Connect with us
Sitemiz yenilendi!

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Dizeleriye Tarihe Tanık Dersim Şairi: SEY QAJİ

Dersim Edebiyatı

Dizeleriye Tarihe Tanık Dersim Şairi: SEY QAJİ

 1860-1936 yılları arasında yaşamış olan halk şairi Sey Qaji (Seyit Gazi), Osmanlı dönemi coğrafyasının  Dersim bölgesi şairidir. Gözlerinden ama (kör) olup, seyit ve saz şairi olan Sey Qaji; kılam, beyt ve manilerini Kırmancki (Zazaca) dilinde icra etmiştir.

 SEY QAJİ’NİN TÜRBESİ YAPILDI HABERİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

Dr. Daimi Cengiz

1860-1936 yılları arasında yaşamış olan halk şairi Sey Qaji (Seyit Gazi), Osmanlı dönemi coğrafyasının  Dersim bölgesi şairidir. Gözlerinden ama (kör) olup, seyit ve saz şairi olan Sey Qaji; kılam, beyt ve manilerini Kırmancki (Zazaca) dilinde icra etmiştir. Onun eserlerinin icra alanı, bugünki Türkiye coğrafyasında, Zazaca dilinin kuzey lehçesi olan Kırmancki’nin konuşulduğu Varto’dan Zara’ya kadar uzanan alevi Dersim bölgesidir.

30 yıllık alan çalışması neticesinde şairin 140 kadar manisini, 30 kadar kılamını ve de yaşam öyküsünü ‘Dizeleriyle tarihe tanık Dersim şairi Sey Qaji’ adı altında yayıma hazırladık. Sey Qaji, Dersim diyarında hem şairlerin piri hem de manilerin piri olarak kabul görür. Rehber, pir ve mürşit hiyerarşik inanç üçlüsünde mürşit makamını temsil eden ve alevi ocaklarının serçeşmelerinden olan Sey Sovunu ocağına mensup olan seyit-şairdir.

O, bir manisinde Tanzimat, Meşrutiyet, İttihat (Hürriyet) ve Cumhuriyet dönemlerine olan tanıklığını  şöyle dillendirir:

Dewrê Tanjimati                                  Tanzimat devrini

Dewrê Hurati                                        Hürriyet (ittihat) devrini

Dewrê Cumrati…                                 Cumhuriyet devrini…

Pêro ki mı di.                                        Hepsini de gördüm.

Bara marê bi tertele u afati[1].     Ama payımıza sadece kıyım ve afet/felaket düştü.

 

Yaşadığı toplumsal dönemin tanığı ve halk bilgesi de olan Sey Qaji; dini ve dindışı kılam, beyt ve manilerinde sorguladığı ve önemsediği bazı temaları şöyle sıralayabiliriz:

 

Sey Qaji için yapılan türbenin açılışı dua ve lokma dağıtımıyla yapıldı.

Sey Qaji Hakk’a yürüyüşünün 77. yılında anıldı. Sey Qaji için yapılan türbenin açılışı dua ve lokma dağıtımıyla yapıldı. Foto: Dersimnews.com

1. Dünya Savaşı’nda Anadolu’nun işgâli, Selçuklu ve Osmanlı’nın yöreye dair zülmü, Tanzimat, Ittihat ve Cumhuriyet dönemlerinin sürgün ve kıyımı, toprak ağalarının feodal baskısı, Seyh Sait, Koçgiri ve Koçuşağı harekâtları, Aşiretlerin kör kardeş kavgaları, toplumun karanlığı olan cehalet, aydınlanma, şair ve sanat, söz-saz ve melodinin gücü ile önemi, emek ve alınteri, ikrar ve adalet, aşk ve doğal felaketler, Ehl-i hak itikatı vd…

Şair kılam, beyt ve manilerinde işlediği bu temalar ile sözlü tarih açısından yaşadığı dönemin manzum tarihçisidir.

 

Sey Qaji yaşadığı dönem ve coğrafyada yörenin idari ve iktisadi gücünü ellerinde bulunduran şahsiyetlere, ünlü eşkıya ve silahşörlere, hatta sanatının erbabı diğer ünlü şahsiyetlere kıyasla çok daha fazla tanınan ve efsanevi kişilik kazanan istisnai bir seyit-şairdir.

 

sey-qaji-kitabi

Sey Qaji üzerine yazılmış ilk ve tek eser

Sey Qaji’yi ama (kör) şekli ile halk aşığı Aşık Veysel ve Evdalê Zeynıke’ye benzetmek mümkündür.  Ama sözleri ve tarihsel duruşu ile onlardan çok daha güçlü bir ozan olarak O, Pir Sultan geleneğinin damarına mensuptur. Geleneksel kimlik, kişilik ve kültür taşıyıcısı olarak Dersim halkının öğütçü dedesi Dede Korkut’tur. Manzum tarihçi olarak Homeros’tur.

Özellikle Cumhuriyet sonrası dönemin, bölge kültürünü ‘yok sayma’ ve asimilasyonu, ‘tek meyve ağacından bahçe yaratma’ politikası sonucu, Sey Qaji ve benzer bir çok değerli halk aşığının pek çok eseri yitip gitmiştir. Gelenek üzerinden aktarılan kültürün  tarihsel gelişme mecrası da tıkanmıştır.

Sey Qaji’nin şiirinde iç ahenk serbest vezinli hece ile kafiye esası üzerine kuruludur. Şiirlerinde hicvi, doğa imgelemini ve vücut dilini ustalıkla kullanır. Kılamlarındaki farklı söz  temaları farklı melodik seyirlerle örtüşür. Bu nedenle O’nun söz ve melodisinde tekdüzeliğe rastlanmaz. Sey Qaji’nin eserleri üzerinde edebi ve müzikal analitik çalışmamızın olduğunu da belirtmek isteriz.

Sey Qaji anti-emperyalist şairdir. 1. Dünya savaşında doğu cephesinde çarlık Rusya’sının işgâline karşı Erzurum-Palandöken’de, Dersim’in Sevdin, Sulvis dağı ve Karacakale cephelerinde verilen savunma savaşlarını ve İstanbul’daki padışahın acz, ihanet ve kahpeliğini ağıt-destanında şöyle dillendirir:

 

Roze ama disemiye                                                                Günlerden pazartesi

Wurıs koto Anadoliye.                                                         Rus Anadolu’ya girdi.

Padısi kerdo qexpen u yıntızar u babağıye.                Padışah kahpelik, intizar ve ihanet içinde

Aşirenê pêrodê, pêrodime!                                               Aşiretler çarpışın, çarpışalım!

Bı xeleşnime                                                                            Kurtaralım Dersim ve Kırmanciye’nin

namus u serefê Dêsım u Kırmanciye.                            namus ve şerefini.

Bı xeleşnime namus u serefe Anadolıye[2]                Anadolu’nun namus ve şerefini.

 

Şair, batı cephesinde Anadolu’nun kapısı olan Çanakkale boğazını aşıp İstanbul’u ve Anadolu’yu işgal etmek isteyen İngiliz emperyalizmine karşı verilen Çanakkale-Gelibolu savunma savaşı için de aynı duyarlılığı göstermektedir:

 

Sewqetê ma do are                                                            Sevkıyatımızı toplayıp

berdo Çanaqala u Geliboliye.                                        Çanakkale-Geliboluya götürdüler

Xot serio dame pêro seweta kılıtê Anadoliye        Yedi yıldır savaşıyoruz Anadolu’nun kilidi için

Nêche vosnê geri, kılıtê kowunê Dêsim’i                  Nice koç yiğitleri, Dersim dağlarının kilitlerini

Kerdi vindi seferberliğiye.                                              Kaybetti seferberlik.

Dame pêro, mezelê ma bêlü niyê                                 Çarpışıyoruz, mezar yerimiz belli değil

Sayır, şuarede namê ma cıfiye[3].                               Şair, bari adımızı ağıtta an.

 

Sey Qaji’nin bir çok inanç motifli manilerinde tarihi-mitolojik olaylar da yer alır. Rivayete göre Alaaddin Keykubat, Pir Kureyş (Khures)’i Bağin kalesi fırınının kızgın alevleri ile imtihan eder. Bu olay, Sey Qaji’nin dizelerinde emek ekseninde ele alınır ve  tacı-tahtı kan üzerine kurulu olan Selçuklu sultanı sorgulanır:

 

Kafır to tac u taxtê ho gonia kamide şuto             Kâfir tacını-tahtını kimin kanı ile yıkadın

Mı araqê çharê ho ramıto, çınıto                             Ben alnımın terini ektim, biçtim

Hata nıka bınê kêşi nêkınıto                                      Şimdiye dek kimseye kuyu kazmadım

Thomırê chemê haqıye chınıto[4].                        Hakikat ceminin sazını çaldım.

 

Osmanlı ile Doğu Dersim’in Şah Hüseyin beyliği (Sa Wuşen Beğ) arasında gelişen ilişkiler oranında saray entrikaları da bey konaklarına taşınır. Osmanlı’da saltanat için işlenen oğul, kardeş ve baba cinayetlerinin bir benzerine, Dersim’in bey konaklarında ikrara ihanet şeklinde rastlanır. Dersim halk geleneği ve ikrarlı inancına yabancı olan bu entrika ölümler ve ikrara ihanet Sey Qaji’nin manilerinde şöyle yerilir:

 

Haq de xanê sıma Çê Sa Wuşen Beği sano       Tanrı siz Şah Hüseyin Beylerin hanesini yıksın

Torê sıma torê Çê Osmani’yo.                              Töreniz Osmanlı töresidir.

Sımade sodır iqrar u imano                                  Sabah ikrar-iman verirsiniz

Sonde mız u dumano[5].                                        Akşam döner ikrar-imana kıyarsınız.

 

Sey Qaji, yine Doğu Dersim’de Şah Hüseyin Bey’in varisi Haydar Bey’in 366 pare köyü kayıtları altına almalarını, kırsal alanda onca toprağa el koymalarını ve zülümlerini de bir halk bilgesi ve şair olarak toprağa dair inancı perspektifinde anti-feodal tutumla yerer:

 

Tew beğê mı tewu.                                                     Hey beyim hey!

Beğê hire sew u şeşt u ses dewu.                          Üçyüz altmışaltı köyün beyi!

To qeyd sano geris u kowu                                     Sen kırları ve dağları tapulamışsın

Hardo dewres to destte bê rızawo.                      Kutsal toprağa rızasız el koymuşsun.

Dewranê beğ u pasawu                                             (Ama) şu dünyada bey ve paşaların dem-i devranı

Dinalığede jê şiya dar u hewnê sewo.                 Ağaç gölgesi ve bir gecelik uyku gibi geçicidir

Mire zalımeni meke                                                   Mire (Bey) zalim olma

Zulım verê pırnıka zalımude                                  Zulüm birgün zalimlerin burnu dibinde

je teliyê kengeri rewo[6].                                        Bir kenger dikeni gibi biter.

 

Sey Qaji, kılam ve manilerinde Şah Hüseyin Bey ailesinden Haydar Bey’in zülmünü ve ikrara ihanetini yerer. Yörede toprak mülkiyetine dayalı gücü olmayan, ancak silahı ve aşiretinin gücüne dayanan pek çok ünlü silahşör, kolbaşı ve aşiret reisinin kan dökme ve vurgun yapmalarını da mani ve kılamlarında yerer ve uyarır. Örneğin Sin köyü baskınınından ötürü ünlü Abasanlı Seyit Rıza’yı, Aşiret kavgalarında kan dökmelerinden ötürü Alanlı Wuşeno Mozık’ı, Demenanlı Cıvrayılê Kheji ve Bolanlı Seyıdxan Ağa’yı, mal-davar vurgunlarından dolayı da kolbaşı Xıdırê Alê Yısme ve Memed Aliyê Qol’i manileri ile hep uyarır.

 

Sey Qaji, Cumhuriyet döneminde vukuu bulan Koçgiri, Şeyh Sait ve Koçuşağı harekâtlarının önderlerinin icraatı ve kişiliklerine dair maniler söylemiştir. 1920-21 Koçgiri hareketinin önderlerinden ve de şair olan Alişer ile Seyit Rıza’nın konağında karşılaşır. Yıllarca Dersim’de eşiyle kaçak olarak nice  zorlukları göğüsleyerek yaşayan, Dersimlilerin ‘Alişer Efendi’si olan bu onurlu dava adamını ve şairi şöyle dillendirir:

 

Zere vêsayenia welatê ho                                     Vatana olan yurtseverliğini

Vera dısmeni qar u yınatê ho                              Düşmana karşı kahır ve inadını

Sare bıde mede sır u binatê ho                            Serini ver, verme sırrın-binatını

De çıp bıkuye per u qeynatê ho[7].                   Hadi sıkı çırp kolun-kanadını

 

1925 Şeyh Sait hareketi, arka planında ulusal talepler olsa da  islami motifleri önde olan bir hareket olarak yayılır. Şeriat talepli propaganda ve pratikleri ile Dersim’e yakın çevrede gelişen bu sunni Zaza ağırlıklı kitlevi hareket, Cumhuriyet rejimi ile İstanbul’da yeni yıkılan Osmanlı şeriatçı paytahtına sevinen Dersimlileri ürkütür. Aynı dili konuşsalar da bu harekete sıcak bakmayan Dersimlilerin tavrını  Sey Qaji manisinde şöyle dillendirir:

 

Vanê: Paytaxtê padışi rıjiyo                                Diyorlar: Padışahın paytahtı yıkılmış

Dewr dewrê Cumrat u Qaji’yo                              Devir Cumhuriyet ile Gazi’nin devri

Hêfê Şıx Sayıd u Zazawuno ke yeno                  Şıh Sait ve Zazaların hayıflandıkları

Mor u dinê İslamiye dest şiyo.                            Mühr-i İslam elden gitmiş

Qeda Estemol ra dariyo we amo                    Bela İstanbul’dan kalkıp gelmiş

Bertengê Dêsimi de nijiyo[8].                               Dersim’in eteğine yığılmış.

 

Sey Qaji, Dersim aşiretleri arasında sürüp giden kardeş kavgalarını, kan davalarını ve eşkıyalığı manilerinde yerer. Halk bilgesi ve aşık olan Sey Qaji, Dersim’in Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar bir dizi askeri harekâta maruz kaldığını bilir. Devletin, inanç ve etnik farklılık nedeni ile sorunlu olduğu bölgeye yaptığı her askeri müdahalede bu tür gerekçeleri bahane ederek kıyım ve sürgün politikasını gerçekleştirdiğinin de farkındadır. Şair bu tecrübe ve öngörü ile aşiretleri uyarır. Ama aşiretler bu öngörüye pek kulak vermezler. Neticede  1937-38 felaketine maruz kaldıklarında devlet hep aynı gerekçelerin arkasına sığınır. Sey Qaji’nin bu uyarıcı manilerinden biri şöyledir:

 

Lawo aşirenê!                                                             Bıre aşiretler!

Sıma gılê tifongu çharno ra jumini                    Silahların ucunu çevirmişsiniz birbirinize

Ewro wertê sımade lezo                                         Bugün bu sorundur aranızda

Meste u biro deweyi benê gırani                        Ama yarın-öbürgün sorunlar büyür

Sımarê xeyle sare dezo.                                         Sizin için hayli başağrısı olacak.

Nat u dota gınenê waro                                          Her iki hasımdan toprağa düşenlerin

Pêro cenco, cayılo, rezo                                        Hepsi de genç, cahil ve cıvandır.

No nê dowılo, nê sazo, nê ki cezo.                     Bu ne davul, ne saz, ne de çehizdir.

Sıma weşenenê Sey Qaji                                        Sey Qaji’yi davet ediyorsunuz

Vanê: Bêro şuare vazo                                           Diyorsunuz: Gelsin ağıt yaksın.

Ala şuare haza vındero                                                     Hele ağıt yakmak şöyle dursun

Wazenê ke Tırk bêro                                                           İstiyorsunuz ki Türk[9] (devlet) gelsin

Sıma Dêsımkhaniye ra vezo                                             Sizi Dersim’den çıkarsın

Mazuriyede bınê suxru u sepetunê sılu erzo.[10]  Sürgünde angaryaya koşsun

Gübre sepetinin altına sürsün.

 

Köyünden sürülen Sey Qaji, 1927-36 yılları arasında Heyderu denilen dağlık mıntıkada ünlü kolbaşı Hıdır Ağa (Xıde Alê Yısmê)’nın yanında muhacır olarak kalır. Şair, Dersim’de onca aşiret ve köyü gezer. Siyasal rejimlerce Dersim’in ekime elverişli Çarşancak (Mazgirt, Pertek, Peri ve Çemisgezek) bölgesi arazisi Sünni beylerin tasarrufuna bırakılr. Yerli Dersim aşiretleri ise dağlık ve ekime elverişli olmayan dağlık alana meskun edilmeye  mecbur bırakılır. Dağlık arazide bir ayran yayığı ve arpa ekmeğine mahküm edilen kimi aşiretler, kelepiri (vurgun) bir yaşam şekli ve geçim  haline getirirler. Şair, manisinde Dersim’in iki bölgesinde devam edip giden yaşam şekline dikkat çekiyor. Dersim aşiretlerinin kelepirci ve dar zihniyetini eleştiriyor:

 

Lawo aşirenê!                                                               Bıre Aşiretler!

Çhondi sero fetelinu wertê aşır u dewura         Kaç yıldır ki aşiret ve köyleri geziyorum

Sıma mılkê Çharsancaq’i Tırku’re caverdo      Çarşancak mülkünü Türklere[11] terkedip

Amê niştê gılê na kowura.                                       gelip bu dağların zirvelerine yarleşmişsiniz.

Kelepur danê pıro anê                                              Kelepir (vurgun) vurup getiriyorsunuz

Gula nechar u sewura.                                               fakir ve yetimlerin kursağından.

Sar qonağu wurzneno ra                                           El-alem konaklarını inşa

Dewu keno şen                                                              arazilerini imar ediyor

Eve wodet u toru ra.                                                  adet ve töre ile.

 

Sıma niştê qulpê meskunê dowu ra            Siz ise ayran yayıklarının kulpuna

Dı powukunê chewu ra[12].                           iki arpa ekmeğine mahküm etmişsiniz kendinizi

Şair, Bertal Efendi’nin ihparı sonucu Mazgirt mahpusunda yatar. Elindeki tek savunma aracı olan sazına cezaevi yönetimince el konulmak istenir. Şair, kötülüğe ve karanlığa şelpe vuran Hakikat Cemi’nin sazını şöyle tanımlar:

 

Thomırê mı thomırê chemê haqıye                Sazım hakikat ceminin sazıdır

Çhopol dano xıravıneni u neqıye                    Sille vurur kötülüğe ve haksızlığa

Dest kon tıro jıveno, naleno                              Pençelerim, iniler, sızılar

Hata ke sewa haqi ma sero şikiye[13].           Üstümüzden gece yarılanana kadar

(Karanlık üstümüzde gidene kadar).

 

Sey Qaji, kılam ve manilerinde Dersim’in dil, köken, tarih ve inanç kimliğine vurgu yapar. Bu vurguya bir örnek olarak:

 

Vas koka ho ser reweno                                   (Her) Ot kökü üzerinde biter

Thayr zonê hode waneno                                 (Her) Kuş diliyle öter

Kamo aslê ho inkar keno                                  Kim aslını inkâr edip

Toz erzeno recha ho sono.[14]                      İzini kapar gider.

 

Sey Qaji kılam ve manilerinde sıkça karanlık zihniyeti, cehaleti eleştirir. Aydınlanmaya vurgu yapar. Şah Hüseyin Beyliği’nin varisi ve tımar sahibi Haydar Bey; ikrarı (musahib) olan, okur-yazarlığı ve alimliği ile halk nezdinde saygın yer edinen Halil Bey’i öldürtür. Sey Qaji, Halil bey’in öldürülmesini ağıt ve manisi ile yerer. O’nun Halil Bey’in ‘kaleminin gücüne’ biçtiği değer aydınlanmaya da biçtiği değerdir:

 

Xelil Beğ’ê mı persenê                                         Halil Bey’imi sorarsanız

Alimê welati, bırvılê cemati.                            Alimi idi memleketin, bülbülü idi cemaatin

Eke kotenê dayre u mekemu                            Dairelere ve mahkemelere girince

Verva chı biyenê lali, mamur u efkati          Lal kesilir dilleri, memur ve avukatın

Qelema Xelil Beğ’ê mına ke gına ro Mir’i     Mir’eye dokunan Halil Bey’imin kalemi

Bedelê timarê Heyder Beğ u                            Bedeli idi Haydar Bey’in timarına ve

ğezna hukmati.[15]                                              hazine-i devletin.

 

Sey Qaji, sınırlı da olsa çocuklarına rüştiye tahsili aldıran Dersim aşiret reisleri ve seyitlerinin tavrını destekler. Tahsilin ve aydınlanmanın aşiretlerin karanlığını aydınlatacağına bir çok manisinde vurgu yapar. Bu manilerinde toplum için ilim-irfanın önemine dikkat çekerek, karanlık- aydınlık ikileminden örnek verir:

 

Bê asm u roz dina tariya                                   Aysız ve güneşsiz dünya karanlıktır

Bê ilm u irfan koraniya.[16]                            İlim ve irfansızlık (toplum) da karanlıktır

 

Şair birçok aşk kılamı da söyler. Bu kılamlarda doğa betimlemesini ve vücut dilini ustaca kullanır. Gözü kör (ama) olan şair, örneğin İstanbul darphanesindeki padışah sikkelerine türübünle basılan tuğranın izini sevgilinin gögüs kafesine konulan başın bıraktığı izle örtüştürür. Yürekten kopan kıvılcım ile balta girmemiş Malqoç, Kurudere ve Ern ormanlarını tutuşturup yakar, ince bir dal odun parçası bırakmadan. İlgili kılamdan birkaç satır:

 

Ere Cana mı, Cana mı                                           Cananım, Cananım

Verê bonê piye tode şirtê viale terni            Babanın kapısı önünde bir sıra söğüt ağacı

Gozağa şenê şisê sereni raxelesne                 Kar-beyazı göğsün üst düğmesini aç

Torê dinalığo, ezo horê sare ro serni.          Dünya töresidir, başımı koyayım

Zeke Estemol’de                                                    Nasıl ki İstanbul’da

silkê Padısa’yı tokmıs beno                             Padışah sikkesi kalıba dökülüp

turıvıne nina ro yıldızê zerni.                        türübün altın tuğra damgası basıyorsa.

Çhor çheku kılami to ser vatê                        Dört satır kılam adına yakmışım

Çikê adırê zerê ma pereno                              İçimizin ateşinden bir kıvılcım sıçrar

Kuno Gêma Malqoç u                                       Düşer Malkoç ormanına

Quruderi u wonderê Ern’i.                             Ve de Kurudere ve Ern ormanlarına

Têde vêsenê qedinê                                          Yanar, biter, kül olur

Tede nêmaneno dı phizıkê terni[17].         İçinde ince yaş bir dal parçası kalmaz.

 

Sey Qaji, vefatı sonrası bir şair davet edip üzerine ağıt yakmasını kendisine öneren  ya­kın­larına sert tepki gösterir. Şair, 1936’da vefat etmesine rağmen,1938’de halkının başına gelecek felaketi sezer. Dersim aşiret toplumuna, toplumun aydını olan saz ve söz erbabına yönelecek kıyım ve sürgün neticesinde ‘sözün sürgün’ edileceğini ve ‘kılamların yetim’ kalacağını manisinde dile getirir. Ve öyle de olur. 1938 Dersim felaketi bu toplumun kültür süreğinde bir kırılma ve kopma noktasıdır. Mani, sonraları gerçek olan bu sezgiyi şöyle dillendirir:

 

Sayıro ke mı sero şuare vano                      Üzerime ağıt yakan şairin

Cereno fekê deyi                                               Ağzı eğrilir.

Nara dıme kılami benê seyi                         Bundan sonra kılamlar yetim kalacak

Surğın sonê qeseyi.[18]                                Sözler sürgün gidecek.

 

Mani ve kılam üstadı Sey Qaji için, vefatından sonra, yörenin bazı şairleri maniler söylediler.

O’nun şair kişiliğinin Dersim için önemini yine şair ve mani ustası olan kadın şairimiz Wakıle manisinde şöyle ifade eder:

 

Dêsım, Welatê Kırmanciyo                            Dersim, Kırmancların vatanı

Tenga Sey Rıza u seda Sey Qaji’yo.[19]    Acıları ile Seyit Rıza’nın,

Yankılanan sedası ile Sey Qaji’nin diyarı.

 

Şair, vefatı sonrası üzerine ağıt yakılmasına tepki gösterdiği için, diğer şairler cesaret edip üstada  ağıt yakamadı. Sadece şair olan kızı Xımare, şair babasının Dersim için önemine de vurgu yapan bir ağıt yakabildi. O ağıttan bir-kaç dize:

 

Sayıro, sayıro                                           Şairdir, şair

Bakılê mı sayıro                                       Babacığım şairdir.

Ewro şiyo haqiya ho                              Bugün hakka yürümüş

Dêsim bê sayıro                                       Dersim şairsizdir

Dêsim bê wayıro.[20]                            Dersim sahipsizdir.

 

Dersim şairlerinin piri olan Sey Qaji’yi yaşatmak için, şairin aile çevresi ve Dersim halkının da desteğini alarak, yakın ve uzak zamana yayarak gerçekleştirmeye çalıştığımız projeler vardır. Bu projelerden ilki olan ‘kitap’ yayımlandı. ‘Anıt mezar’ projesi bu yılın sonunda (kitap basımı sonrası) gerçekleşecektir. Sonraki yıllarda şair için heykel ve belgesel, daha sonraki yıllarda ise Dersim’de açılacak Konservatuara ve folklor-edebiyat enstitüsüne ad hakkı, vakıf ve film gibi projeler…

 

Dileriz ki bilge-şair Sey Qaji’nin diyarında açılan bilim kurumu Tunceli Üniversitesi, bünyesindeki kurumlara şairimizin adını vererek O’nu yaşatsın. Üniversiteye bağlı sosyal disiplinler şairin dili, edebiyatı, müziği ve inanç felsefesi üzerinde akademik araştırma ve analiz çalışması yapsın. Şairin şahsında dilimizi ve kültürümüzü koruma altına alıp, yeniden üreterek çoğaltmaya önderlik etsin. İnsanlığın ortak mirası olan bu gibi değerli kaynaklar yitip gitmesin.

**Bu metin 4-10 Ekim 2010 tarihinde Tunceli Üniversitesinin düzenledigi “Uluslararasi Tunceli(Dersim)” konulu akademik sempozyuma sunulmuştur. Konunun güncel olması nedeniyle Dersimnews.com’da yayınlanmıştır.


[1] Heyderê Ali Dosti, Nazimiye-Dewa khuresu köyü,

[2] İmam Özmen-Nazımiye ilçesi-Gêmike mezrası

[3] Mahmut Yıldız, Merkez-Birmu mezrası

[4] Aliye Dake-Nazımiye-Xodık köyü (aktaran Hıdır Ataç)

[5] Pasê Hesê Lolıze-Pülümür ilçesi-Pırdo Sur-Şixan mezrası.

[6] Hesê Fate-Merkez-Kortu köyü

[7] Ana Gırane-Ovacık ilçesi-Mercan

[8] Wakıle’den aktaran Gevher Nene-Merkez-Kortasure köyü)

[9] Şair, ‘Türk’ sözcüğü ile Türk halkını değil, devleti, rejimi kastetmektedir.

[10] Tikme Hemed-Tewnaşiye-Taxt mezrası.

[11] Şair, bu bölgelere devletçe yerleştirilen sünni Türk beylerini (ki bazıları da sunni Kürt beyleridir) kastetmektedir.

[12] Tikme Hemed, Tewnaşiye-Taxt mezrası

[13] Ap Weli-Merkez-Ambar köyü.

[14] Hasan Cengiz ve Gevher Nene-Merkez-Kortasure köyü

[15] Khurê Qeregoli’den aktaran Selvi Hanım Uludağ-Pülümür ilçesi Hasenqaji köyü

[16] Wakıle’den aktaran oğlu Dursun Ali Yeşil-Kortu köyü

[17] Heydere Ali Dosti, Nazımiye-Dewa Khuresu köyü

[18] İsmailê İmami-Nazımiye ilçesi-Çhetu mezrası

[19] Wakıle-Merkez-Kortu köyü

[20] Xımare’den aktaran Heyderê Ali Dosti.

1 Comment

1 Comment

  1. cevo

    04/08/2013 at 23:04

    “Sey Qaji anti-emperyalist şairdir”, “İngiliz emperyalizmine karşı verilen Çanakkale-Gelibolu savunma savaşı” !!!
    Osmanli imparatorlugu, Almanya’ile beraber emparyalist nedenlerle (balkanlari, kuzey afrikayi ve ozellikle de rusya’da turk oldugunu iddia ettigi topraklari ve zenginlikleri almak için) katilmadi mi??? Buna bir de muttefigi Almanya’nin emparyal amaçlarini ekleyelim.
    Buna da çanakkale’de ki savasin amacini ve kimler tarafindan yonetildigini (alman generalleri yonetiyordu ve amaç ingilliz ve fransizlarla girisilen emperyal yarisi kazanmakti) ekleyelim.
    Peki niye ingilizler emperyalist oluyor çanakkale’de “savunma savasi” veriyor????

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two + 4 =

More in Dersim Edebiyatı

To Top