Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Dêsim’e Elisu Azra Otu dikiliyor yüreğim sızlıyor!

Haberler

Dêsim’e Elisu Azra Otu dikiliyor yüreğim sızlıyor!

Bu yıl yedi aydır Dêsım’deyim. Hayatımda hiç Dêsımin bu kadar zora düştüğünü görmedim. Nereye gitsem, nerede dolaşsam, Dêsım coğrafyasının her karışı sanki kefene bürünmüş ölüm yolculuğunda.

Hakkını savunmuyorsan, hem hakkını hem de şerefini kaybedersin.

Hazreti Ali

Dêsım halkı tarih boyunca özgün durumunu koruma mücadelesinden asla vazgeçmedi. Büyük yıkımlar, soykırımlar, korkunç acılar, sürgünler yaşadı ama varlığını sürdürme umudunu asla yitirmedi. En zor dönemi kendi içinde kanlı olaylara düştüğü dönem olmasına rağmen, dış saldırılarda iç çekişmeleri bırakıp savunmaya geçti Dêsım. Dêsım ve Aleviliğe yönelik saldırılarda her dönem kendilerini feda eden Dewresler, Musır-Masırrlar, toplum liderleri çıkarmış ve misyonlarını yerine getirmişlerdi.

1960 lı yıllardan sonra, Dewresler, Masırrlar ve toplum önderlerinin yerine ‘aydınlar’ geçmiştir. Bu ‘aydınlar’ önemli oranda hem geleceği öngörmeden yoksundu hem de, toplumun tarihsel değerlerini ve yapısını savunmadan ziyade yok etme girdabına düştüler. Geleceği görebilenler yine Dêsım yaşlılarıydı ama onları dinleyen olmadı.

Aleviliğe ve Dêsıme düşmanlık bu coğrafyaya uğrayan, hakim olan tüm devletlerin imparatorlukların binlerce yıllık esas hedefi olmuştur. Bunun tarihsel temelleri tek Tanrılı dinlerin doğuşunda daha da keskinleşmiştir. Bu nedenle bugünkü iktidarın Dêsım uygulamaları üzerinde analize gerek kalmayacak kadar alenen Doğamızı yok edici ve insansızlaştırıcı eski yok edici projelerin devamıdır. Daha da önemlisi, AKP tüm dünyadan Aleviliğin silinmesini isteyen ve o doğrultuda canhıraş uğraşan bir iktidardır. Dêsımliler hiçbir düzen ve iktidarların despot uygulamalarına karşı teslimiyetçi davranmadılar.

Peki, ‘zulüm düzenine muhalif olduğunu söyleyenler ne yapıyor? 

’Aydınlarımız ne yapıyorlar?

İnsan sadece söylediklerinden sorumlu değil, aynı zamanda susup söylemediklerinden de sorumludur, eğer insansa tabi.

AKP İktidarının Kürt halkına karşı orantısız zulmünü düşünerek örgütlere ve Kürt hareketine söylemediklerimden sorumlu olduğumu biliyorum. Öyleyse söylemem gerekiyor.

Milattan önce 1300 yılları içinde bölgeyi işgal eden Asur kralı Salmanasar şöyle yazar. Muzri– Muzır ülkesini işgal ettim, Hitit egemenliğine son verdim…..İyi tahkim edilmiş dağ kalesini ele geçirip üzerine elisu azra otunu diktim’…..(Elisu azra otunu diktim terimi bu günkü anlamıyla, ocağına incir ağacı diktim, taş taş üzerinde bırakmadım anlamıyla eş anlamlıdır)

Despotluğunu bu kadar övünçle anlatan Asur kralının ardından nice saldırganlar geldi gitti ama Muzır ülkesi bitmedi bitirilemedi.

Son söyleyeceğimi burada söyleyeyim. Ey ‘Solculuk ve halk savaşı iddiasında olanlar. Ey Kürt ulusal mücadelesi iddiasında olan Kürt hareketi, Dêsıme Elisu azra otunun, yani ocağımıza incir ağacının dikilmesine sebep olmayın. Dêsımi tarihten silmekten başka bir şeye yaramayan bu kör savaşı AKP ile bilek güreşini Dêsım üzerinden sürdürmeyin. Aksi takdirde, bilerek ya da bilmeyerek, Asurun, Urartunun, Hırıstiyanlığın, Selçuklunun, Osmanlının, Emevi İslamının ve daha nicelerinden sonra Cumhuriyetin Dêsıme dayattığı yok etme uygulamalarına rağmen bitmeyen Dêsımi bitirme sizin yanlışlarınızın katkısıyla olacaktır. Porno romanlarını Dêsım üzerinden yazan Muzafer Oruçoğlu nun bu gün yaptığı özeleştiri gibi, Dêsım yok olunca sizin yapacağınız ah vah Dêsımi geri getiremeyecektir. Siz Dêsımin vurulmasına zemin yaratmaya neden olurken, aslında kendinizi ve binlerce yıllık bir insani tarihin vurulmasına zemin yaratıyorsunuz. Hal bu ki üzerinde titreyerek korumanız gerekiyor.

‘Düzene muhalif olanlar’ ortak adı ile solcu olarak tanımlanırlar. Bunların bir kısmı 45 yıldır Dêsım de ‘’halk adına’ Dêsımlileri katlederler. En son örneği Serkan Doğan’dır. Serkan Doğan Maocu bir örgüt tarafından dağa kaldırıldı ve katledildi. Bazıları işkence yapılmış mı, yapılmamış mı gibi basit bir tartışmaya tutuştular. Sanki işkence yapılmamışsa, cinayet ‘makuldür’. Ey Dêsımli ‘aydınlar’ hiç sordunuz mu? Bu kaçıncı cinayettir Dêsımlilere uygulanan. Kaç yüz, ya da kaç bin oldu? Son kırk beş yılda Dêsım de ‘Devrimcilik adına’ kaç aileyi söndürdüler, çetelesini tutan var mı? Dünyanın hiç ama hiçbir yerinde düzene muhalif örgütler mazlum halka bu kadar zulüm uygulamamıştır. Türkiye’nin başka illerinde sıradan insani haklar için gıkını çıkaramayanlar, Dêsımi insan katletme cenneti haline getirmişler. Üstelik kendileri de Dêsım çocuklarıdırlar. Aman Allah’ım düzen öldürüyor Dêsımli, düzene ‘muhalifler’ öldürüyorlar Dêsımli, muhalifler kendileri ölüyorlar Dêsımli.

DÊSIM TARİH BOYUNCA HİÇ BU KADAR YOK OLMA SÜRECİ YAŞAMAMIŞTI.

Yok ediyorlar, yok oluyorlar, düzenin yok etme çarkına bulunmaz fırsat yaratıyorlar. Birkaç cılız ses dışında gerçekten Dewres duruşuyla aydın rolünü üstlenecek Dêsımli yok. Çünkü boyunlarına aydın yaftası asanların çoğu günlük menfaat ve kırıntılar uğruna yapılan yanlışlara rağmen bravo nidalarıyla pohpohlamayı tercih ediyorlar. Çeşitli nedenlerle göbekten bağlılıkları olanlar, bana dokunmasında ne yaparsa yapsın diye sessiz kalanlar vsr.  Onların Dêsıme bağlılıkları sahte, çeşitli nedenlerle başka yerlere göbekten bağlılıkları esastır.

Ne var ki, Hz Alinin sözü beynime çivi gibi çakılıyor. Hakkını savunmuyorsan, hem hakkını hem de şerefini kaybedersin. 

Son iki yıldır PKK Dêsım de en vahim uygulamalara imza atmaktadır. Bazı taraftarlarla konuştuğumuzda şöyle cevap veriyorlar. Kardeşim Sur, Şırnak, Cizre, Nusaybin, Yüksek ova gibi kentlerde Dêsımin on katı olay oldu devlet yerle bir etti oraları. Ne olmuş Dêsıme? Elbette oralarda insanların üzerindeki katliam, yakıp yıkıma insanlık adına utanç tufanıdır, bunu hep söylerim.

Peki, hendek siyaseti çıkmazı ile AKP iktidarına davetiye çıkaranlar bu çıkmazdan ders aldılar mı? Eminim AKP şahinleri daha çok hendek kazılan Kürt kentlerini arzuluyorlardı. Hendekler AKP nin savaş sıtratejisine davetiye çıkarıp, Kürtlerin evini ocağını başına yıkmaktan başka neye yaradı? 17 saniye sınırı ihlal eden Rus uçağını düşüren bir hükümet, bir yıldır Nusaybini bombalayan İŞİD’e sessiz kalan bir hükümet var ülkenin başında. Tabiki Kürt kentlerini yerle bir etmek için fırsat arıyorlardı. Hendek barikat karşısında ne yapacaklarını sanıyordunuz?  Bir başka acı gerçek. Hendek siyasetinde Diyarbakır deryası Suru neden yalnız bıraktı? Hiç düşündünüz mü?

Diğer yandan Dêsım ne Diyarbakır’a, ne Cizre ye ne de başka bir Kürt coğrafyasına benzemez. Diyarbakır Nevroz meydanını kaç Dêsımli bilir? Bilmeyenlere anlatayım. Milyonlarca insanı alacak kadar büyüktür. Nevroz günü o alanı seyrettiğimde hep şunu söylerim. Siz Kürt siyasetçileri, bilerek ya da bilmeyerek çok ciddi hatalar yapmasanız, bu halkı esarette tutacak güç olamaz. Uçsuz bucaksız bir ovaya insan seli akıyor. İki kez o meydana gitmişim, arkadaşlar birbirimizi kaybetmemek için sonuna kadar el ele tutuşarak gezmişiz.

Elbette Sur ve yıkılan diğer kentler çok kıymetliydi. Hem tarihi ve maddi değeri, hem de Kürt potansiyelinin dinamik değeri açısından. Ayrıca bir tek dağ komundaki çobanın evi dahi dünyalar kadar kıymetlidir kendisine. İnsan olan için bunun anlaşılması zor değil. Peki, oralar hendek batağı anlayışı ve AKP nin savaş histerisi yüzünden yıkıldıysa, Dêsım de mi yıkılsın? Yani Dêsım’in yıkılmaması sizi rahatsız mı ediyor? Ayrıca nesi kalmış ki Dêsımin? 60.000 nüfus 30.000 de yabancı hepsi 90.000. 480 köyün iki yüzü haritadan silinmiş. Kalanların çoğunda bir iki yaşlı ölümü bekleme yaşamında.

Dêsım’in inancı, kültürü ve tüm özgün değerleri yok oldu mu, bir daha yeşermesi olanaksızdır. Yok olma hiç bu kadar yakın olmamıştır Dêsıme.

Xızır şahittir, geçen yıl Yozgatlı bir Alevi ağlayarak bana şöyle dedi. ‘Babam bize derdi ki, korkmayın bu Yezitler bizi çok zorlarlarsa, bir gece Dersime kaçarız. Allah belanızı versin, siz yeni Dersimliler o umudumuzu da yok ettiniz’. Bu serzeniş Anadolu Aleviliğinin Dêsım’e tutkusudur, tarihseldir.

Ovacık vadisi ve Pülümür vadisi araç yakma mezarlığı olmuş. Devlet ise Dêsım ormanlarını yakma krizinden kurtulamıyor. Bu araçların yakılması Kürt halkına ne kazandırıyor? Ovacık’ın ortasında bomba patlatılıyor, Kürt halkına ne katkı sunuyor anlamanın olanağı yok. Ovacık’ın Kominist belediye başkanı’ Fatih Maçoğlu nun çaresiz suskunluğu Dêsım ‘aydınlarının, politikacı vesiyasetçilerinin düştükleri çaresizliğin aynasıdır.     PKK gündüz yol kesiyor, iktidar yol kesilen noktaları gece bombalıyor kömür gibi yanmış gerilla cesetleri, yakılan vadiler, ormanlar ve Munzur kıyısına vurmuş ölü balıklar, kimyasal mı kullanıldı kuşkusunu kafamdan atamıyorum. Ovacık ve Nazımiye 1938 soykırım dönemi dahil, tarihin en insansız dönemini yaşıyor.

Dêsım’in eski köyleri Kızılkale, Kortu, Hors gibi köyler kadar kalmış 1530 -binbeşyüz otuz nüfuslu Nazımiye ilçesine yapılan PKK baskınını fırsata çeviren iktidar güçlerinin yaptığı baskı ve zulümden sonra, ilçede sağ kalan ev bina kalmamış, insanlar kaçan kaçana. Nazımiye belediye başkanı tek başına halka moral vermeye çalışıyor. Nazımiye ve Ovacık’ın durumu içler acısı. Pülümür ve Munzur vadileri ölüm sessizliğine gömülmüş. Bu kör savaş sürecinde PKK nin verdiği kayıplar da dikkate alınınca yöntemi anlamak akıl karı değil. 2000 li yıllarda beş altı yıl Tunceli Erzincan yolu kapanmıştı. Devlet bir şey mi kaybetti? Hayır, sadece o vadinin çevresindeki yerleşim alanları tükendi, Dêsımliler toprağından kopup gittiler.

İnsanlık tarihinde zulüm düzenine muhalif olanların esas amacı zulme uğrayan halkı korumaktır.

KANDİLE SESLENİYORUM HALK BÖYLE Mİ KORUNUR?

Bu savaş yöntemi her defasında iktidarı kurtarmaya yarıyor. Ormanlar yanıyor, doğa ölüyor, kentler yıkılıyor insanlar göçüyor. Eskiden Dêsımliler yangın söndürmeye koşarlardı. Sayın Hasan Güyüldar milletvekili iken Ovacık Kakpir ormanları bombalanıp yakılmıştı. Güyüldar ve Dêsımliler Kakpir ormanlarına kadar gitmişlerdi. Şimdi Tunceli merkezine yedi kilometre mesafede asfaltın bitişiğindeki yangını söndürmeye giden yok. Dêsımliler hayata tutunma mücadelesini bırakmışlar. Çünkü toplumun geleceğe umutla bakmasını sağlayacak aydın yok artık. Milletvekili verdikleri Parti, üç dönemdir belediyeyi verdikleri Parti bile halkın en ufak serzenişine kulak vermiyor. Milletvekilimiz Sayın Alican Ünlü ovacık merkezinde patlatılan bombadan yaralananların, sakat kalanların evine gidip geçmiş olsun diyor, hepsi bu kadar. HDP miting yapıyor, HDP eş başkanları mitinge geliyorlar. Ellerindeki belediye personeli sayısı kadar insan mitinge gelmiyor. Ders alan var mı?

Eskiden Pirler, Dewresler şöyle derlerdi. ‘korkmayın ceddimiz demiş ki, bu yol bir iplik kadar incelse bile, içindeki asalet teli yolun kopmamasına tekrar yeşermesine dayanak olacaktır. Şimdi o yol da yok. Metropollerde, Avrupalarda “DERSİMMMM” diye nara atıp bize efeleneler neredesiniz? Hiç olmazsa bu zor günlerde Dersim merkez de, Ovacıkta, Pülümür de Nazımiye de oturup bir çay için. Bu geçici bir seldir, gün gelir zulüm kalesi düşer, AKP düzeni ebedi olamaz ama Dêsım burada olacaktır deyin. Sonra yine hayal dünyanızda devletler yıkın devletler kurun. Nerede sizde o yürek? Dêsım de silah, bomba sesleri duyulduğunda, yangın kokusu geldiğinde metropollerde ve Avrupalardaki yuvalarınıza koşarsınız. Yazıklar olsun.

Kürt siyasetinin geçmişte AKP ile pazarlık biçimini ve Yavuz İdris’i Bitlis’i  ittifakı olayını referans kullanmasını eleştirdiğimizde, ‘’Kürt düşmanı olduk.’ Masum Gezi direnişlerinde AKP yi kurtarmak için çalıştınız, katledilen gençlere sahip çıkmadınız dediğimizde yine ‘Kürt düşmanı’ dediler bize. Meclis Kürsüsünde Mit müsteşarı Hakan Fidana teşekkür sunarlarken onlar’ kahramandı biz Kürt düşmanı olduk’.  Sanki aralarında anlaşmışlar AKP iktidarı bize (terör destekçileri der, metropollerde Kürtçülük yaptığını sananlar ‘Kürt düşmanı’ der bize.  Şimdi savaşın biçim ve tarzının AKP nin arzuladığı şekilde sürdüğünü, özellikle Dêsımin bitirilme sürecine sokulduğunu söylüyorum yine ‘’Kürt düşmanı’’ diyecekler. Hal bu ki Hakan Fidanla kırıştıranlar kendi halkına cehennem cenderesinin hazırlandığını anlamıyorlar mıydı?  Ama kime anlatacaksın? Sırrı Süreyya diyor ya, (Bakın çıkarım Cumhur başkanının söylediklerini açıklarım) Sırrı bey o gün niye açıklamadın? Yavuz İdris ittifakı hayali Alevilerin kabusu olduğu kadar Sizin de kabusunuz olacaktır. Bundan vazgeçin. Kemal Kılıçdaroğlu defalarca bağırdı konuyu meclise getirin. Siz ne yaptınız? Gizli fiskoslarla kapalı kapılar ardında sürdürerek bu günkü çıkmaza getirdiniz.

Dêsım’in ve Aleviliğin bitirilmesinde 3300 yıllık süreç en tehlikeli noktasına ulaşmıştır ve sizin yanlışlarınız merkezi otoritenin Dêsım ve Alevi düşmanlığına bulunmaz fırsatlar yaratıyor yapmayın, Xızır aşkına yapmayın. Dêsım can çekişiyor. Dêsım in size kazandırdıklarını saymama gerek yok. Kürt hareketinde bazı noktalarda subaşlarını tutmuşlarda vefa diye bir şeyin olmadığını da biliyorum. Son seçimlerde Sayın Ercan Kanar gibi bir insan hakları savunucusunu listeye koymayıp ezeli ve ebedi Alevi düşmanlarını, Sosyalist düşmanlarını koyduğunuz liste başlarını hatırladıkça, AABF genel başkanı Sayın Turgut Öker’e attığınız liste kazığını hatırladıkça, size bir eleştiri dahi yöneltmenin anlamsızlığı çöküyor üstüme ama yine de hatırlatmak insani görevimdir diye düşünüyorum. Dêsımin vurulmasına, bitirilmesine hizmet etmeyin, son verin, kendinizi vuruyorsunuz.

Bu yıl yedi aydır Dêsım’deyim. Hayatımda hiç Dêsımin bu kadar zora düştüğünü görmedim. Nereye gitsem, nerede dolaşsam, Dêsım coğrafyasının her karışı sanki kefene bürünmüş ölüm yolculuğunda. İnsanlar umutsuz, korkak, titrek tedirgin, bir o kadar edilgen. ‘Nasıl olsa sonumuz yok, kime ne diyelim’ havası her kese hakim. Örgütlerin yanlışlarına suçlarına karşı kendi aralarında konuşurken fısıldaşıyorlar. Toplum bir güce karşı fısıldaşarak konuşuyorsa, o gücün dostluğuna güveni sarsılmıştır demektir. Ondan daha güçlüsü geldiğinde onu terk edip diğer güçlüye yedeklenmesi çok kolay olacaktır. Yapmayın, Xızır aşkına yapmayın.

Gelecek Yazımı Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben  yazacağım.

Eylül 2016 Dêsım

Mehmet Gülmez

 

 

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Continue Reading
You may also like...
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four + 15 =

More in Haberler

To Top