Connect with us

Dersim News, Dersim Haber, Dersim

Haydar Karataş’ın Sarsıcı Romanı: ’On İki Dağın Sırrı’

Dersim Edebiyatı

Haydar Karataş’ın Sarsıcı Romanı: ’On İki Dağın Sırrı’

On İki Dağın Sırrı’nı okduğumuzda, kudretin nasıl siyasallaştığını, iktidarlaştığını; kötülüğün nelere kadir olduğunu daha iyi anlıyoruz.

PAKİZE BARIŞTA

Edebiyat,sabır taşını çatlatır!

Acı bazen o kadar yoğundur ki, insan onu unutmak ister, dile getirmemeyi seçer.

Ancak hiçbir şey unutulmaz…

Zamanın sabrına terk edilir!

Zaman, sabır biriktirir, acıların emanetçisi olur.

Bir gün gelecek, zamanın ruhu harekete geçecek ve sabır içine sabır gömülmüş ozamantaşı çatlayacak, sabırı oluşturan o müthiş, dayanılamaz denen acılar, edebi bir yolla adeta ortaya saçılacaktır.

Insanın insana ettiği, egemenin mazluma çektirdiği, kıyamın çaresizi yok ettiği, kardeşin kardeşi katlettiği bir acılar manzumesi; trajediyi bile aşan analtımlarla, yaratıcı bir yazı marifetiyle evren kaydına geçirilecektir.

Edebiyat, bir manada bunun için vardır.

Acılarla yüklenmiş duyguları zuhur ettirir adeta.

Birdenbire karşılaşırız böyle bir metinle; ki, hikaye edilenin kaynağı da gizliliğinden birdenbire kurtulur böylece.

Edebiyat, sabır taşını çatlatmıştır çünkü.

Tarih bütün ruhuyla ortaya çıkmıştır ve zalim çıplaktır artık!

Dersimli Haydar Karataş’ın ikinci romanı On İki Dağın Sırrı, işte böyle bir edebiyat örneği.

“(…) Talip, dedi, ‘ikrar nedir bilir misin? O ikar denen şey şu Anadolu’nun, bu Dersim hududunun harcıydı, o harca zalimin suyu karık oldu. Daha görülmemiştir ikrarın ikrarı pusuya düşürüp zalim olanın hududunda mekan almak istediği…’ ‘Talip, benim küçük oğlana sorsan, bu tarlaya çiçek tarlası der, oysa o bir fasulye tarlası, çünkü tohumunu biz attık, her ot kendi kökünnün üzerinde olur Talip, ektiğin tohumda başka bir bitkinin zuhur ettiği gröülmemiştir. Bu Dersim’in tohumunu efsunlayan Cenabıhak neden başka bir şey zuhur etti? Anlamak zor.’ (…)”

Dersim’in dumura uğratılmaya çalışılmış hafzasını, yazar Haydar Karataş dünyaya açıyor, On İki Dağın Sırrı’nda.

Bu öylesi bir feryat beyanı ki; coşan, seller gibi taşan bir edebiyat; dağları deviren, dereleri aşan bir destansılık.

Acının yazıya sığınması adeta.

Bu yazı ki, yerinde duramıyor!

İleriye doğru fırlamak isteyen bir at gibi geriliyor ve unutturulmuş gerçekliğe doğru yöneliyor bütün gücüyle.

On İki Dağın Sırrı’nı okduğumuzda, kudretin nasıl siyasallaştığını, iktidarlaştığını; kötülüğün nelere kadir olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Dersim’e, Dersim inasnlarına reva görülen zulüm; hayatların eğemenlik ve mülkiyet girdapları içinde savrulmasının, hakla ilgili en küçük bir direnmenin büyük katliamlara yol açtığı, işbirlikçiliğin, öldürerek ve kaçırarak toprağa el koymanın, kardeşi kardeşe, aşireti aşirete vurdurmanın trajik bir sunumu, bu has edebiyat.

Dersim’in acılı sesi, bir yazı ozanının hecelerinde, kelimelerinde ve cümlelerinde duyuluyor adeta: „Talip, sen sen ol, hükümetten uzak dur, hükümeten uzak durmanın acısı büyüktür ama ölümü temizdir, hepimiz her sabah kalkar kalkmaz yüzümüzü güneşe döner, dilek tutarız. Şu yeryüzünde, yatağından kalkıp da, yüzünü doğan güneşe dönmeyen var mıdır?’ (…) ‚Talip, en büyük söz o güneşe dönerken söylenen sözdür, bir de insan atasının söylediği sözdür, ama bazıları güneşe bakar da onu göremez.“

On İki Dağın Sırrı, büyük bir merhamet romanı.

Korku, insanlığa olan tehdit o kadar büyük ve acımasız ki, Dersim’de belki de tarih kurulduğundan beri yaşatılan ve zenginleştirilen merhamet –insanlık vicdanı- zulmün kaynakları tarafından güç karşısında eriyor ve Dersimlilerin içinde korku tünelleri açıyor. Roman, 1938 katliamını işaretlerken, önceki dönemlerin insanlık dışı birikimlerine de olağanüstü duyarlı bir biçimde değiniyor.

Haydar Karataş, 1915 yıllarındaki gibi büyük bir felaketin geleceğini, Dersimlilerin o derin kültürleri içindehissetmeleri üzirene kurmuş romanını.

Dersim ruhu, Dersimlinin sazı, sözü, semahı (ister Kürt, ister Alevi, ister Ermeni olsun) sonsuza dek yasaklayacak, yok edilecektir! Romanda çok iyi anlatıldığı gibi; bu işe karar vermiş devlet tarafından ahlakın, ulviyetin devreye sokulmasıyla başarılacaktır bu. Pirler, keşişler, ozanlar tehlikelidir ve mutlaka açtıkları yollardan her ne papasına olursa olsun döndürülmeleri gerekir, hatta o yollarda sonsuza dek ortadan kaldılmaları kanun emridir neredeyse.

Ve mutlaka kann akacaktır. Dersim ikrarı başka türlü tasfiye edilemez zira. Ki, bu ikrarın içinde „Dersim Uygarlığı“nın, insanlık tarihinin en önemli kültürlerinden biri olan pagan kültürü de vardır.

Dağın, taşın, ağaçın, suyun, yılanın, çiçeğin insandan hiç farklı görülmediği o muhteşem  kültür.

Haydar Karataş’ın bu romanı edebi açıdan kolay kolay tanımlanamayacak bir yazı türü bence. Trajik olanın masalla buluşturulduğu, masalın destanlaştığı, destanın masalın anlamını değiştirdiği, hikaye örgüsünün kimi zaman anlatcılıkla beslendiği, kimi zaman da o anda yaşanıyormuş gibi hal aldığı bir yazıyla karşı karşıyayız.

İnsanın, doğanın özünden geçen bir dile sahip On İki Dağın Sırrı.

Mutlaka okunmalı derim ben.

(On İki Dağın Sırrı, Haydar Karataş iletişim Yayınları)

Taraf

Sosyal medyada paylaşın
        
   
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

14 − 12 =

More in Dersim Edebiyatı

To Top