Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Tunceli Neden Dersim Oldu?

Gündem

Tunceli Neden Dersim Oldu?

Tam da bu nedenle diyorum ki, Dersim isminin geri verilerek, yani Dersimlilerin ağzına çalınan bir parmak balla Dersim’in ve diğer Alevilerin oy kazanından kepçe kepçe oy alacağını sananlar, hezimete uğrayacaklardır.

1994 yılında boşaltılan Dersim köylerinde  yıkılan bir ev

1994 yılında boşaltılan Dersim köylerinde yıkılan bir ev. Foto: İsmail Yoleri

Yeni ‘Demokratikleşme Paketi’nde, neredeyse değiştirilmemiş il ismi kalmamış Türkiye’de, sadece Tunceli’nin isminin değiştirilerek eski ismine kavuşacak olması (bu konu üzerine daha evvel yürüttüğüm tartışmalardan da hareketle), bunun nedenine dair çeşitli temrinlerde bulunmama vesile oldu bir kez daha.

Bundan yaklaşık iki yıl önce kadim dostum Özcan Çiçek ile Dersim’e ilişkin terennümlerde bulunurken, ‘AKP iktidarının yerel seçimler arifesinde Tunceli’nin isminin Dersim olarak değiştirilmesinin önünü açacağını’ ifade etmiştim. Özcan ise bunu ihtimal dâhili dışında bir durum olarak değerlendirmiş ve üç dönemlik iktidarı boyunca AKP’nin hiç milletvekili çıkaramadığı tek il olan Dersim’e (Tunceli) böylesi bir jest yapmasının namümkün olduğundan bahsetmişti. Duruma dair perspektiflerimiz farklıydı. O, olası bir isim değişikliğini bir jest olarak algılıyor, ben ise bunun, AKP’nin çıkarları uğruna uyguladığı politik bir manevra/kandırmaca olduğunu düşünüyordum.

Böyle düşünmek için oldukça çok nedene de sahiptim. Ayrıca bir yenilemenin, düzenlemenin ya da iyileştirmenin, sonsuz evrenin sonsuzluğuna paralel işleyen, sonsuz zaman dilimi içerisinde, sadece seçim öncesi döneme tekabül etmesini, tesadüfle açıklayamayacak kadar da tecrübeli sayılırdım.

AKP, tam da üç dönemlik iktidarı boyunca ülkede tek bir milletvekili dahi çıkaramadığı tek il olan Dersim’e(Tunceli) yüklenecek ve tabir yerindeyse orayı da ‘ele geçirmek’ isteyecektir. Nitekim son genel seçimden sonra da Erdoğan’ın “Tunceli’yi istiyorum” dediği hem kulislerde hem de yurdun konuya ilgili tüm çevrelerinde konuşulur olmuştu.

Bugün AKP iktidarıyla boy gösteren muhafazakâr despotluğun (şimdilik muhafazakâr despotluk, ileriki aşamada şerri diktatörlüğe evirileceğini düşünmekteyim) karşısında bir güç olarak duran laisist cenahın en önemli ayağını Alevilerin oluşturduğu ve Aleviliğin temsili bir karaktere büründüğü bir bölge olarak da Dersim’in olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, iktidarın Dersim’i kendi yanına çekme girişimlerinin nedenini daha iyi anlarız.

Zaten hazırlanan bir rapora göre de, Gezi Eylemleri sırasında tutuklananların 3/2’si Alevi ve 3/1’i Dersimlidir. Bu durum bile başlı başına, iktidarın, kendi varlığını tehdit etme potansiyeline sahip en dinamik güç olarak, Alevileri zapturapt altına almak, bunu yapamıyorsa şayet, kendi yanına çekmek için kandırmaya yönelik minik jestler yapmasının nedenlerini anlamamıza yeter sanırım.

AKP iktidarı Alevileri ve tüm ilericileri zapturapt altına almak için ülke sokaklarını her gün yeni bir Alevi gencinin kanıyla yıkıyor zaten. Alevileri kendi yanına çekmenin en iyi yöntemi olarak ise Aleviliği asimile etme yolunu kullanıyor. İşte cami-cemevi projesi, dedelere maaş bağlanması ve son olarak da Tunceli isminin değiştirilerek Dersim yapılabileceğinin belirtilmesi vb. Bu, Alevilerin ağzına çalınan bir parmak bal ile onların oy kazanlarından kepçe kepçe almak için tasarımlanmış bir oyundur.

Ancak başta Dersim olmak üzere tüm Aleviler, jest gibi görünen bu uygulamaların samimiyetsiz ve ölümcül derecede tehlikeli olduğunun bilincindedirler. Aleviler, laisist/sekülerler, ilericiler ve meşruluğa sahip tüm kesimler; komşu bir ülkede dahi Alevi iktidara tahammül edemeyen bir zihniyetin, Alevilerin kafasını kılıç ve baltalarla kesen ve ‘’Tüm Alevileri kıyma makinesinden geçirip köpeklere yedireceğiz’’ diyenleri ‘besleyen’ bir zihniyetin, Alevilerin ibadethanesine ‘cümbüş evi’ diyen bir zihniyetin, bu ülke sokaklarını her gün yeni bir Alevi gencinin kanıyla boyayan bir zihniyetin, ‘’Alevilerin katli vaciptir ve kadınlarının ve mallarının gaspı helaldir’’ diyen Ebu Suud’un yolundan gitmekle övünen bir zihniyetin samimiyetini doğru tartabilecek bir konumdadırlar.

Tam da bu nedenle diyorum ki, Dersim isminin geri verilerek, yani Dersimlilerin ağzına çalınan bir parmak balla Dersim’in ve diğer Alevilerin oy kazanından kepçe kepçe oy alacağını sananlar, hezimete uğrayacaklardır.

Not: İlk olarak 2008 yılındai Şerafettin Halis ve bu yıl içerisinde de Hüseyin Aygün tarafından ‘Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesine yönelik’ verilmiş olan kanun tekliflerinin, AKP’lilerin tamamının karşı oyları nedeniyle kabul edilmemiş olması, Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi noktasındaki AKP samimiyetsizliğine verilecek başka bir örnektir. 

Serhat Halis

 

 

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven − 2 =

More in Gündem

To Top