Connect with us
Sitemiz yenilendi!

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Nefsin Mektebi: Kerbela

Haberler

Nefsin Mektebi: Kerbela

Matem Ayı, Alevi Toplumunun dosta ve düşmana karşı bir nişanesidir , Nefse karşı mücadelenin ayıdır , bu ayda eğlence tertip edip , zevk u sefa sürmek , Kerbela’yı hiç anlamamaktır. Daha doğrusu “ insan” nedir ? Bunu idrak edememektir.

Av. Cihan SÖYLEMEZ

Değerli Okuyucu,

Bir Milleti ayakta tutan , birlik ve beraberliğini sağlayan ana unsur nedir? Bu sorunun benim nazarımda ilk cevabı İnanç’tır , ikinci unsur ise dildir , üçüncü unsur ortak tarihi geçmiştir , dördüncü unsur tarih boyunca kendisine saldıran düşmanın niteliğidir.

İşte bu öz ve kısa unsurlar bir toplumun birlik ve beraberliği için , o toplumun gelecekte de var olması için zaruri olan unsurlardır. Bu unsurlar arasında ki bağlantı koptuğunda ise o toplum veya millette bir kaos dönemi başlar ve o kaosun ardından toplum kendini hızlı bir yıkıma doğru sürükler. Böyle bu toplum gövdesi çürümüş , dalları zayıflamış , yaprakları açmaz olmuş , çiçeklerinin kokusu mazide kalmış bir ağaca döner ve ansızın yere yığılıp , hasmı oduncunun elinde paramparça edilip hasmının sobasında acı feryatlarla kendi cehennemini kendisi yaratır.

Böyle bir toplum için cennet ise geride kalmıştır , çünkü cennet o toplumun dinine ,diline, tarihine ,teolojisine , geleneğine bağlı kaldığı ve hasmını iyi tanıdığı günlerde ki uyanık ve direngen , gelenekçi ve yeniliğe açık , birlikte ağlayıp birlikte güldüğü bir mazi olmuştur.

Bunları neden mi hatırlatıyorum , bunları kime mi anlatmaya çalışıyorum ? Bu neden ve kim sorusunun cevabı hiç şüphe yok ki parçası bulunduğum toplum , cennet ile cehennem arasında Dante’nin İlahi Komediyasında ki Araf’ta kalmış ruhlar misali bir halet-i ruhiyede bulunan ve kendisine her gün yeni bir kıyafet biçilmeye çalışılan ama tüm menfii durumlara rağmen başlangıçta da belirttiğim üzere parçası olmaktan gurur duyduğum halkım/milletim/toplumum ; Ali’nin Halkı Ali’nin Milleti Ali’nin Toplumu ; Aleviler’e anlatmaya ve dertleşmeye çalışıyorum.

Ressam Hasan Ruhulemini'nin Kerbela konulu resmi

Ressam Hasan Ruhulemini’nin Kerbela konulu resmi

AŞKIN MEKTEBİ: KERBELA

Değerli Dostlar ,

Ortadoğu Coğrafyasının ne tarafına bakarsanız, orada Ali’nin aşkı ile yanan bir yürek ve o yüreğe Yemen’den Mısır’a , Mısır’dan Lübnan’a , Lübnan’dan Horasan’a , Horasan’dan Pamir’e , Pamir’den Adriyatik Denizine kadar her köşeden bir damarla kanın aktığını görür ve o kalbin atışının nedeninin bir aşk olduğunu , bu aşkın kaynağının Ali , aşkın mektebinin Kerbela olduğunu görür ve idrak edersiniz.

İşte bugün bu Mah-ı Muharrem’de , bizim bir toplum veya millet olmamızı sağlayan ana unsur olan güzel bir derdi görüyoruz ; İnanç ve sevgi

En az 8 asırdır Anadolu’da Ali ve Fatima , Ali ve Fatima’nın evlatları için tutulan oruç ve yaşanılan matem , en az 8 sekiz asırdır Anadolu’da dilleri birbirinden farklı olan ve Türkçe, Zazaca , Kürtçe konuşan insanları bir inanç etrafında , bir sevgi etrafında ve o sevgi-inancın gönül dili etrafında zinde tutan yekpare bir ruh ve o ruhta bir toplumu yaratmıştır ; Aleviler

Muharrem Ayı , Alevi Toplumunun “ Matem” vesilesi ile birlik ve beraberlik ayıdır. Asırlardır bu kutsal ve yaslı ayda, her Alevi kendi bedenini ve ruhunu Mekteb-i Kerbela’da olgunlaştırmakta , Hüseyin olup , Fazıl olup , Zeynep olup , Sakine olup Ali ve Fatima’ya layık olabilmenin , Yol’a Talip olabilmenin , Pir’in Talib’e layık olabilmesinin kutsal imtihanını yaşamaktadır.

Talibin en büyül düşmanı nefsidir

Bu imtihanda Ali’yoluna Talip olan için en büyük hasım kişinin Nefsidir. Çünkü bir Pir veya Talip , nefsine yenik düşerse Mekteb-i Kerbela’da oturacağı sıra, ikrarından dönen Kufe’nin riyakar halkının oturduğu sıralar olacaktır. Kişi şayet nefsini bilir ve ona yenik düşmez ise Mekteb-i Kerbela’da onun sırası Masum-u Pakların sırası olacaktır. Ve kişi şayet başta nefsine yenilip , daha sonra nefsinin kendisine ettiği kötülüğü idrak eder ise Mekteb-i Kerbela’da onun sırası Hür Bin Şehid’in sırası olacaktır.

Neden nefis ? Çünkü İnsan , kendi nefsini ve sınırsız arzularına yenik düşmediği sürece İnsan’dır ve ancak bunu bildiği sürece Mürşid-i Kamiller yolunda sağlam adımlar atar ve bunu bilmediği sürece, attığı adımlar insanı Kerbela’da Ömer Bin Saad , Şimr bin Zencoşa , Ubeydullah bin Ziyad ve Yezid bin Muaviye gibi lahnet ve melun bir karaktere sürükler.

Bu nedenledir ki Mah-ı Muharrem yani Kameri Takvimin bu ilk ayının ilk yarısı ; Alevi Toplumu için bir mekteb-i irfan ve mekteb-i irfanda öğrenilmesi gerekli dersler ve bir talebe gibi geçmesi gereken imtihanları olan bir aydır.

Değerli Can ,

Kendisine Alevi diyen biri şayet Kerbela’ya “ bir iktidar kavgası” diyorsa , “ bir kabile savaşı diyorsa “ , “ bir iç savaş “ diyorsa , “ bir etnik grubun kendi sorunu “ diyorsa bilin ki O kişi , en başından kendi nefsinin kurbanı olmuş ve nefsinin kurbanı olan bu kişi Alevi Toplumunun Binasının Mihenk Taşı ile oynayan , o mihenk taşını yerinden çıkarmaya çalışan ve kendi toplumunu , hasmının fırınında bir yakacak odun haline getirmeye çalışan bir karakter hüviyetine bürünmüştür.

Bu karakterin Mekteb-i Kerbela’da oturduğu sıra , Kufe’nin ikrarından dönen halkının seviyesi bile değildir. Çünkü Kufeliler can ve mal korkusu ile ikrarlardan dönmüşlerdi , bu bahse konu karakter yapısı ise Ebu Süfyan- Ebu Cehil zihniyetinin sıralarında oturmaktadır. Bu nefsine yenik düşen karakterin tek derdi vardır ; insanları Ali ve Fatima’dan , Ali ve Fatima’nın evlatlarından soğutmak , her türlü enstrümanı bu yolda kullanmak ve kendi dünya çıkarları için Alevi Toplumunu , Dante’nin Cehhnemine sürüklemek.

Değerli Okuyucu ,

Asırlardan bu yana Ali ve Fatima’nın Dergahında ruhunu ve bedenini olgunlaştıran her can bilir ki , Kerbela’da bir “ nefis” mücadelesi verilmiştir. Bu mücadelede bir parça ekmek , bir yudum su için , Zalim bir Yöneticiye , Zulümat dolu bir Yönetime boyun eğilmiş olunsaydı , İnsan yerini bir hayvana , necip bir beden yerini necis bir ruha , adalet ebede kadar hiç, Hak ise sonsuza değin pünhan olur ve ortada gizli hazineyi taşıyan bir Adem oğlu kalmazdı.

Bu nedenle Kerbela, Nefse karşı Mücadele sahası ve ham beden-ruhları eğiten kutsi bir mekteb-i irfan her zaman olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

VAHAP NESRANİ’Yİ BİLMEK

Güzel Dost ,

Bu nefis mücadelesinde Kerbela’da bizim hatırımıza getirmemiz gereken bir olay nedir diye biri bana sormuş olsaydı , değeri birbirine eş sayısız öykü içinde Vahap Nesrani’yi anlatırdım. Neden Vahap Nesrani ? Bu kişi kimdi , Ali ve Fatima’nın hanesinde miydi ? Orada ne işi vardı ? Ve neden ne için kimin için o gencecik bedenini aşkın ateşine attı ? Bu soruların cevabı , bize Kerbela’nın bir okul olduğunu daha iyi öğretecek ve bir kez daha o okulun öğrencisi olmanın manasını bize kavratacaktır.

Vahap Nesrani , Kufe’de ticaretle uğraşan ve henüz yeni evlenmiş olan , annesi ve kendisi gibi henüz 20 yaşında dahi olmayan eşi ile birlikte kervanıyla Kerbela’dan geçiyordu. Kerbela’dan geçen bu Hristiyan gencin dikkati , etrafı binlerce asker tarafından çevrilmiş bir kervana yönelmişti. Vahap , İmam Hüseyin ve ailesinin etrafının Yezid’in askerleri tarafından sarılmış olduğunu öğrenince , kararını verir ve soluğu İmam Hüseyin’in huzurunda alır ve İmam Hüseyin ile konuşur. Bu konuşmadan sonra Vahap , İmam Hüseyin’in ve ailesinin uğramış olduğu eziyete ve zulme karşı , annesi ve eşiyle görüşür ve ne pahasına olursa olsun, İmam Hüseyin’in safında yer almaya karar verir ve dünya malını-mülkünü elinin tersi ile iter.

Ve böylece Vahap , Kufeli aciz nefisler gibi korkup kaçmak yerine, İmam Hüseyin’in safında Hak, Adalet ve Hürriyet için ölmeyi göze alır. Genç Vahap ailesi ile vedalaşıp , Yezid’in ordusuna karşı meydana çıkar ve Yezid’in ordusunda ki nefsine yenik düşmüş askerlere karşı İmam Hüseyin ve Ailesinin şahsında Adaleti, Hakkı , Hukuku, Hürriyeti korumak için üzerinde ki Hristiyan sembollü kıyafetlerle şehid düşer.

Yezid’in askerleri Vahap’ın başını keserler ve İmam Hüseyin’in çadırına atarlar , Vahap’ın naaşı ise meydanda kalır. Buna şahit olan Vahap’ın genç eşi ise , İmam Hüseyin’in çadırından hızla koşarak Vahap’ın kanlı gövdesinin yanına varır ve ağıtlar yakar , bu sırada Yezid’in ordusundan atılan bir okla Vahap’ın eşide Vahap gibi şehid olur ve her ikisi 72 Şehid-i Kerbela içinde o aziz yerlerini alırlar.

Değerli Canlar ,

Vahap şayet o gün Kerbela’dan geçerken , “ bu durum beni ilgilendirmiyor ,bu olay Müslümanlar içinde bir vakaa” demiş olsaydı , kimin haklı kimin haksız olduğunu araştırmamış olsaydı hiç şüphe yok ki “Nefsine” yenik düşmüş olacak ve aynı zamanda İsa’nın öğretisine karşı da gelmiş olacaktı. Vahap , işte bu timsali duruşu ile “ Nefse” karşı mücadele nedir ? Dünya malından-mülkünden-aileden Hak ve Hakikat için feragat nedir ? Bunu, bize Kerbela’da öğretmiş , Vahap ve eşi birlikte Matemi tutulan Masumlar arasında yerlerini almışlardır.

MATEM AYI ALEVİ TOPLUMUNUN NİŞANESİDİR

Değerli Okuyucu ,

Kerbela , işte bu şekil anlatılacak , ders çıkarılacak ve her defasında “ nefse” karşı mücadele nedir , ne değildir dedirten ve öğreten bir mekteptir. Kaç asır boyunca Anadolu’da Alevi Toplumunun birlik ve beraberliğinin ana nişanesi olan bu kutsal ve anlamlı Mah-ı Muharrem vesilesi ile son olarak şunu ifade etmek gerekir ; Matem Ayı, Alevi Toplumunun dosta ve düşmana karşı bir nişanesidir , Nefse karşı mücadelenin ayıdır , bu ayda eğlence tertip edip , zevk u sefa sürmek , Kerbela’yı hiç anlamamaktır. Daha doğrusu “ insan” nedir ? Bunu idrak edememektir. Bunu idrak edenler ise ; ister Hakka inansın ister inanmasın ne mutlu onlara , çünkü insanlık, tarih boyu onların sayesinde ilerledi , karanlık dönemler O İdrak sahiplerinin dirayeti ile aşıldı ve aşılmaya devam edecek , Çünkü her kişi “ Vahap” gibi olduktan sonra gerisi sadece ayrıntıdır , diyor ve tutulan oruçların , tutulan matemin insanlığın geleceğine ve Ali’ye aşık insanların tevhidine vesile olmasını diliyorum.

Mekteb-i Kerbela’da Aşk-ı Hak u Hakikat ile Kalın…

Not:  7 Ekim 2016’da yayınlanan bu yazı güncel olması nedeniyle yeniden yayınlanmıştır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × 2 =

More in Haberler

To Top