Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Avukat Söylemez Davanın Peşini Bırakmıyor

Dersim

Avukat Söylemez Davanın Peşini Bırakmıyor

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun yakından takip ettiği, Hıdır Baba’nın gözyaşının bir gün bile dinmediği kızı Ayten Öztürk dosyasında dönemin Tunceli valisi, Jitem’in kurucularından Arif Doğan ve Tunceli alay komutanı hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Ayten Öztürk davasında üç kritik isme suç duyurusu

Öztürk ailesinin avukatı Cihan Söylemez, 1992 yılının Tunceli Alay Komutanı Ahmet Yıldırım, Tunceli Valisi Aslan Yıldırım ve Jitem kurucularından Arif Doğan hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Başsavcılığa geniş kapsamlı talep listesi sunan Söylemez, Savcılıktan Ayten’in öldürüldüğü 49. ve 50. Hükümet dönemindeki ‘örtülü ödenekle’ ilgili Başbakanlığa müzekkere yazılması istendi. Ayten Öztürk’ün öldürüldüğü dönemde 49. ve 50. Hükümet in iş başında olduğuna dikkat çeken avukat Cihan Söylemez, Tansu Çiller dönemini yeniden tartışmaya açtı. Çiller’in başbakanlığında, ‘örtülü ödenek’ paralarının nerelere gittiği çok tartışılmıştı.
‘Çiller döneminin örtülü ödeneği’

Cihan Söylemez, Ayten Öztürk dosyasında Tunceli- Elazığ hattında ilk atılan hukuki adımları T24’e değerlendirdi. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’na dün 1 Şubat 2012 günü suç duyurusu dilekçelerini veren ve kapsamlı bir talep listesi sunan Söylemez, 49. ve 50. hükümet döneminde Jitem’e örtülü ödenekten para aktarılıp aktarılmadığı konusunda başbakanlığa müzekkere yazılması talebinde bulundu. Söylemez, “Eğer Jitem gibi yapılanma ortaya çıkarılmak isteniyorsa, 49 ve 50. Hükümetin örtülü ödenek kullanımı sorgulanmalı. Jitem’in kendini nasıl finanse ettiği böyle ortaya çıkabilir” diyor.
Otopsi savcısı ve doktorları

Söylemez, Ayten Öztürk’ün, otopsi raporunu alan ilk cumhuriyet savcısının ve doktorların bilgisine başvurulması istedi. Rapor tam anlamıyla bir çelişkiler yumağı. Ayten Öztürk 27 Temmuz 1992 tarihinde kaçırılıyor. Cesedi 11 gün sonra bulunuyor. Otopsi raporunda ise, cesedin en az bir buçuk veya iki ay gömülü kaldığı yazıyor. Yakınlarının tanıklığına göre, ‘Ayten’in kulakları, dudakları kesilmiş, gözleri çıkarılmış, tanınmaması için yüz derisi soyulmuş.’ Ama otopsi raporuna göre Ayten Öztürk’ün cesedi toprak altında bir buçuk veya iki ay kaldığından, dudaklar, gözler ve kulakları çürüyor.
Ayten Öztürk, 1992’de Tunceli’nin Mazgirt ilçesi Akpazar beldesinde iş çıkışı kaçırıldıktan 11 gün sonra cesedi bulundu. Hunharca öldürülen Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, TBMM’de kızının yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından sorgulandığını anlatmıştı.

HÜLYA KARABAĞLI – T24

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
1 Comment

1 Comment

  1. Vengdar

    04/02/2012 at 18:42

    Dersim´de, halkın çektiği bu sürekli zülmü, teferuatlı ve objektiv olarak bugüne kadar ne Türkiye kamuoyu, ne dünya kamuoyu bilmektedir.
    Bu ağır baskılar, göçler ve öldürme vakaları sonucunda, gücümüzü, cesaretimizi yitirdik ve yaşama umudumuzu kaybettik. Hep sustuk. Ağladık. Ağladık. Sustuk. Hakkımızda, yaramız üzerine yine hep başkaları, yine hep başka güçler konuştu. Bizler sustuk.

    Dersim´de yaşanan bu insanlık dışı olayları unutmamak ve bunları dile getirmek, hukuk yoluyla sorgulamak zaruri bir ödevdir. Bu sorumluğa karşı sessiz kalmayan Avukat Cihan Söylemez gibi vicdanlı insanlar çok sağolsunlar! Onlara yürekten sabır, kuvvet ve başarılar diliyorum.
    ________________

    Bir Dersimli olarak son 30 yılı nasıl algılıyorum? Kendi hisslerim:

    Son 30 yılldır bize çevrilmiş şiddet uygulayan Kürtçülük ve sahte “Devrimcilik” silahın arkasında Dersimi her yönüylen yıkma vardır; Dersim´in Aleviliğini yıkma, dilini (bilhassa Zazaca´yı) harap etme ve doğasını boşaltma planı vardır. Bu planın arkasında “derin eller” ve uzun eller vardır. Dersimi, bu ellerin arkasındaki büyük güçler sürekli kemiriyor, yaralıyor, biçiyor. Halkımız, 1938 katliamını yaşamış büyüklerimiz, bu oyunu çok iyi seziyordu. Ve bizi sürekli uyarıyorlardı. Biz onlara “kuru kafa” diyorduk, ve kulak asmıyorduk. Doğru sandığımız sol/devrimci ve Kürtçü gruplara, yeni ve güzel bir dünya için ve mutlu bir yaşam için sel gibi akıyorduk.

    Dönüp geriye baktığımızda:
    Günümüzde yeryüzünde nüfusuna oranla bu kadar terör kurbanı, gerekçesi ne olursa olsun, Dersimliler gibi başka bir halkın başına gelmiş midir?

    Acaba bunda Dersimlilerin hatası nedir?

    Bugün, yüzlerce kurbanımız unutulmuş gibi: Cafer Topçu (Erzincan, 1972de Filistine gönderildi, 1973 orda öldürüldü, “yoldaşları”: Doğu Perinçek ve Faik Bulut), Hüseyin Cevahir (Mazgirt), Erdal Eren (Xarpet, Kenan Evrenin ilk astığı çocuk, yaşını büyüttürüp astırtı.), Zeynel Abidin Ceylan (Hozat,), Hıdır Arslan (Hozat, Kenen Evrenin en son asttığı genç), Hasan Ocak ve daha yüzlercesi, yüzlercesi….. Hepsi dürüst, hepsi mert ve hepsinin gönlünde umut doluydu, sevgi doluydu. Ve hepsi kurban. Hepsi kurban.
    1972 beri bu yeni katliamlar dalgalandı, halen bu tür zülmün çarkına karşı korunmasızız! Bundan çıkardığımız dersler var mı? Bu zülmün çarkı, sürekli kılıf değiştirerek devam ediyor. Vardığımız nokta: Bizden çok iyi kurban olurmuş! Çok iyi kurban!

    Dersim, bir kurbanlar diyarıdır!

    (Dersim Ra Vengdar)

Leave a Reply

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nine + 11 =

More in Dersim

To Top