Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Zeynep Altıok yazdı: Bir yürüyüşün anatomisi

Gündem

Zeynep Altıok yazdı: Bir yürüyüşün anatomisi

‘Kirletilmiş bir zamanı yürüyoruz adım adım.’ Adalet için yürüyoruz. Uğurlamaya değil, karşılamaya yürüyoruz. Umutla, özveriyle, çoğalarak yürüyoruz. Yürümüyor, akıyoruz.

“Kim sürmüş Altıok Metin dünyanın sefasını

Kirletilmiş bir zamanı yürürken adım adım…”*

Kalabalıklarla yürümek her zaman heyecan vericidir. Ne yazık ki bize düşen çoğunlukla uğurlamalarda bir araya gelen insanlarla yürümek. Benim bir insan seliyle ilk tanışmam Ruhi Su’yu uğurladığımız gündür. 16 yaşında ilk büyük kaybını yaşayan bir genç kız için fazla heyecan verici bir buluşmaydı. Hem onca insanın sevgisinden gözlerim kamaşmış, hem büyük üzüntüme bir başka paylaşma bilinci eklenmişti o gün. Bir de ne yalan söyleyeyim bir provokasyon ile çıkan arbedenin büyümesinden endişe etmiş, Ruhi ağabeyin o görkemli gidişine bir olumsuz leke düşecek diye eni konu korkmuştum.

O zaman bilmezdim benzer bir cenazede binlerle yürüyeceğimi, babamı uğurlayacağımı. Büyük bir acı ile aynı endişe ve korkularla… Kent çocuğuyum ben. Okul hayatım oldukça steril geçmiştir. Devrimci ve aydın bir ailenin çocuğu olarak siyasi bilincim en küçük yaşlarımdan beri yerindeydi ama eylem nedir bilmeden, ideolojik buluşmalarla yolu kesişmemiş bir üniversite hayatım oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji bölümü küçük bir bölümdü. Bir avuç arkadaştık. Başka dünyaları olan bambaşka geçmişlerden,bambaşka yörelerden gelmiş okul arkadaşları olmaktan öteye gitmedi mezun olana kadar okul yaşamım.

O yıllarda bir büyük yürüyüşe tanıklık etti Türkiye. Zonguldak maden işçilerinin Ankara yürüyüşü. “Ölüm olsa sonumuz, Ankara’dır yolumuz!” diyerek yollara düşen binlerin yürüyüşü. Dünyanın uzak ülkelerinden işçilere destek gelmiş, kömür gemilerine yükleme yapmayan dünya işçilerinin şanlı desteğini de almıştı yürüyüş. İşte o günlerde ben greve verilen sivil bir eyleme kulak vermiş ve okula arkadaşlarımın soran, yadırgayan hallerine de şaşırarak yürüşüş boyunca tamamen kömür karası giyinerek gitmiştim. Nasıl duymamış olabilirlerdi? Sonrasında bir çok ölüm, katliam, acı, yıkım gördü bu ülke. Bizlere hep acıyı paylaşmak düştü. Hep uğurlamalara yürüdük.

UĞURLAMAYA DEĞİL KARŞILAMAYA YÜRÜYORUZ

Şimdilerde “kirletilmiş bir zamanı yürüyoruz adım adım.” Adalet için yürüyoruz. Bir farkı var yürüyüşümüzün; uğurlamaya değil, karşılamaya yürüyoruz. Adaleti karşılamak için umutla, özveriyle, çoğalarak yürüyoruz. Yürümüyor, akıyoruz. Duru bir su gibi bulanmadan çağı çağıl. Yine acılar, kıyımlar, kayıplar, haksızlıklar, yoksunluklar var heybemizde ama umutla, umuda yürüyoruz. Üstelik bu kez farklı. Daha önce hiç birlikte duramadığımız hatta çoğu zaman ideolojik olarak çatıştığımız çok çeşitli insanlar var yanımızda. 15 yıllık AKP iktidarının mağdur ettiği tüm kesimler, tüm sınıflar, tüm mağdurlar yan yana ortak bir duyguyla yürüyoruz. Herkes için Adalet. Kim olursa olsun kendisine en uzak olanın da hakkı için bağımsız ve adil bir yargı için, gerçek bir demokrasi için yürüyorlar. Ve bu çok heyecan verici.

Babamın ölümünden sonra hazırladığım armağan kitap GÖLGESİ YILDIZ DOLU (Doğan Kitap) için annem de bir yazı yazmıştı. Bir büyük yürüyüşün, Metin Altıok uğurlamasının ardından akan kalabalığı ve o kalabalığın en çarpıcı anlarını kaleme almıştı. Yine bir Temmuz günüydü. Onca acıya rağmen ben de farketmiştim. Metin Altıok’un insanlarını. Film karesi gibi tanımladığı anları. Omuzunda kekliği ile yürüyen amcayı, gazetelere Metin Altıok’un kızı diye haber olan sanılacak kadar büyük bir acıyla çeşme başında bayılan öğrencisini, o sıcakta bağlamasını bir an indirmeden baş üstünde saatlerce taşıyan ozanı, 12 Eylül darbesi sonrasında Bingöl’de öğretmen durmazken 10 yılını verdiği kentin kara gözlü, kara kaşlı güzel yürekli insanlarını, üç etekli teyzeyi… Hepsini an be an kaydetmiştim beynime. Önümüzde Ruhi ağabeyin sesi, ardında biz.

ADALETSİZLİĞİN ORTAKLAŞTIRDIĞI İNSANLAR

Adalet yürüyüşümüzde de böyle oluyor. Sayısız kare çakılıyor her gün beynimize. Bu kez önümüzde Zülfü Livaneli’nin sesi “Ey özgürlük!”, ardında binlerce insan yürüyoruz. Ahenkle. Paylaşarak, saygı duyarak büyüyoruz. Belli bölgelerde, örneğin Düzce’de avuç avuç protesto eden, Rabia işareti yapanlara el sallıyoruz, ‘sizin için de yürüyoruz’ diyerek. Kadınlar, çocuklar, gençler, yaşlılar, adaletsizliğin ortaklaştırdığı insanlar… Tuhaftır ilk kez provokasyondan korkmuyorum. Taşkınlıklara cevap vermeyen bir ortaklaşma da var. Elinde sancakla yürüyen amca oğlunun resmini asmış sırtına. Takkeli, sarıklı amcalar bile var. Yanı başında yürüyen şortlu genç kadına saldırmadan ortak bir duyguyla “aman geri kalmayalım” diyerek yürüyor.

Yol kenarında sıcaktan baygın yürüyüşe eşlik eden köpeğe su veren askılı bluzlu teyzeyle, tarlasından meyve toplamış koşturarak korteje ikram eden türbanlı teyze selamlaşıyor. Yoldan geçen araçlar selamlıyorlar korna çalarak, sıcakta yorulanı taşıyor kimileri mola noktasına. Elinde adalet terazisi ile yürüyen de var, süpürgesi ile yürüyen de. Adalet bayrağı taşıyan Derin ve Sarp’a eşlik ediyorum sarılarak ben de. 10 yaşlarındalar. İki sporcu çocuk hakları için mi yürüyorlar ki! Hayır tek tek değil birlikte yürüyor bu insanlar her mağduriyet için her haksızlık için tek bir çağrı için: ADALET için…

BİZ BU ADALETİ KAZANAĞIZ

Tüm tutuklu milletvekilleri, tüm susturulan gazeteciler, haksız yere ihraç edilen tüm akademisyenler ve öğretmenler, tüm istismar edilen çocuklar, taşeron işçiler, hakkı gasp edilen emekçiler, toprakları yağmalanan çiftçiler, üreticiler, şiddet gören kadınlar, ayrımcılığa uğrayan Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, tüm inananlar ve inanmayanlar, LGBTİ’ler, işkence görenler, kaybedilenler, yerinden yurdundan edilenler, aydınlatılmamış faili meçhul siyasi cinayetler, hayvan hakları, yok edilen doğa… Tümü için tek yürek. Yürüyüşün nerede bittiği, nereye devam edeceği değil kendisi veriyor mesajı. Varış noktasında bizi bekleyen bir sihirli değnek olmadığına göre bu yürüyüş herkesi ortaklaştıran bu duyguyu ve haklı talebi birleştirerek kalıcı kılmak üzere devam ediyor. Adalet gelene kadar kararlılıkla hep birlikte talep etmeye devam edeceğiz.
Yürüyüşün sembollerinden 9.5 yaşındaki güzel Alsancak’ın seslendiği gibi: Susmayacağız, yorulmayacağız, biz bu adaleti kazanacağız!

*CHP İzmir Milletvekili 

*Metin Altıok / Kuşlu Gazel

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 2 =

More in Gündem

To Top