atatürkcülük ten kaynaklanan ana dilde konusmama ve kendi öz gecmisinine sahip cikmamak ayni zamanda inancda körlesme! Dersimi birbirinden koparan önemli unsular.
    xatirwe sima bimawe hosiyewe!

  4. Ozden Gulave Cevapla

    04/01/2012 at 20:26

    Ahmet Berkant beyin nereli oldugunu ve nerede yasadigini cok merak ediyorum, 99% Dersimli olmadigini ve dersim ile alakasi olmadigini dusunuyorum sahsen.. Bu yorumu yapar iken ANAlizi yanlis yapmis!!

    Cevap verme nezaketinde bulunur ise memnun olurum…

    • cetin atesoglu Cevapla

      03/12/2013 at 16:26

      ozden hanim !!!!!!!!!!!!

      sen ne dersen dogrudurrrrr !!!!!!!!!!!!

  5. Dersimli (quresiz) Cevapla

    08/01/2012 at 17:55

    Bende yokardaki ahmet beyle hem fikirim ki En buyuk sorunu NEDIR BILIYORMUSUNUZ?? Dersim soykirimin taninmasi Tc taarafindan katledilen 100 Bini askin masuma anit mezar Sehitlerin mezarinin werilmesi ANA DILINDEN ACILEN yardim edip yok olusunu onlen mesi BARAJLARIN DURDURULMASI KÜRT SORUNUNA ACILEN COZUM BULUNMASI
    ez hen zonke na hawale ke Dersimnewstere bine destone tirkodere cike u hetra sone endi bere ra xo kes simara to newazeno sade serwa dersim bugure!!!

  6. R.Sitav Cevapla

    29/01/2012 at 14:46

    Silav û rêz.. Di destpêkê da bibêjim, divê xastekê hemî mirovan bi zimanê xa/xwe jîyanek xa$ e. Ma çi anketa ku dûrî zimanê Dêrsimê û bi zimanê dagirkeran pirs hatine kirin û mijar hatine helbijartin.. Ma di vê rew$ê da xelkê Dêrsimê çi bersiv bide û derd û kulên xa çawa e$kira bibêje..! Ma ne $er me ku, mirov bi zimanê dagirkeran di nav gelê xa da karin wusa bike..!?

    Ez dirêj nekim.. Bimînin di xa$îyê da.

    Têbinî; Erê ez ba$ dizanim, xelkê me yên Dêrsimê Kirmancî û Kurmancî qezî dikin/daxifin. Erê, ez jî ji wan Kurmancî axifanim.

  7. sixo Cevapla

    10/03/2012 at 02:26

    Kendimizi kandirmiyalim.
    biz Dersimlilerin en buyuk sorunu…
    1-YOK OLMAK UZERE OLAN GUZEL DILIMIZ:DERSIMLI ANNE VE BABALARIN COCUKLARINA KARSI SORUMSUZLUGU DILINI COCUGUNA OGRETMEMESI:

    2-ASLIMIZI INKAR EDIP BUNA KENDIMIZCE INANIP MUTLU OLMAMIZ;
    ORNEK:BIR ALMANA ,BIR ITALYANA,BIR AMERIKALIYA,BIR ARABA ,SEN NESIN dedigin zaman,ben HIRISTIYANIM demez ben italyan ,alman,yada ,arabim der.biz ne diyoruz ben ALEVIYIM;ALIVELIK BIR SOY DEGILDIR;KURAN DUNYAYA GELMEDEN ONCE NE ALEVILIK VARDI NEDE SUNILIK VARDI,,,,AMA BIZ BUGUN YASIYORSAK ALEVILIK VE SUNULIKTEN ONCEDE BIR SOYUMUZ VARDI:BU SOY NEYDI ,turkmuydu,kurtmuydu,arap yada avrupalimiydi,BU SOY HEPSI OLABILIR,AMA BIR SEY OLMASI MANTIGA TERSTIR,BUDA ALEVILIKTIR,CUNKU ALEVILIK BIR SOY DEGILDIR,BIR MEZHEP,GUZEL ,INSANA ,DOGAYA,SAYGILI DEGERLI BIR MEZHEHTIR:

    BIZ ALEVILER MALLESEF KENDI ULUSALL GECMISIMIZI UNUTUP;;BOS BOS SEMAH DONUYORUZ:
    KOYLERIMIZ YAKILDI::::GUZEL ORMANLARIMIZ YAKILDI:::GECECIK GUZEL INSANLARIMI KAYBOLDU::DEDELERIMIZE BOK YEDIRILDI::BIR KAC GENC BAYANIMIZA TECAVUZ SDILDI::COK DEGERLI INSANLARIMI BUNA KARSI CIKTIGI ICIN HAPSE ATILDI VE GOZ ALTINDA KAYBOLDU SIMDI KEMIKLERINI BULUYORUZ;;;BIZ DERSIMLILER NE YAPIYORUZ,,,,,,MALLESEF KAFAMIZI KUMA GOMUP SEMAH CEKMEYE DEVAM EDIYORUZ;;;;;

    ASLINI INKAR EDEN HARAMZADEDIR…………

  8. zerdestmunzur Cevapla

    11/03/2012 at 15:06

    biz DERSİMLİLER her seyden önce bize sorulduğunda sen kimsin sorusuna net bir cevap vermeliyiz ayrıca bu sunu yapti bu bunu yaptıdan cok kendi anadilimize sahip cikmali sahip cikmada kendi cocuklarimiza öyretmedir bunlari yapmadigimiz surece yok olmaya makumuz buralarda siteler acıp bir bir birimizi suclayacağımıza dilimiz tarihimizi cocuklarimiza ogretmemiz icin hep bırlikte bir seyler yapmalıyız sahip cikalım kaybolmasın kendimizi nasil tnımlarsak tanımlıyalım ister zaza ister kürt gidin bakın dersimde tek bir cocuk anna dilini bilmiyormu yeri geldiyinde bir diyarbakırlıyı suclarız bir batmanliyi ama gelin görunku bu insanlar sehirde de olsa cocukları anna dilerini konusuyor devletten baskasindan birsey beklersek yok olur gider bu dil biz cocuklariza ögretemesak birde su bize soykırımlar reva gören CHP VE KEMALİST ziyniyetinden vaz gecmesek hic bir sey yapamayiz silav u rez.

  9. kızılca yürür Cevapla

    02/04/2012 at 18:31

    yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla, Dersim’in ana dilini unutması ve dilin çocuklara öğretilmemesi durumunun şıklarda eksik olmasını eleştiren arkadaşlar var. Bu eleştiri, şüphesiz haklıdır ve olumlu bir katkıdır. Yaşlıların, an dillerini “Zone ma” olarak tanımlaması bir rastlantı değildir, “biz” olarak tanımlanan, burada bu dili konuşan insanlardır. Yani Dersim kimliği, dili ile oluşmaktadır. Bu nedenle, Dersim’in belki de en acil ve önemli sorunu olarak, dilini unutmasını söylemek yerindedir. Sonraki anketlerimizde de, ana dilin kaybedilmemesi için neler yapılması gerektiği konusunda sorular soracağız. Acil çözümler aramak ve bunları hayata geçirmek, doğru olacaktır. Katkılarınız için teşekkür ederiz.

  10. vindbiya Cevapla

    21/04/2014 at 11:58

    KIRMANCKİ (ZAZACA) DİLİ YOK OLACAK MI?

    Bir dil ne zaman yok olma aşamasına gelir? Dil bilimcileri bu soruya söyle cevap veriyorlar:

    Birincisi çağımızda bir dil okul ve yazı dili değilse, yok olma tehlikesi başlamıştır.
    İkincisi o dil sokaklarda konuşulmuyorsa, yok olma tehlikesi artmaktadır.
    Üçüncüsü o dili konuşanlar ev içinde de konuşmuyorlarsa, yok olma tehlikesi son aşamaya gelmiştir.
    Bugün Zazaca dili okul dili değildir. Sokaklarda ve evlerde konuşanlar ise yok denecek kadar azdır. Yani dil uzmanlarının ölçülerine göre lisanımız yok olmanın son aşamasına gelmiştir.

    LİSANIMIZI KURTARMA YÖNTEMLERİ

    Çağdaş dünyanın demokrat insanları Dünya kirliliğine tedbirler öneriyor, Dünyada yok olmaya başlayan hayvan ve bitki türlerini korunmaya, kurtarmaya çalışıyorlar. Yok olma aşamasına gelen dillerin korunması için önlemler alıyorlar. Bizler lisanımızı korumak ve yaşatmak için Dünyadaki tüm demokratik halk hareketleriyle, çevrecilerle birlikte hareket etmek zorundayız.

    Dünyadaki tüm güzellikleri korumak isteyenler yeryüzünde yok olacak her canlı, her dil insanlık için geri gelmeyecek bir güzellik ve çeşitliliktir diyorlar.
    Yok olacak canlı ve dilleri koruma amacıyla fonlar ayırıyorlar.
    Diller çimenler ve ayrık otları gibi azgın değildir. Diller renkli güllere, nazik çiçeklere benzerler. Dillerin yaşaması için korunmaya ihtiyaçları vardır. Dillerin korunması ve yaşamını devam ettirmesi ise okullarla, gazetelerle, televizyonlarla kısaca yazılı ve görsel basınla olur. Gençlerimiz hem Türkçeyi, İngilizceyi, hem de ana dilini öğrenebilir ve öğrenmelidir. Çünkü ülkemizde Türkçe ortak anlaşma dilimizdir. Ayrıca yabancı dil öğrenmek de faydalıdır.

    Biz Dersimliler veya tüm Kırmancki (Zazaca) konuşanlar yıllarca bu amaçla Türkiye’de çok dillilik, çok kültürlülük için mücadele verdik. Kürt halkının demokratik mücadelesini destekledik. Bu uğurda bedeller ödedik. Ama Türk ve Kürt kutuplaşmasından dolayı bazı çevreler çok kültürlülüğü içine sindiremiyorlar. Zazaca lisanını kendi lehçesi sayıp zamanla yok etmek istiyorlar. Özellikle baskı görenlerin diğer dillere, gruplara baskı uygulamaya kalkışması akılla, mantıkla, insanlıkla bağdaşamaz…

    Dünyadaki tüm demokratların koruma altına almak istediği bir lisanı yaşatmak için öncelikle o lisanı konuşanların el birliği ile kendi dillerine sahip çıkması gerekir. Gerek iç çelişkilerden ve mücadelelerden, gerekse dünyadaki değişimlerden ve Avrupa Birliğiyle ilişkilerden dolayı Türkiye bir değişim veya kargaşa süreci yaşamaktadır. Bizler bu süreci iyi bir şekilde tahlil etmeli ve değerlendirmeliyiz. Özel veya resmi televizyonlarla yayın yaparak, dil enstitüleri kurarak, günlük gazeteler çıkararak, okullarda seçmeli dil dersleriyle, halk içinde gönüllülerin katılacağı kurslarla dilimizin öğretilmesini sağlamalıyız. Elimizde bulunan dilbilgisi kitaplarını ve sözlüklerini parasız dağıtıp dilimizin gelişme sürecini hızlandırmalıyız. Ancak bu yöntemlerle lisanımızın yaşamasına katkıda bulunabiliriz. Şu anda önümüzde hukuki engeller yoktur. Engel sadece bizim tembelliğimizdir. Bu işin çok basit ve kolay olmadığının farkındayız. Ama tüm zorluklara rağmen dilimizi kurtarma çalışmalarını başlatmak için ilk adımı atmak zorundayız. Bu konuda bilinçli arkadaşlarla konuşarak ilk adımı veya adımları belirleyebiliriz. Ağlamayan çocuğa meme verilmez. Çaba harcamadan hiçbir iş başarıya ulaşamaz. “Hak verilmez alınır” özdeyişini rehber edinmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 × 2 =