Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Ermeni İddiaları ve Dersim Düşmanlığında Uluslararası Boyut

Haberler

Ermeni İddiaları ve Dersim Düşmanlığında Uluslararası Boyut

Dersim’in dili, kültürü, inancı ve özgünlüğü konusunda attığımız her adımda bize her türlü zulmü reva gören kalemşörler, güdümlü  Ermenilerin Dersim’e yönelik oyunları ve mesnetsiz iddiaları karşısında neden sessiz ve onaylayıcıdırlar? 

Mehmet Gülmez

2010 yılında Dersim 38 sözlü tarih projesini sabote etme çalışmaları başladığında,bu FDG Avrupa  DersimFederasyonuna  yönelik bir devlet operasyonudur demiştik. Sabote de baş aktörün bir Ermeni olması da işin en üzücü yanıydı. Ne yazık ki iradelerinden arındırılmış bazı Dersimliler bu süreci anlamaktan ziyade FDG ye kin kusmayı, Dersim soykırım tanıkları ve mağdurlarının hafızalarını kayıt altına almamızı sabote etme girişimlerine destek olmayıtercih ettiler. Ermenilik adına Dersim’e yönelik mesnetsiz saldırılar yeni boyutlara varınca, 2014 yılının başında (yeni yetme Ermeniler neyin peşinde) başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Yayımladığım yazıda, Dersim Ermenileri adına ortada dolan bazılarının asıl amacının Ermeni soykırım davasını takip edip Türkiyeyi tarih ile yüzleşme zeminine çekmek değildir diye tespit etmiştim.

Ermeni iddialarının yeni aktörü Hranouh Karatian  adlı bir bayan. Bu bayanın tarihçilik adına yazdıkları dikkatle izlendiğinde, siyasal sistemin Dersimlileri izole ve tecrit ederek, yeni karanlık bir sürecin kurbanları haline getirme zeminini yaratma konusunda görev üstlendikleri anlaşılmaktadır.Bu, Selefi İslam’ın önüne kurbanlık bir halk sunmanın alt yapısının hazırlığıdır. Kimileri bunları birkaç kişiden oluşan unsurlar olarak görebilir ama ben çalışmanın detay ve derin ilişkileri olan bir proje olduğunu düşünüyorum.

Dersim’in dili, kültürü, inancı ve özgünlüğü konusunda attığımız her adımda bize her türlü zulmü reva gören kalemşörler,güdümlü  Ermenilerin Dersim’e yönelik oyunları ve mesnetsiz iddiaları karşısında neden sessiz ve onaylayıcıdırlar? Defalarca yazmıştım tekrar yazayım. Dersimliler kendilerini başka haklardan, kültürlerden kime yamarsa yamasınlar, bunlara göre hiçbir sorun yoktur. Dersimliler kendilerine Ma Elevime, Ma Raa heqirayme, zon u kultıré Ma, zagon u itıqaté ma, zobina ro. Ma Tırki nime, ma Kurdi nime,  dediklerinde kıyamet kazandan kopar. Kısacası yeterki Dersimliler kendi özüne sahip çıkmasınlar, ötesi kolay.

AKP’Lİ MELİH GÖKÇEK NEDEN ERMENİLERİN İDDİALARINA SARILIYOR?     

04.09. 2014 tarihli  A Haber kanalı deşifre programında Gökçek şunu iddia ediyordu. ‘’Kürt Aleviler Ermenidirler’. Melih, Kemal Kılıçdaroğlu’ nu hedef alıp basamak kullanarak Sol dergi, Yusuf  Halllaçoğlu ve benzerlerinden alıntılar yaparak, defalarca  ‘’Tunceli Alevilerinin Ermeni olduğunu’ vurguladı. AKP, Yusuf Hallaçoğlu, İstanbul Ermeni Patriği, Dersimli Ermeniler Derneği ve Erivan Dersim üzerindeki yeni senaryolar konusunda hemfikirdirler.

DERSİMLİLERİ ANADOLU ALEVİLİĞİNDEN AYIRMA VE İZOLE PROJESİ

Anadolu’nun birçok yerinde Ermenilerden izlere rastlamak mümkündür. Hal böyle iken özellikle Dersim üzerinde yoğunlaşıp Dersim’in ‘Ermeniliğini savlamak’ neyin nesidir?  Bu derin bir plandır. Anadolu’ya hakim olmak isteyen Selefi İslam ile Erivan arasında uluslararası boyutta bir Dersim düşmanlığıdır. Yakın geçmişte Selefiler Suriye de bir kasabayı ele geçirip Alevileri katletmiş, Ermenileri de sürmüşlerdi. İyi ki Ermeniler kurtulmuştu. Onları da katletselerdi sadece acımız artacaktı. Ancak gerçek şu ki, bu seçicilik öyle tesadüfü değildir. Kısacası, Dersim üzerinde ki Ermeni iddia ve yayınlarına baktığımızda, planda, Türkiye de Selefi İslam özlemi ile yanıp tutuşanlarla Erivan kaynakları arasında dirsek teması görülecektir. Bu tür çalışmaların Erivan dan bağımsız yapıldığını kimse söyleyemez. Dersim’in Ermeniliğini iddia etmekte, AKP uzantısı kaynaklar, Selefi destekçiler, Ermeni Patriği,Dersimli Ermeniler derneği ve Erivan’ın aynı noktada buluştuklarını bir kez daha vurgulayayım.

Dersimli kimi akıl fukaraları hala buna akıl erdiremiyorlarsa, gelecekte bazı menfaati kırıntılar uğruna annelerinin, nenelerinin Ermeni olduğunu söyleyebilirler. Hatta bu konuda kırıntı peşinde koşan bazı sanatçılar çoktan işbaşı yapmış bile. Bir tanesi bir ayda ‘’iki yüz Ermeni türküsü derlemişmiş’’.

Ortak hedef, Dersim’i öncelikle Anadolu Aleviliğinden koparıp ‘Ermeni savıyla’ izole etmek. Bazı akıl fukarası Dersimlilerin kafalarını bulandırmak. Halbu ki,  Dersim Anadolu Aleviliğinin ruhani kalesidir. Anadolu da ki Alevi ocakların çoğunun merkezi Dersimdedir. Diğer yandan Dersim bölgesi üzerinde ki planlar yeni değil çok çok eskidir. Tevrat, İncil ve Kuran da Garten Eden (Cennet Bahçesi) tarif edilirken dört nehir ile bir coğrafya tarif edilir. En azından kaynağı Dersimden doğan bildiğimiz iki nehir nettir. Oyferat ve Tigris. Tek tanrılı kitabi dinler Cennet bahçesinden bahsederken, aslında insanlık tarihinin eski medeniyet bölgesi olan bu coğrafyanın alınmasını emredip, İmparatorluk kurmayı hedef edinen dinlerdir.  Özellikle Hırıstiyanlık ve İslam’ın bölgedeki hakimyet dönemlerinde nasıl yakıp yıktıklarını, nasıl talan ve tarumar ettiiklerinibiliyoruz. Bugünkü hedef eskiden farklı değildir.

SAHNEDE BİR KHURİĞE, HRANUŞ KHARATYAN

Tarihçi kılığında dolanan bir kadın, Hranouh Karatian,  edep yoksunu iddiaları ile Dersimlilere yeni kimlik biçmeye kalkıyor. Bu işi yaparken de, adı sanı belli olmayan karanlıkta ki silüetgibi isimleri tanık gösteriyor. Muhtemeldir ki, bu karanlıkta tutulan belirsizler ya Hranouh Karatian’ın kendi uydurması ya da, menfaat kırıntılarına can atan türlerdir.  Hranouh Karatian,  sahte tarihçiliğini köy isimlerini Ermeniceye çevirip başkalaştırarak tezlerine dayanak oluşturmaya çalışırken, herhalde bazı çapsız Dersimlilerin kafalarını karıştırmayı da beceriyor.

Hranouh Karatian bulduğu kırk yaşındaki tanık ibrahim’e dayanarak  “Vartniğe Ermeni köyüdür’” diyor.

Soruyorum; Haydaran Aşiretinin Vartnik köyünden tanık gösterdiğin ‘ kırk yaşında ki Ermeni İbrahim’ kimdir?video kaydını neden yayınlamıyorsun? Kharatyan’a bir soru daha:Vartnik köyünde doğmuş, soykırım ve sürgün yaşamış 90 yaşında ki yaşlılarımız hala yaşıyorlar. Sizin o İbrahim her kim ise, bunlardan size bahsetmedimi?  Vartiniğeyi soran insan hemen ardından yaşlılarını sorar. Ne var ki, yalancı tarihçiler kamil ve bilge insanlara gitmezler. Çünkü bilge insanlardan alınan bilgiler yalancı tarihçilerin sahte kurgularını bozar alt üst eder. Bayan Karatian senin gerçekten öyle bir tanığın varsa, video kaydını yayınlamalısın. Aksi takdirde sen bir yalancısın.

Bayan Kharatyan, gel seni Vartiniğeli yaşlılarımıza götüreyim, bakalım sana ne diyecekler, Pirlerini, Rayberlerini,  Ziyaretgah ve bağlı oldukları Alevi ocaklarını kaç göbek anlatacaklar.

Adı Vartniğe olan Haydaran köyünün adını şöyle yazmışsın. ‘Vardenik’ Bu herhalde Ermenice de bir isim olsa gerek ki, Bayan Khuriğe ismi böyle asıldan sahteye çevirmişsin. Vartniğe bölgesinde her sırt, her tepe, her çeşme her patika, yayla, tarla, dağ ve tüm doğanın karış karış adlarını bilirim. Bazılarını sıralayayım.

Kare, Soleşen, Khalosıpé. Gojerıke, kemero sur, çola sure, çolé seri, cerde, Nıkıl, Deré Dili, Esketi, Lonadıçévere, Kemeroşia. Esketé çirqoli, Çet. Bağıre, Buyere, Şiamboyé, Xısır, MazraCıvi, Mergaçeqere, Mergamiyu. Kemeréhesu. Qewax. Bunlardan bir tanesinin Ermenice yada başka bir dilden olması gerekmez mi? Gerekmiyor çünkü bu mıntıkanın sahipleri kendi dilleriyle yüz yıllardır bu adlarıkullanagelmişler. Kharatyan, senin proje Ermeniciliğin Vartniğe köyünü ‘Vardenike’ çevirmeye yetmez.

Karatiyan sözde makalesinin 2 bölümünde zırvalamayı şöyle sürdürüyor.A.’’Yirminci yüzyılın başında Dersim nüfusunun yaklaşık üçte biri Ermeni idi’.  Kimlik, giyimden mutfağa, popüler ayinlerden kültüre,  birçok konudaki farklılıklar nedeniyle Ermeniler Dersimlilerden daha kültürlüydü.  Diğer bir deyişle, Dersim Ermenileri milli kurumlarını az çok oluşturmuşlardı.

B. Yerel kaynakların uygunluğu için iç çatışmalara karışmadan, Dersim de ki sosyal tabakanın altında yer almaktaydılar. Onların mülklerini ele geçirmek çok kolaydı.  Çünkü hırsızlık Dersim de sıradan var oluş aracı olduğu ve Ermenilerin bu yaşam tarzını paylaşmadıkları kabul edilirdi.C. Buna ek olarak Osmanlı İmparatorluğu tarafından Dersim’e boyun eğdirmek için başlattığı düzenli girişimlerine karşı yerel ayaklanmaya karışmamaya dikkat ediyorlardı. 19 yüz yılda Ermenilerin bir kısmı Dersim den göç etti, bir kısmı Alevi oldular. Din değiştirme özellikle bütün kasaba ve köyler olarak toptan yapılırdı’’.Yalan uydur, tekrarla, tekrarla, sonra dön kendin inan, işte buna derler.Aynı paragraflara cevap vereyim.

  1. Yirminci yüz yılın başında Kimlik konusunda Ermeniler daha kültürlü ve ileri düzeyde iseler! O zaman Alevilerin Ermenileri asimile etmeleri sosyolojik olarak imkan dahilindemi? Hangi nüfus sayımına göre ‘nüfusun üçte biri Ermeni ise,  o kaynağı neden vermiyor?  KHURİĞE burada Dersimde ki toplumsal yapıyı ters yüz ediyor.

Neden mi?

Karatian’a göre, Ermeniler eğitim, kültür ve kimlikte güçlüdürler. Kiliseleri ve her Kilisenin yanında eğitim okulları vardır. Ulusal kurumları mevcuttur. Dersimliler ise, hırsızlığı var oluşun yaşam tarzı haline getirmişler’.

Bayan Karatian, Tarihçilik adına seni bu denli küstahlığa düşüren neden nedir?  Reşat Hallı Naşit Uluğ gibi küstah Türk ırkçı sahte tarihçilerin ağzından Dersimlilere saldırmanın arkasındaki sebep nedir? Keşke bunları açıklayacak cesarete sahip olsan da anlasak.Kharatyan’a şunu söyleyeyim. Dersimliler hırsızlığı var oluşun yaşam tarzı haline getirselerdi, 1895-1915 Ermeni soykırımında merkezi otorite ile işbirliği yapar Ermenileri katleder mallarını ganimet olarak paylaşırlardı.Nitekim,Anadolu da Ermenilerin toplu katledildikleri alanlarda yöntem bu idi. Kığı bölgesine hükmeden Yazıcı beylerinin hem Müslüman olması hem de, Osmanlı ile iyi ilişkilerine rağmen, ‘biz Dersimde yaşıyoruz. Dersim nasıl davranırsa bizde öyle olmak zorundayız’ diye karar alıp Ermenileri koruyup himaye ederler. Osmanlının Kığı bölgesine idareci derebeyi olarak atadığı Yazıcılar bile Dersim’in onurlu tutumuna saygı gösterirler. Kızım Karatyan, Tarihçilik sana çok bol gelen gömlek gibidir, içinde tarihçilikten ziyade palyaço gibisin. Hoş palyaçoların güldürücü yanı varken, sen tiksindiriyorsun.

Peki bayan Karatian,  hırsız ulusallaşmışı nasıl eritip kendine çevirir? Halbuki, Ermeniler senin bahsettiğin ulusal niteliklere kavuşmuşlarsa, Dersimlilerde hırsızlığı yaşam tarzı yapmış kültürsüzlerse, Dersimli Alevilerin Ermeniliği iltahak etmesi kaçınılmazdır.  19 yüz yılda tamamı Ermenilerin elinde kalmış Roma ve Bizans döneminin kiliseleri aracılığıyla Amerika’nın bölgede misyoner çalışmalarına hız vermesi,  Osmanlının katmerli zulmü dedikkate alındığında ciddi bir Alevi kesimin kilise yörüngesine sokulduğuna kuşku yoktur. Daha evveline gidecek olursak, İslam öncesi Hırıstiyankilisesinin Anadolu’yu yakıp yıkma döneminde, Aleviler’ in çaresiz kaldıkları alanlarda Kiliseyi ret ederek ‘asıl Hırıstiyanlar biziz’ diye takıye yoluna gittikleri bilinmektedir. Kısacası, zapturaptçılar Anadolu ya akın ettiklerinden beri,  tarihin hiçbir döneminde başka inançlara mensup toplumlar için Alevileşmek avantaj olmamıştır, aksini iddia etmek cahilliktir.

Yukarıda kiliseler’ in tamamı Diyorum çünkü Dersim de temelleri bulunan Kiliseler’in tamamının Ermenilere ait olduğunu zannetmek yalan bir tezidir, buna sadece saf Dersimliler inanır..

ANADOLU VE DERSİM’DE KİLİSELERİN YAYGINLAŞMA TARİHİ

Hırıstiyan kilisesinin Anadolu ya ayak basması, Anadolu’yu tarihin en kanlı en barbar yakıp yıkma vahşetine sahne eder. Kiliseler, RaaHeqi-Raaİqrari- Alevi yolunun inancına ve doğal ziyaretleri ve idari merkezler olan Alevi ocaklarına rakip olarak yaygınlaştırıldı. Kısacası kiliseler ne kadar yaygın inşa edildiyse, o kadar katliam ve asimilasyon yapıldı demektir. Ne varki, binlerce, on binlerce yıllık tarihi temelleri olan ışık insanı, Doğa inancınınİqrarbendlerinin kutsal dağları, nehirleri, gözeleri, yerlerinde duruyorlar ama kiliselerin yerinde yeller esiyor. Sahipleri barbarlıkla geldiler, arkalarında enkaz bir Anadolu bırakarak gittiler.

Ermenilerin uğradıkları soykırım nedeniyle, Dersimliler onlara hep sahip çıktı. Hrant Dink katledildiğinde Hepimiz Hırantız derken, Ermenilerin yaşamının kendi yaşamlarıyla eşit kıymette olduğunu ve onlara dokunmak bize dokunmaktır demekti. Bu nedenlerden dolayı, Dersimliler Ermenilerin geçmiş defterlerini hiç karıştırmak istemediler. Sahte Ermeni tarihçiler ve yeni yetmeler Dersim düşmanlığında boylarını aşarlarsa, bazı sorulara da muhatap olacaklarını bilmelidirler. Bugüne kadar sorulmayan sorulardan birini ben sorayım.Ermeni projecilerin  Dersimde saydıkları kiliselerin tamamı Ermenilere ait ise! Anadolu ve Dersim Işık insanının, bugünkü tanımıyla Alevilerin hunharca, vahşice yakılıp yok edilmelerinde Ermenilerin payı nedir?

-Söz konusu kiliselerin yüzde kaçı Ermenilerin ise, aynı orantıda Ermeni atalarınız tarafından Alevilerin yok edilmesi sonucu gerçek olarak karşımıza çıkmaz mı? Evet, Bayan Karatian ve onun görüşünde olan Ermeniler cevap verin. Hırıstiyan kilisesinin Anadoluyu ateşe vermesinde sizin atalarınızın suçu yüzde kaçtır?

Ermenilerin 1895, 1915 soykırım felaketlerine uğramalarından büyük acı duyuyoruz. Tarihle yüzleşmek ve ders almak gereklidir, geçmişi karıştırıp kin tohumlarını canlandırmak utançtır. Ancak,Bu bölümün sonucu olarak şunun altını çizerim.

Dersimde Ermenilerin yaşamış olmalarını aşarak Dersim’in tümden Ermeniliğiniispatlama gibi hayali bir projenin figüranları olursanız, Kadim Dersim inancını sürdürmek için yüzbinleri Anadolu da ise milyonları feda ederek bugüne gelen bir halkın çocukları olarak, Hırıstiyankilisesininsoykırımlarını kara bir zift plakası gibi her fırsatta suratınıza yapıştırmayı biliriz.

PROJE ERMENİCİLERİ BU KADAR ŞIMARTAN KENDİNİ BİLMEZLERİN YANLIŞI

Birkaç yıl önce internet üzerinden (Ermenilerden Özür dilerim) kampanyası başlatılmıştı. Ne yazık ki, Anadolu da Ermenilerin himaye edildiği tek bölge olan merkez Dersimden bazı şahıslar Dersim adına bu kampanyaya katılmışlardı. Ben o zaman da Ermenilere yönelik birkaç ferdigayri insani eylem hariç, Merkez Dersimde Ermeni soykırımına Dersimlilerin katılmadığını ısrarla savunmuştum. Daha da önemlisi, Ermeni tarihçilerin tezinin de bu yönde olduğu açıktır. Hal böyleiken durup dururken Dersimlileri suçlu ilan edip özür dileme kampanyasını açanların kuyruğuna takılanların şımarttığı yeni yetmeler elbette bugünkü mesnetsiz savlarını savururlar.

Koé Sultan Bavay, Koéhtuzıkbavay

Bayan Karatian,Dersimlilerin binlerce yıllık kutsal dağlarına da el atmaya kalkıyor.Dersim de bir düzine ulu ve kutsal dağın içinde bir dağın adını Ermeniceye çevirerek dağın etrafında Ermeni nüfusun yerleşik olduğunu kanıtlama girişimlerine başvuruyor.

Bu mübarek dağımız Dersim coğrafyasının en sivri dağıdır. Zoné Ma-bizim dilimizde Thuz, sivri ve keskin anlamındadır. Biberin acı olanı içinde thuzkullanılırken, keskin tat anlamındadır. Burada Dağın sivriliği ve kerametin keskinliğinden başka bir anlam çıkarmak işgüzarlıktan başka bir şey değildir. Bölge dilinde Thuzık Bava olan isim üzerinde oynayıp ‘Toujik Papa’  ya çevren bayan tarihçi, bu arada diğer adı olan Sultanı ise, hasıraltı etmektedir. Sultan Duzgı, Sultan Muzır, Sultan Xıdır, Sultan Xızır, Sultan Bava terimlerinin inancımızdaki kadimliğiunutulmakta, görmezden gelinmektedir.  Gidişata bakılırsa, Sahte tarihçiler yakında Buyer Ana yı Mary anaya, Munzur Baba yı ‘Muzıryan’a  çevirirlerse şaşmamakgerek.

Bu çevrelerinsık sık sarıldığı ‘Mirakyanlar’ ın, Mamakyanlar’ınErmeniliğide temelsiz bir yalandan ibarettir. ‘Mirakyanlar’ diye manşetlerde dolaştırdıkları topluluk Alevi kökenlidir. Ana dilimizde bunların adı MİRAKU dur. Misyoner çalışmaları ve Dersimlilere yönelik ardı arkası gelmez katliamlar karşısında, Vank kilisesi civarındakilerin bazılarının kilise yörüngesine dahil olmaları normaldir. Ermeni kaynaklarında da, bunların kilise ayinlerinin Hırıstiyanlıkla ilgileri olmadığını, ‘ ayinlerde kendi lawuklarını söyleyen Dersimlilerdir’ diye kayıtlıdır.‘Mamakyanlar’ konusuna da değinmek gerekirse, bilgeliğe soyunup filozofluk yapmaya kalkan bazı hemşerilerimizinakıllarının eremediği olaylardan kendilerine vazife çıkarma neşriyatları, cımbızla kelime alıp projelerine dayanak arayan yeni Ermenilere fırsat vermiştir. Dersim ve Anadolu Aleviliği coğrafyasında, Ma ile başlayan her nesne ismi veliteratürdeki terimler,  çok derin anlamları içerir.Bizim dilimizi bilmeden, inancımızı bilmeden, bu terimler üzerinden teoriler üretmeye kalkanlar, birkaç beden büyük gömlek giyinmiş olurlar.

Mameki, Mamekan,Ma-Mekan. Bizim çokbilmişlerin dilinde ‘Mamakyan’ olursa elbette halimiz bu olur. Bizim dilimizde ki Mameki, Türkçede Mamakyanaçevirilir, sonrasahte Ermeni tarihçileremalzeme olarak hediye edilir.

Karatian ve yoldaşlarına birazdil dersi vereyim.

Dilimizde Ma ile başlayan birçok terimin temelinde anneye atıf vardır. Anne ile başlayan bu terimler ana Tanrıça kültü kaynaklıdır.ZonéMa, QoméMa,  SaréMa,İtıqatéMa, Welatéma, HometaMa, Mama xatune,Mamuret, mekanéMa, Manın dili, Manın halkı, Manın ahalisi, Manın inancı, Manın memleketi, Manın  alemi, Ma hatun, Ma mekanı gibi.

Bayan Karatian ve benzerlerine sorayım:  (MAKİYE) diye bir terim, tanım bilir misiniz?  Kesinlikle bilmezsiniz. Alevi inancında inanılır ki, bal arısının sırrı Xızır’ın sırrıdır akıl ermez. Bugünkü bilim kısmen akıl erdirse de, eskilerimiz öyle tanımlamışlar. Bir arı kovanında binlerce arıyı kumanda eden,  kusursuz bir çarkın işlemesine önderlik eden ve tek doğurgan bir dişi anadır. Atalarımız ona (kutsal ana, kutsal dişi anlamına gelen) MAKİYE derler.  Dilimizde MA ana olduğuna göre, MA MAKİYE, KUTSAL ANA, YARATICI ANA DEĞİL Mİ? İlk neşriyat yine bizim Dersimlilerden çıktı sanırım. Annemiz olan Ma’ yı. Kutsal anne olan Makiye’yi anlayamayanlar arkaya bir yan koyup ‘Mamakyan’ yaptılar. Şimdi adı Tunceli olan merkez ilin eskiden Mameki olarak telaffuz edilen adı, kesinlikle bu iki anlamdan kaynaklanmaktadır.

MA MAKİYE= Kutsal anne.

MA MEKAN= Kutsal Ana mekanı.

Bu iki anlam dışında anlamlar yüklemek, dilimizi bilenler için cahilliktir.

Bayan Karatian, Çarsancak- Çarsenceq konusunda da cingözlüğünü sergilemektedir.

‘Tcharsatjag’ diye yazmaktadır. Çarsenceq Peri bölgemizin eski adıdır. Ermenice bilmediğim için Tcharsatjag ne anlama geliyor bilmiyorum. Eğer bizim ana dilimizdeki Dört sancak anlamına geliyorsa, normaldir. Ermeniler bölgeye geldiklerinde dört sancak olarak bölgeyi Ermenice adı ile seslendirmeleri doğaldır. Ancak dört sancak anlamının dışında bir anlamı varsa, bayan burada da cingözlük yaparak adları Ermeniceye monte ediyor.

Yine yukarıda ki paragraflara dönecek olursak.

Karatian diyor ki, Ermeniler Alevilerin kendilerini savunma direnişlerinden özellikle uzak durmaktadırlar’.Kharatyan’ın ikinci doğru itirafı bu paragrafıdır. Ermeniler Osmanlı saldırılarında içinde yaşadıkları Dersimlilerden yana tavır takınmak bir yana, el altından Osmanlının katliamlarına destek sunmayı ihmal etmezler. İttihat terakki sürecine bakıldığında, Türk ırkçılığı projesinde kurucuların Ermeni ve Kürt şahsiyetler olduğunet görülecektir.       Osmanlı Balkanlardan dan Mısır’a kadar hakim olduğu her coğrafyada Aleviler ’İn sürek avındadır. Dersim ise, özel olarak yakıp yıkma alanıdır. Aleviliğin ateşten gömlek olduğu, bu gömleği giyenin yakılmaktan kurtulamadığı bir tarihi sürecini kapsamaktadır.  Böyle yakıcı bir süreçte tabii ki Ermeniler Alevilerle beraber yanmamak için Alevilerin kendilerini savunma mücadelesinden uzak dururlar. Daha da can alıcı yanı! Alevilere yönelik saldırılardan dolayı boşalan merkezi bölgeler Ermenilere kalmaktadır. Osmanlının ulaşamadığı kırsal alanlarda Alevileri yüzde yüz olması, şehir ve kasabalarda  ise, kısmi Ermenilerin bulunmasının sırrı ne ola ki?.

Osmanlılar Dersimli Alevilere boyun eğdirme saldırıları yaparken, Ermeniler  ‘sessiz, tarafsız dururken’  Neden anidenErmeniler’in  kasabaları.köyleri  topluca Alevi oldular? Osmanlı Alevilerle beraber onları da kıyımdan geçirsin diye mi Alevi oldular?

Görülüyor ki bayan KHURİĞE Karat,an burada da imkansızı iddia etmektedir.

Bayan Kaaratian’ın bahsettiği asırda, Alevi ocakları sürekli kıyım altındadır. Alevilik eğitim ve idari  ocaklarını kaybetmiş, önemli ölçüde kan bağına dayalı İqrar topluluğu olarak kendisini korumaya ve yeryüzünde kalmaya çalışmaktadır. Ermeni şehirlerin kasabaların bu konjöktürde Alevileştiğini savunmadan daha gülünç bir şey olabilir mi?

4. Karatian, Ermeniler’in iç çatışmalara katılmadıklarını tespit ediyor’’.Bu tespiti doğrudur ama bayan tarihçinin iddiası gibi değildir. Dersim’in iç çatışmalarının Osmanlı oyununun bir parçası olarak tertiplenmesi ve kışkırtılması olarak gelişir. Dergah Devletler, Ocak hakimiyetleri barbar istilacılar tarafından yıkılınca, Aşiretler kendi aşiret hakkını, hukukunu ve alanını kendi güçleriyle koruma yöntemine başvururlar.Ermeniler Dersimde hiçbir zaman aşiret sistemine ulaşmadılar. Reel durumları silahlanıp kendi alanlarını koruma gibi yapılanmaya yönelmelerine imkan vermedi.  Ermeniler rahat zamanlarında, kasaba, kent ve büyük köylerde sanat ve ticaret işi ile uğraşır, kısmen köylerde mülk edindikleri gerçeği de inkar edilemez ancak bunlar sınırlıdır.Zor dönemlerde, 1895 sonrası,Dersimlilerin himayeleri altında kısmen sanat, ticaret ve kısmen de marabalık gibi işlerle meşgul olurlardı. 1895 soykırımından sonra, Ermeni terminolojisine bir kelime girdi. KEWRA. Bilindiği gibi Kivralık, Alevilikte çok ağır ve asla ihanet edilemeyecek bir İQRAR dostluğunun adıdır, sadakat yeminidir. Ermeniler, Osmanlının Tüm Dersim saldırılarında sessiz tarafsız dururken, Kendilerine saldırı başladığından itibaren, Dersimlilere Kivralık verdiler. Çocuklarını sünnet ettirmedikleri halde her Dersimliye Kivra diye hitap ettiler. Bu da Dersimlilerin kendilerini korumalarının gereği olarak gelişti.Bir çalışmamda Rahmetlik Ali Devletli’nin rahmetlik eşinin 12 imam orucu tutmasına değinmiştim. Tabi bu gönüllü bir ibadet idi. Kimsenin baskısı tazyiki ve ya telkini yoktu. Devletli ailesi bir ocağa, yada Mürşide bağlanmadan, başka birçok Ermeni aile gibi Ermeniliğini inkar etmeden yaşadı.

Karatian, başka bir sayfa da, Ana Fatıma ziyaretlerinin ‘Meryem Ana kutsallığından türetildiğini’ iddia etmektedir.Kharatyan,  Burada da cahilliği ile beraber pervasızlığını ve sahteliğini sergilemektedir.Ana Fatı-Makültü’nü Meryem’e bağlamaktan daha cahil bir tarihçilik olamaz. Ne var ki tarihçilik, ısmarlama proje ile Dersim’i tahrip etme girişiminden ibaret ise, olur.

  1. Proje tarihçisi bayan Karatian dört bin yıldan daha eski olan Munzur efsanesinde ki Fatı-mayı bilseydi, on iki bin yıl önce Anadolu da yaşama damga vuran Tanrıça Makültünden haberi olsaydı. Ana Hita kültünü merak etseydi, Dersimde ki yüce dağların yarısına yakınının Ana Tanrıçaların adlarını binlerce yıldan beridir taşıdığını bilseydi, kendisini bu kadar gülünç duruma düşürüp, Ana Fatma ziyaretlerini dünkü çocuk olan Meryem ile ilişkilendirmezdi. Ayrıca, Muhammed’in kızı Fatma ile Meryem arasında yaklaşık dört yüzyıl bir fark var ki, buda fazla bir zaman dilimi değildir. Alevi inancında ki Ana kültünün Muhammed’in kızı Fatıma ile nasıl ve neden özdeşleştirildiği elbette bu yazının dışında ele almamız gereken başka bir konudur.

Karatian kilise konusunda şu iddiada bulunuyor.

‘Dersim’in her yanından yılda bir kere Dersimliler Havlor (burada Halbori mi yoksa Vank mı kastediliyor belli değil) kilisesine gelip ziyaret ederlerdi. Hastalarını kiliseye getirip iyileşmesi için dua ederlerdi’. Havlor kilisesinin devlet tarafından yakılması, 1938 olaylarının başlamasını tetiklediği düşünülüyor’’.

Buda külliyen yalanve hayalden ibarettir. Dersimlilerin herkesin inancına saygı göstermeleri yaşam felsefeleri gereğidir. Vank ve Erğan kiliselerinin 1936 ya kadar ayakta kalmalarının nedeni Dersimlilerin himaye etmesi ve Cumhuriyetin bölgede hakim güç olmamasındandır.  Cumhuriyet bölgeye hakimiyet saldırısına geçince, durumu fırsat bilen Qopo bir bölük askerle bir gece Vank kilisesinin mallarını yağmalamaya gelir. Kiliseye saldırının nedeni yağmadır.

Dersim soykırımı ise, uzun yıllar tasarlanan, hazırlıklar ve raporlarıyla, harekat planlarıyla, kanun ve kararnamelerle alenen Alevi soykırımı olduğu ortadadır. TC ulus devlet projesinin sonucudur. Yeryüzünde ulus devlet kavramının en bariz  ve kaçınılmaz sonucu diğer etnikleri vahşice  soykırıma tabi tutmaktır.

Dersim 37, 38 soykırımından Ermenilere yönelik saldırı sonucu çıkarmaya çalışanlar, hatta Ermeni katliamı gibi algı yaratma girişimleri yalan ve uydu projedir.

Dersimlilerin her sıkıntısında başvurduğu mekanlar, Ziyaretleri ve ocaklarıdır. Bu geleneksel Alevi inancında sarsılma olsa bile hala devam ediyor. Her yıl Dersim nüfusunun birkaç katı çeşitli ülkelerden gelir, Duzgın Bava, MekanéKhureşi,  Buyere, Jele, Yeniyo Pil, Sulvis, Muzır Bava, Ağuçan, Sarısaltık, Dewres Cemal, Sultan Xıdır ve diğer yüzlerce ocak ve kutsal mekanlara, Dağlara akın eder. Bu gerçeği görmemek, Kiliseleri Aleviler için esas tapınım mekanı olarak iddia etmek insanlıktan feragat etmiş olmakla eşanlamlıdır.

Hranouh Karatian kimdir?

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Continue Reading
You may also like...
5 Comments

5 Comments

  1. hakan

    13/09/2014 at 22:11

    Sayin yazar,
    Akil fukaralari,zirvalama vs gibi sozcukleri kulmasaydiniz iyi ve seviyeli olurdu bence…
    Dersim aleviligine gelince Dersimliler biraz Pagan biraz Zerdustidir…Tarihlerinde bir donem Hiristiyan(yanilmiyorsam 500 lu yillar),bir dönnem ise Musluman(alevi) olmak zorunda kalmislardir…
    yani takiyye yapmislardir…

    Saygilarimla…

  2. Engin

    14/09/2014 at 13:02

    kürtce tv kanallari 95 tane ve tek bir tane zazaca kanal yok..

    KÜRTCE TV LISTESI :

    http://s1.directupload.net/images/140914/yzzyeyuw.png

    ——–

    türkce tv kanallari 202 tane ve tek bir tane zazaca kanal yok..

    TÜRKCE TV LISTESI :

    http://s7.directupload.net/images/140914/njisqyfz.png

  3. Koo Sur

    14/09/2014 at 19:10

    Hronouh Karatian na makela koti de nusto?
    Eve zahmet§e ho çıme bıde.
    Berxudar ve!

  4. Vengdar

    14/09/2014 at 21:02

    “Bu yazı Vengdar adında biri yazdı ve İnternet ortamından alınmıştır. Altda kaynak verilmıştır. 2013”
    ———————————————————————–

    İstanbul Ermeni Patriği ve gerici Türk basını Alevilere, Dersimlilere karşı şimdi el ele!

    Aşağda ilginç bir haber var, anlaşılıyor ki her iki taraf: Gerici Türk basını, yani Türk politik gücleri ve Ermeniler yeni projeler için ortaklaşa yeni Kurbanlar arıyorlar.

    Bu yeni kurbanlık için, yine de en iyisi eski kurbanlardır. Seçimi yine Dersimliler için yaptılar, Dersimli kurbanlar en uygun kurbanlardır, Alevidirler, Zazadırlar, daha doğrusu zavalıdırlar, çaresizdirler, her tuzağa düşmeye hazırdılar. Bunlarda mili bilinç eksik, halk bilincinde bocalıyorlar, sürekli ve çok yönlü ezildikleri için kendi kültürel değerlerini koruyamadılar, dili Zazaca tehlikede, dini Alevilik Türkiyede tanınmıyor, alay konusu ediliyor, azarlanılıyor bu yüzden kendi identitesinde oldukça gevşekdirler. Kurbanlığa yatkınlar.

    Dersimliler geçmişde (1938) ve günümüzde hem kitlesel hem de bireysel baskılardan kurtulamadılar.
    Biz bir halk olarak ebedi kurbanız. Bir halk olarak ebedi yaralıyız. Sürekli korku içindeyiz.
    Bu yüzden biz Dersimlilerden daha iyi kurban mı olur? Abilerimiz, Ağalarımız Türkiye´ de bu yüzden hep bizi seçiyorlar!

    Kürt ve Kürdistan projesi için aşırı derecede kurban edildik, nufüsumuza kıyaslan Kürtlerden daha çok bizler kurban verdik, bizler feda edildik. Soyalizm ve yeryüzene cenneti getirecek devrim hayalleri için herkesten en çok Dersimli olarak, Aleviler olarak bizler kurban edildik.
    Şimdi de sırada yeni projeler var: Ermeni projeleri. Yarın başka projeler gelir.

    Dersimli fakir bir ailenin çocugu ve Ermeni kökenli olan Selahattin Gültekin, yeni adıylan Mihran Pirgiç Gültekin kendi başına bir Dersim Ermeni derneğini kuramaz, kendi imkanlarıylan Ermenistan´a gidemez, orada “Dersimlilerin % 75 Ermenidir” diyemez!
    İki yıl sonra kendi başına ve kendi imkanlarıylan Yunanistan´dan Dersime Ermenileri getirip 24.04.13 tarihinde Tunceli´nin merkezinde bir toplantı ve anma yapamaz.
    İşte bu gelişmelere bağlı olarak, hemen bunların peşinden İstanbul Ermeni Patriği Vekili Aram Ateşyan diyor ki: “Tuncelinin %90 dönme Ermenidir”.

    Bu olaylar zincirin güçlü perde arkaları anlaşılmıyor mu?

    Bu konuda iki soru:
    1) Acaba Türk basınının güçlü bir bölümü neden bizi Ermeni gösterme hevesinde, neden bize dönme Ermeni sıfatını yapıştırma arzusunda ve neden bunun yaygarasını her fırsatta aşırı abartıylan yapmaktadır? Bunların yüksek hedefi nedir, ileri hedefleri nedir? Bu stigmaların, bu yanıltmaların asıl ileri hedefi nedir? Bunlar neye hazırlıktır?
    2) İkinci soru: İstanbul Ermeni Patriğinin karı nedir, Dersim Ermeni Derneğinin karı nedir? Ermeni lobisinin ve bunların arkasındaki güçlerin karı nedir? Dersimli Alevilere, (genelinde Zazaca ve önemli oranda Kırdaşki (Kürtçe) konuşan) biz Alevilere durup dururken Ermeni dönmesi demesinin yani Ermeni olmasının Ermenilere getireceği kar nedir? Ve bizi Ermeni göstermede Ermenilerin yüksek amacı nedir, Ermenilerin ileri hedefi nedir? Bu yalanların arkasında, bu propaganda sloganlarının arkasında Ermenilerin yüksek hedefi ve karı nedir?
    Hele bir tartışalım. Belki bir Ermeni dost bize bu amaçları hakkında bilgilendirme yapabilir.

    Vengdar

    Aşağda verilen bu haberi bir çok internet, Türk ve Ermeni (Agos) gazetelerinin internet sayfalarında okuyabilirsiniz.
    …………………………….
    Haber budur
    Tarih: 29.04.2013

    Tunceli’nin yüzde 90′ı dönme Ermeni’dir

    Ermeni Patrik Genel Vekili Ateşyan, Tunceli’nin yüzde 90′ı belki dönme Ermeni’dir dedi.
    Tunceli’nin yüzde 90′ı dönme Ermeni’dir
    Bugün TV de Erkam Tufan ile Analiz programına katılan Ermeni Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan’ın açıklamaları Tunceliler’i ayağa kaldıracak.
    Erkam Tufan, ‘ ‘Tunceli civarında çok fazla sayıda Kripto Ermeni olduğu söyleniyor bu doğru mudur?” şeklindeki sorusuna Ateşyan şu yanıtı verdi:
    DÖNME ERMENİ
    “Doğrudur Tunceli’nin yüzde 90′ı belki dönme Ermeni’dir. Neden derseniz 30 yaşlarında bir çocuk geldi bana ve ”benim köküm Ermeni” dedi. ”Ben dönmek istiyorum” dedi. Ben de ”ispatla dedim” ispatlayamadı, kabul etmedim.
    Ama inatla gitti geldi, vazgeçmedi. Gitti, geldi rahatsız etti beni, daha sonra babası aradı. Beyefendi dedi ”ben belediye çalışıyorum emekli olayım bende İstanbul’a gelip döneceğim. Buradaki halkın yüzde 90′ı Ermeni’dir, lütfen kabul et” dedi. Bende kabul ettim ders aldı, vaftiz oldu, kilisemizin üyesi oldu.”
    Kaynak: http://www.internethaber.com/

  5. mehmet gülmez

    28/09/2014 at 12:15

    Ermeni bir kadının söz konusu yazısı aşağıdaki gibi yazın çıkar

    dersimde kimlik araştırmaları. hranuş kharatyan

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in Haberler

To Top