Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim, Tunceli Haber, Dersim Haber Sitesi, Dersim Haberleri, Tunceli Haberleri,Dersim 38, Kırmancki, Zazaca, Dersimce, Alevi Haberleri, Pülümür, Hozat, Ovacık, Mazgirt, Nazımiye, Çemişgezek, Haber,Alevi Haber, Alevi Haberleri,

Munzur Festivali’nden Notlar…

Haberler

Munzur Festivali’nden Notlar…

‘Festival’ süresi boyunca Belediye’ye yöneltilen eleştirilerin hemen çoğunun haklı bir zeminde olduğunu gördüm. ‘Festivali’in dili ve ruhu, bu hususta yöneltilmiş eleştirileri haklı çıkaracak biçimde; Dersim’e uzak, Diyarbakır’a ve/veya Kürdistan’a yakındı. 

Serhat HALİS

Sonuncusu geçen hafta gerçekleştirilen ‘Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin ardından birkaç kelâm etmenin vakti gelmiş bulunuyor. Bu ‘Festival’ süresince kaleme aldığım çeşitli not ve gözlemlerimin ‘düşün heybemde’ gittikçe ağırlaşması, ‘Festival’e dair bir yazıyı zorunlu kıldı sanırım.

Dersim’de gerçekleştirilen ‘Festival’e ilişkin tartışmalar, özellikle son yıllarda gittikçe hararetlenmekte ve ‘Festival’in ”hem biçim hem de içerik olarak yetersiz ve Dersim’e hitap etmediği”ne yönelik eleştiriler yoğunlaşmaktaydı. Bu tartışma ve eleştirilerden haberli biri olarak, 2013 ‘Festivali’ni bir gözlem(leme) kurgusu üzerinden takip ettim.

Buna göre:

– ‘Festival’ süresi boyunca Belediye’ye yöneltilen eleştirilerin hemen çoğunun haklı bir zeminde olduğunu gördüm. ‘Festivali’in dili ve ruhu, bu hususta yöneltilmiş eleştirileri haklı çıkaracak biçimde; Dersim’e uzak, Diyarbakır’a ve/veya Kürdistan’a yakındı. Bu durum, görüşünü aldığım birçok Dersimli tarafından da hoşnutsuzlukla karşılanmış ve çoğu tarafından şiddetli sayılabilecek biçimde eleştirilmiştir. Bu mevzuya yönelik (genel) eleştirel söylemin ise; ”Sanki ‘Dersim Festivali’ değil de, ‘Diyarbakır Festivali” biçiminde olduğu tarafımca gözlemlenmiştir.

– Dersim halkı, sahne alan müzisyenlerden, organize edilen diğer etkinliklere; panel ve söyleşi konularından, katılımcı konuşmacılara kadar, ‘Festival’ içeriğinin Dersim’e içkin olmadığı kanaatindedir. Buna ilişkin genel eleştirel söylem ise; ”Madem Dersim Kültür Festivali, o halde Dersim’in kültürüne yönelik bir içeriğe sahip olmalı bu ‘Festival’, Hakkâri’ninkine değil” biçimindedir. Daha önceki yıllarda aynı Belediye’nin organize ettiği ‘Festivaller’e konuşmacı olarak, şimdinin AKP milletvekili Mehmet Metiner’in getirilmiş olması ve konuşmasında Dersimli gençlere; ”Ateizmden vazgeçin, dine dönün” biçiminde telkinlerde bulunmuş olması da göz önüne alınırsa, Dersimlilerin bu konudaki hassasiyetleri daha iyi anlaşılacaktır sanırım.

Tüm ‘Festival’ boyunca, neredeyse gece gündüz demeden 24 saate yakın, Dersimlilerin anlamadığı bir dilde; Hakkari,Van, Diyarbakır yörelerine ait halay türkülerinin kent merkezinde bulunan stanttan; çevrede yaşayan yaşlı, hasta, çocuk, bebek ve dahi sıradan vatandaş hassasiyeti gözetilmeden ve umursanmadan yüksek sesle ve büyük ses kolonları kullanılarak çalınması, Dersim halkı tarafından çokça şikayet konusu edilen durumlardan biriydi.

– ‘Festival’de panel düzenlemek isteyen İsmail Beşikçi’nin, Belediye tarafından kabul edilmeyen paneli, Beşikçi Vakfı tarafından organize edilerek düzenlenmiştir. Belediye’nin Beşikçi panelini ‘Festival’ Organizasyonu dışında bırakması, ilgili çevreler tarafından yoğun biçimde eleştiriye tabi tutuldu. Beşikçinin Dersim’de gerçekleştirdiği panel konuşması ise Beşikçinin Dersim gerçekliğine dair bilgisinin kıt olduğunu gün yüzüne çıkarmış ve konuya duyarlı çevreler dışında tarafımca da ‘Beşikçi’nin Tarih Yazımı’nın; ‘Pozitivist ulusçu aklın, Kemalist versiyonunun, Kürt ayağı biçiminde işleyen bir Kürt milliyetçi yazımı’ olduğu gözlemlenmiştir.

– Dersim Merkez’de bulunan bir istinat duvarının tabelalandırılarak; ‘Dersim 38 Duvarı’ biçiminde adlandırılması ve bu duvara sadece ‘Dersim Merkez’de seçimleri temelde etkileyebilen Yusufan ve Kureşanlı iki ’38 Direnişçisi’nin portresinin asılması, halk nezdinde ‘Belediye tarafından uygulanan bir seçim yatırımı’ olarak algılanmış ve birçok kişi tarafından; ”Neden sadece Kureşanlı ve Yusufanlı var, başkaca direnişçi yok mu?” biçiminde eleştirilere tabi tutulmuştur.

– Yine ‘Festival’de, neredeyse Aleviliğe dair bir meramı duyulmamış olan Gülten Kışanak, Edibe Şahin ve Ferhat Tunç’un sıralanarak kameralar karşısında semah çekmeye çalışmaları, halk tarafından samimiyetsiz ve politik manevralar olarak algılanmış, birçok kişi tarafından ‘trajikomik bir görüntü’ olarak ifade edilmiştir.

– Aynı biçimde Hozat Belediyesi’nin yıllardır Hozat’ta yaşayan ve Belediye tarafından nedense hiç görülmeyen yoksul bir yaşlı kadını(Bese Hozat’ın annesini) bir anda ödüllendirmesi ve ‘Festival’de onore etmesi, halk tarafından; DHF ile yollarını ayıran Belediye Başkanı’nın, bir seçim politikası olarak algılanmış ve samimiyetsiz bulunmuştur.

– ‘Festival’ boyunca kentte ’21’ plakalı araçların fazlalığı gözlerden kaçmamıştır. Bu araçlarda genelde 4 veya 5 kişilik erkekli grupların bulunuşu ve neredeyse hiç kadının olmayışı dikkatli gözlemciler tarafından fark edilmiştir.

– Civar illerden gelenlerin Ramazan dolayısıyla alkol almadığını, Dersimlilerin ise alkol tüketimi noktasında sınırları yine zorlayarak ‘Alman Bira Festivalleri’ni aratmayan görüntülere vesile olduklarını belirtmek gerekir.

– Ovacık’ın bu yılki istisnai durumu hariç, ‘Festival boyunca çevre illerden gelenlerin Dersim Merkez etkinliklerini tercih ettikleri, yerli veya dışarıdan gelmiş olan Dersimlilerin ise daha ziyade ilçelerdeki etkinlikleri tercih ettikleri gözlemlerim arasındadır.

– ‘Festival’ boyunca masa başı sohbetlerinde, Dersimlilerin etnik ve ulusal aidiyetlerine ve Aleviliğin ne olduğuna dair tartışmalar, diğer yıllarda olduğu gibi bu yıl da en fazla konuşulan mevzulardandı.

Ayrıca belirtmek gerekir ki ‘Festivalde’ panel-söyleşi konuları ve bu panel-söyleşilere çağrılan konuşmacı isimlerin panel konusuyla olan alakasızlığı ve sadece siyasi figür olarak öne çıkmaları ‘Festival’in kalitesizliğine işaret etmektedir esasında. Bununla beraber meramı Dersim olmayan, esas meramı Dersim’i kendi olmaktan uzaklaştırmak olan ve ‘Dersim Festivali’ dışında adeta bir ‘Batman Festivali’ni yansıtıyor olması da, Festivalin, kimlik/karakter sorununa işaret etmektedir. Buraya aktarmamın uygun olmayacağını düşündüğüm daha pek çok izlenim ve anekdotu da değerlendirmeye tabi tutarak, ‘Munzur Festivali’nin yapısına ilişkin bir çıkarımda bulunmak gerekirse şayet; ‘Festival, hem biçimi hem de muhtevası itibariyle muazzam bir kalite ve kimlik/karakter sorunu yaşamaktadır ve bence kalitesiz ve kimliksiz bir festivalin varlığı yokluğundan daha yeğ değildir.

 

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
3 Comments

3 Comments

  1. memed Degirmenci

    13/08/2013 at 12:24

    Dersimdeki bas bela olan solcu Internet entellektüelleri,pkk ve devletin 5 nci kolu olan maymun tiyatro oyuncularinin her yil yaptiklari bir gösteri olan sözde munzur festivali dersim festivali hic bir sekilde olmamistir.Dersimin tabaklarini yaliyan bu kültürel kisiliksizler sonunda Dersim gerceginide anlamiyacaklardir,bunlar her zaman Dersimin belasi olarak kalacaklardir.
    artik bu duruma yazik demek de dogru degildir herhalde.

  2. dersim

    20/08/2013 at 13:32

    daha önce de otobüslerle batman, sirnakdan, amed den gelmislerdi,,, 50 kisilik otobüs de tek bir tane bayan yok,,,

    bu reziller dersimi herhalde disco saniyorlar,,niye sadece erkek geldigini anlatmamam gerek varmi ??? birincisi dersimli alevi kizlar rahattir diyorlar,, ikincisi de,,, e kendi kizkardeslerine izin vermiyorlarki :)))… ellerinde dtp falamalari ,,, dersimliler aksama kadar küfür ederler,, dersimlilere kemalist, katiline asik derler,,, akp ye oy veren yüzde 60 kürtlere tek bir laf etmezler,, mustafa kemale devrimci ilerici diyen apo ya tek bir laf etmezler,,,

    dersim iki tane isgal altinda,, bir tc,,, bir pkk

    düzgün baba sen bize yardim et :((((

  3. Ro$ev sîtav

    29/08/2013 at 08:44

    Kurmancî/Kirdaskî- Türkçe
    Min nivîsa hêja Serhat Halis xand.. Ez jî vê nivîsê bo we$andinê ji cenabê we ra di$înim.. Min ew nivîsa belê da çend malperan ra jî $and lê, newe$andîbûn.
    Sayin Serhat Halis in yazsini okudum ve bende yayinlaminiz i4in bu yaziyi yolluyorum.. bu yaziyi daha once bir kaç siteye de gondermi$tim fakat yayinlamami$ti.
    19.‎07.‎2013
    FESTIVALA DÊSIMÊ, NE FESTIVALA TUN-çELI YÊ (Kurmancî-Turkçe)
    Erê, disa li herdê me pi$tgirên dewleta Tirk çalakîyekî (mihracanekî/festîvalekî) dardixinin. Lê navê vê çalekîyê jî, Festivala Dêsimê, ango Dêrsim Festivali.. Ez dirêj nekim.. Ew çalakî, çalakîya Tunç-eli ya ne.. Ji berku di vê çalakîyê da, xastekên wan li ber çavan in.. Diwêjin, bila bend/baraj bên siknandin, kesên ku ji gundê xa dûrketine, derfet bê amadekirin bila gundî cardin vegerin gundê xa, gorna Pîr Riza (Erê, ew diwêjin Seyîd Riza) bila bê e$kira kirin..fb (Falan-bêvan).
    Ez diwêm ku, ew xastekana ne xastekê Dêsimîyan in, xastekê Tunç-eli yan in. Ji berku dewleta Tirk navê Dêsimê 1935 da guhart û kir Tunç-eli û dûra jî îdara xa li wîr danî û îrojî her ti$tî gor dilê xa rêva diwe..
    Lê dost-dijmin jî dizanî ku, belê Qira Dêsimê/Tertela Dêsimê, jîyana xelkê me, ango desthelatî SERBIXAYÎ/SERBIXOYÎ bû. Ji ber vêna jî, em weki xelkê Dêsimê xasteka xa yê herî xazayî/dogal dixazin.. Bila dewleta Tirk û pi$tgirên wê dewletê destra ji welatê derkevin, em jîyana xa, a Dêsimê dixazin, ne jîyana Tunç-eli yê.!
    Erê, em jîyana belî 4 Gulanê 1937 dan dixazin. Ji berku ew jîyana me SERBIXAYÎ bû. Lê em dizanin ku îro bi demek kurt ta ew pêknayê, ji ber vêna jî nêzik 2 sal belê, me daxazên xa bi $êwekî kurt raya gi$tîyê ra dîyar kir.. Daxazên me, di dawîya vê nivîsê da ne..

    DÊSIM FESTÎVALÊ, TUN-çELI FESTÎVALÊ DEGIL

    Evet yine bizim topraklarda devlet yanlisi guçler bir festival duzenliyorlar. Bu festivalin ismini Dêrsim Festivalê koymu$lar.. Uzatmadan hemen soyliyeyim. Bu etkinlik Dêrsimê ilgilendiren bir etkinlik olmadigini, festivali yonetenlerin isteklerinden de anla$iliyor. Istekleri kisaca $oyledir; Barajlar durdurulsun veya yapilmasin, mecburiyetten dolayi koyunu terketmek zorunda kalanlarin tekrar koylerine geri donmesi için imkan taninmasi, Pîr Riza (onlar Seyid Riza diyor) nin mezarinin yeri bize gosterilmesi..vs vs.
    Dikkat ettiyseniz, bu isteklerin hepsi Dêrsim isminin 1935 te degi$tirlip Tunç-eli olduktan sonra ki isteklerdir. Devlet bu isim degi$ikligi yaptiktan sonra her$eyi kendi gonlunce yurutmeye çali$iyor.. Bu isteklerde devletin zoruna gitmiyor çunku, Tunç-eli bu kesim tarafindan da kabulediliyor.. Tabi mesele Tunç-eli ismi degil, mesele ya$am $eklidir.. Geçelim.!
    Dost-du$man biliyor ki, 4 mayis 1937 ye kadar, yani katliamdan once, Dêrsim OZERK bir ya$am surduruyordu.. Bundan dolayi da, biz Dêrsim halki olarak dogal hakkimiza kavu$mak istiyoruz. Kisaca diyoruz ki, biz Tunç-eli ya$amini istemiyoruz, Dêrsimê ya$amak istiyoruz.. Evet biz biliyoruz ki, OZERKLIK meselesi bugun aninda haledilecek bir mesele degil. Bundan dolayi bugun çok basit olan isteklerimizi 2 yil oncesine kadar kamuoyuna duyurmu$ bulunmaktayiz.. duyurumuzu, bu yazinin sonunda okuyabilirsiniz..
    DAXAZÊN MIN – ISTEKLERIM (Kurmnancî/Türkçe)

    (Diwêjin ku, bila herkes pirsgirêk, dîtin, û xastekên xa ji desthelatîyê/hukumatê ra, dikarî bi e$kire biwêje. Min jî got, ê rind. Xastekên min jî îro ew in).

    Demek dirêje li welêt , him qala demokrasîyê tê kirin, him jî qala mafê merîyan. Ti$tekî balkê$ jî ew bû ku, serokwezîrê Tirkîyê R. Tayip Erdogan, dema ku qala Qira/Tertela Dêsimê kir, wî jî çekûya ” qira Dêsimê” karanî. Edî ez jî weki mafparêzê merîyan dikarim 2 xastekên xa destnî$an bikim.

    1-Tê zanîn ku, 1937-1938 da carik din “Tertela Dêsimê“ pêk hat. Pi$tî vê qirê jî li Dêsimê 1938 da mizgeft/camî, mînare hatine çikirin. Em rind dizanin ku, xelkê Dêsimê Sersor/Qizilba$ e. Ew camî û mînare jî pi$tî tevgera bi navê “Tunc-el”ê hatine çêkirin. Yanê ew camî û mînare jî weki berdewamîya “Qira Dêsimê” ye. Bi $êwekî din, weki çavtirsandina xelkê me ye. Ji ber vêna jî ez dixazim, bila li Dêsimê ew mizgeft û mînare bi demek kin da bên rakirin, an jî bên girtin.

    2-Xasteka min ya dudîyan jî ew e. Edî ne hevceye ku, em dûrûdirêj qala Qira Dêsimê bikin. Edî e$kireye ku, Qira Dêsimê bi fermana Ataturk hatîye pêkanîn. Ji ber vêna jî, edî ez jî weki mafparêzê merîyan naxazim heykelê Ataturk li Dêsimê biwînim. Ez vî jî biwêjim. Ew heykel pi$tî 1963 da hatine çêkirin.

    Merî hewkî berfereh helnî-daynî rastî jî ti$tekî fedîye ku, heykelên berpirsên kujerên xelkê, li ber çavê wî xelkî bê çikandin/danîn.. Ma weqas merîtî nemaye ku, xelkê wê dewerê herdem bi tirs, herdem bi xofa Qira Dêsimê bijî.. Ma mafparêzê merîyan ji hemberî vî karî nikarin helwesta/berteka xa nî$an bidin..
    Ez carik din jî biwêjin ku; li bajarê Dêsimê bila camî-mînare bên hel$andin/girtin û heykelên Ataturk jî bên rakirin.

    Têbinî; 4ê Gulanê qe nayê bîra kirin ku, heta ku dewleta Komara Turkiye yê heye.

    ÎSTEKLERIM..

    (Bugünlerde deniliyor ki, herkes dü$üncelerini ve isteklerini açik bir $ekilde hükümete iletebilir, soyliyebilir. Bende iyi bir $ey olur diye, isteklerimi burdan da duyurayim dedim).

    Uzun süredir, demakrasi ve insan haklari ile ilgi bir çok konu tarti$iliyor. Bu arada Türkiye ba$bakani R. Tayip Erdogan da „Dêrsim Katliami” terimini kulandi. Bundan dolayi ben de bu 2 istegimi kamuoyuna ve hükümete duyurmak istiyorum.

    1-Bilindigi üzere 1937-1938 arasi bir kez daha Dêrsimde bir katiam ya$andi.. Bu katliamdan sonra 1938 de Dêrsim de cami ve minareler yapildi. Dêrsim halkinin Sersor/Kizilba$ oldugu unutlumazsa, bu cami ve minarelerin de, katliamin bir devami oldugu açikca gorülecektir. Bundan dolayi Dêrsim de cami ve minarelerin hemen yikilmasini veya kapanmasini istiyorum. Çünkü Dêrsim halki, hergün o cami ve minarelere bakarak da, o katilami yeniden ya$amak istemiyor, diger insanlarda istememeli..

    2- ikinci bir istegimde $udur; bilindigi üzere “Dêrsim Katliami“, bir $ekilde Ataürk` ün emriyle gerçekle$mi$tir. Bende bir insan haklari savunucusu olarak, Atatürk`e ait olan heykelerin Dêrsim de kaldirlmasini istiyorum. (Bu heykeller 1963 ten sonra yapildigini da belirteyim).

    Zaten insan azicik geni$ dü$ünmeye ba$larsa, bir bölgede katliam emrini veren veya bir $ekilde buna engel olmiyan ki$inin, ayni bölgede heykelin dikilmesi veya onu animsatacak i$aretlerin bulunmasi gerçekten utanç verici olmali..

    Hele bir dü$ünün.! Dêrsim halki hergün kendi insanini katleden birisinin heykelini görsün.. Ve her gördügünde de, katliamin acilarini yeniden ya$asin ve yeniden o korku dolu günleri ya$asin veya o korkunc olayin etkisine girsin..vs. Ve bu durumu bilen insan haklari savunuculari da buna sessiz kalsin.! Buna yanli$ demek te yetmiyor, kelimenin tam manasiyla ayip oluyor.

    Bir daha tekrarliyayim; ben bir insan haklari savunucusu olarak, Dêrsim de cami-minarelerin yikilmasini veya kapanmasini, Atatürk heykelinin de kaldirilmasini istiyorum.

    Not: 4 Mayis unutulmiyacak, Turkiye Cumhiriyeti varoldukça.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twenty − 6 =

More in Haberler

To Top